Bugünün Kitapları
Nar Taneleri
Gayriresmi Portreler
Dün ile bugün arasındaki örtüşmenin, çatışmanın ve yüzleşmenin anlamlı olabilmesi, sosyalistlerin yakın geçmişlerinin açığa çıkartılması ile mümkün. Geçmişin bilgisinin ve deneyiminin `sol resmi tarihler`in kavramlarına terk edildiği düşünüldüğünde, o tarihin hem nedeni hem sonucu olmuş binlerce militanda içerilen hayatların ve bilgilerin açığa çıkarılması önemli.
Sürüne Sürüne Erkek Olmak
“Teslim olduğum ilk gece ağladım. Özlemden, endişeden… Ama askerlik gerçekten erkekliği pekiştiriyor. Çocukluk durumunu atıyorsun, kendine olan güveninin şey yapıyor. Silahtır milahtır, Allah'tır, vatandır; Allah, Allah nidalarıyla tatbikata çıkıyorsun, Allah Allah ile taarruz veriyorlar. Kendini yere atıyorsun sürünüyorsun.
Bizim Gizli Bir Hikayemiz Var
Dağdan Anneliğe Kadınlar
Dağlarda başlayan hikâyeleri Güney Kürdistan’a, İsviçre’ye, Almanya’ya, Belçika’ya uzanan kadınlar… Geçmişte PKK’ye katılmış, bugün ise yurtdışında sürdürmek zorunda kaldıkları hayatlarına çocuklarıyla bağlanan, eski gerilla anneler…
Yoldan Çıkmış Simalar
Yoldan Çıkmış Simalar okuru kenarda köşede kalmış gözüken ama özellikle bir döneme, birçok insanın hayatına damga vurmuş, müzik zevki aşılamış, toplumun kendilerine biçtiği rolü kabul etmeyen, “nevi şahsına münhasır” bu insanların arasında dolaştırıyor. Öte yandan alttan alta da memleket müzik tarihinin, bilhassa rock ve türlerinin seyrine de ışık tutuyor.
İsrail Sözlüğü
Siyonistler, Muhalifler, Tarihçiler, Eylemciler, Yerleşimciler, İsrailliler
İsrail hakkında ne biliyoruz? Ortadoğu’da ABD’nin stratejik müttefiki...? “Bölge”nin nümunelik demokrasisi...? Filistin’i işgal altında tutan “zalim”/“terörist” devlet...? Arap ve Müslüman dünyasının baş düşman imgesi...? Antisemitizm mağdurlarının ve Soykırım’ın kurbanlarının sığınağı...? “Vaadedilmiş Toprak”? İsrail Sözlüğü, tarihiyle, insanlarıyla, tartışmalarıyla İsrail’i anlatıyor.
Yengeler Cumhuriyeti
Yenge… Ne kadar sık duyduğumuz bir hitap, bir ad. Kadını evlilik ilişkisi üzerinden tanımlayışıyla, onun “sahipli” olduğunu vurgulayarak “korumaya” almasıyla, ataerkilliğin bir alâmeti. “Yengelik realitesi” üzerine zevkli denemeler…
Putin Ne İstiyor?
15 yılı aşan bir süredir Rusya’da iktidarda olan Putin’in hedefinde ne var? SSCB yıkıldıktan sonra Rusya’nın sahip olduğu kırılganlıkları saklamaya çalışırken, “yakın yabancı”daki renkli devrimler, Arap Baharı, Ukrayna çatışması ve Suriye krizindeki rolleri nedir? Bunlar iktidarını nasıl etkiliyor? Batı ile kurduğu ilişkiler ne kadar gerçek? Sonuç olarak Putin gerçekten ne istiyor? Jean-Robert Jouanny bu soruların peşinde, Putin’i ve Putin’in Rusyası’nı mercek altına alıyor.
Türkiye'de IŞİD
Örgütlenmesi ve Eylemleri
İsmail Saymaz, Türkiye’de IŞİD’in örgütlenmesi ve eylemlerini, bu konuda açılmış bütün dava dosyalarını etraflı bir biçimde ve titizlikle inceleyerek, gözler önüne seriyor. Bu örgütün düzenlediği Diyarbakır, Suruç, Ankara Garı, Reina, Atatürk Havalimanı ve diğer kanlı eylemlerin toplu bir değerlendirmesini sunuyor.
Mahallenin Delisi
“Deli”ye, onun gerçekliğine, hayat tarzına, hayat görüşüne hem akılla hem gönül gözüyle bakıyor Nilgün Sonkan; ve “deli”nin, onunla ilişki içindeki “normal”lerle bir ortak hayatı, bir fiilî ve duygusal alışverişi olduğunu gösteriyor.
Kan ve İnanç
PKK ve Kürt Hareketi
2007’de ABD’de yayımlandığında büyük ilgi gören ve PKK konusunda bugüne dek yazılmış en nesnel ve kapsamlı çalışma olarak nitelenen Kan ve İnanç, Aliza Marcus’un yıllara dayanan emeğinin ürünü. PKK militanlarıyla görüşen ilk Batılı gazetecilerden biri olan Marcus, 1989’dan beri Güneydoğu’daki gelişmeler, Kürt sorunu ve PKK hareketi hakkında haberler yapmış, makaleler yazmış ve hatta bunlardan biri dolayısıyla yargılanmış bir isim.
Sözde Terörist
Bir Demokrasi Polisiyesi
Çoğulcu demokrasiyi, örgütlü toplumu, özgür bireyi ve eleştirel aklı hedef alan “devlet terörü” eliyle, yasal hakları kullanmak bile terör suçu sayılıyor. Sonuç ortada: ÖYM’lerde yargılanan sekiz bini tutuklu yetmiş bin sanıkla Türkiye, 12 Eylül mahkemelerinin rekorunu bile geride bıraktı.
"Kolay Gelsin"
Meslekler ve Mekânlar
Bazısı hep geçer akçe, bazısı yok olmaya yüz tutmuş, bazısı bambaşka bir şekil alarak devam eden meslekler... Bazı meslek ve zanaatların yok oluşu, doğrudan doğruya Türkiye’deki Rum, Ermeni, Yahudi nüfusun azalmasıyla ilgili bir kayıp, bir eksilme. Rita Ender’in söyleşileri, bu meslekleri tutkuyla, özenle yapan ustaların dünyalarını açıyor bize.
"Nasıl Korunabilirdik?"
Şiddete Uğrayan Kadınlar ve Çocuklar
Çalışma, ev içi şiddeti bir deneyim olarak inceliyor: Şiddetin “takvimi” nedir, nasıl başlıyor, nasıl işliyor, nasıl bir döngüsü var? “Nedenler” neler - “gerçek” nedenlerden öte, “bulunan”, “tutunulan” ve algılanan nedenler? Mağdurlar, uğradıkları şiddeti nasıl yorumluyor ve anlamlandırıyorlar? Baş etme mekanizmaları nelerdir, nasıl işliyor?
Aynanın Önünde Cımbızın Ucunda
Kuaför Kitabı
Kuaförde geçen hayata, rengârenk bakışlar var elinizdeki derlemede. Esasen kadınların deneyimleri üzerinden; “horoz”undan “kırığına”, pavyon kuaförlerinden gelin başı yapanlara ve tesettür modasına, “salaş doğal”dan ”üzüm salkımlı topuz”a, türlü marifetleri, türlü tipleri, türlü huyları, türlü hikâyeleriyle, kuaför “realitesi”…
Putin'in Aklında Ne Var?
Michel Eltchaninoff, birçok övgüye değer görülen bu çalışmasında Kırım’ın ilhakı ve Suriye’ye Rus müdahalesinden beri akılları kurcalayan bir soruyu cevaplamaya çalışıyor: Putin’in aklından neler geçiyor?
Kadınlık mı? Annelik mi?
Annelik, kadın olmanın bittiği nokta mıdır? Eğer günümüzün “ideal anne”sinden söz ediyorsak, evet… Beklentiler öylesine ağır ki kadının anneliği “hak etmek” için ekonomik özgürlüğüyle birlikte sosyal ve cinsel hayatından da vazgeçmesi gerek… Hayatından ödün vermeye yanaşmayan “anne-kadın”ın ise sinirleri sağlam olmalı.
28 Şubat’tan 15 Temmuz’a Darbeye, Diktaya, Medyaya
İtirazım Var
Derya Sazak, bu kitapta, Milliyet gazetesinde geçirdiği otuz yıl boyunca, 1990’ların yükselen sektörü medyada, dönemin güçlü isimlerinin aralarındaki mücadeleleri, gruplar arasındaki rekabeti, iktidar muhalefet kavgalarını, kazanan ve kaybedenleri, 28 Şubat’tan 15 Temmuz darbe girişimine kadar tanık olduğu gelişmeleri ve gözlemlerini aktarırken, medya ve demokrasi tarihimizin tartışmalı dönemlerine ışık tutuyor.
Türkiye ve Rusya İlişkilerinde Değişen Dinamikler
Kuşku ile Komşuluk
Kuşku ile Komşuluk: Türkiye ve Rusya İlişkilerinde Değişen Dinamikler iki ülke arasındaki etkileşimin bir yandan tarihsel panoramasını çizerken diğer yandan bu tarihselliği günümüzdeki sorunlar ve ortaya çıkan yeni uyuşmazlık başlıkları etrafında ele alıyor. Çatışma, gerginlik, uzlaşma ve işbirliği parametrelerinin yetip yetmediği sorun alanlarını olabildiğince ayrıntılı bir şekilde incelerken, iki ülkede mevcut olan medya rejiminden siyasal muhalefetin konumuna kadar önemli pek çok meseleyi de araştırma çerçevesine dahil ediyor.
Barış İçin Akademisyenler
Olağanüstü Zamanlarda Akademiyi Savunmak
“Barış İçin Akademisyenler” girişimi adına, “Kürt sorununda barışçı çözüm” talebiyle yayımlanan “Bu suça ortak olmayacağız” başlıklı bildiri, Türkiye tarihinde akademi üzerindeki belki en kapsamlı baskı uygulamasına vesile oldu.
Fıtrat
İş Kazası Değil, Cinayet
Türkiye’nin son otuz yıldır geçirdiği iktisadi dönüşüm, tüm çıplaklığıyla işçi ölümlerinde çıkar karşımıza. Başarılı gazeteci İsmail Saymaz, bu cinayet mahallerine dönüp bir kez daha bakıyor, cinayetin delillerinin izini sürüyor Fıtrat’ta…
Diyarbakır 5 No.lu
"İnsanların bütün beklediği bir lokma ekmek, bir bardak su ve ölmeden akşamı getirmekti. Aynı ranzada yattığımız kişiyle bile bazen günlerce bir şey konuşamazdık. Bunun için fırsat olmazdı"
Türkiye'nin Anayasa İmtihanı
Cumhurbaşkanlığı - Başkanlık Tartışması
Üretken anayasa hukukçusu Murat Sevinç, anayasa değişikliği teklifinin etraflı bir analizini yapıyor. Başkanlık, yarı başkanlık ve parlamenter sistem modellerinin hiçbirine uymayan bu “Cumhurbaşkanlığı sistemi”nin kendi içindeki analiziyle yetinmiyor. Bu modeli, içinden çıkıp geldiği anayasa tartışmaları ve Türkiye sağının “millî iradeci” arayışı içinde konumlandırıyor.
Failin Kahkahası: Breivik ve Diğerleri
Öldürme Hazzının Psikogramı
Klaus Theweleit, gaddarlığın anlamını sorguluyor. Arkasında nasıl bir mesele, nasıl bir sosyallik, nasıl “güdüler” var? Belirli ideolojik şekillenmelerin etkisi ne, internetin etkisi ne, “erkekliğin” etkisi ne? “Tamamen normal erkekler” ile “vahşi katliamcılar”ı birbirinden ayıran baraj kapakları bir kez yıkılmaya görsün, gaddarca şiddetin nasıl olağanlaşabileceğine de dikkat çekiyor bu arada yazar. Guantánamo örneğine de bakarak, kurumsal, resmî yapıların bu gaddarlığın üretimindeki olmazsa olmaz payına dikkat çekiyor. Zamanın ruhunun ve “insan”ın -bilhassa “erkeğin”- tekinsiz yanına ışık tutan bir kitap.
Alacakaranlıkta Ortadoğu
Suriye: Yıkıl Git, Diren Kal!
Suriye’de ne oldu? Deneyimli gazeteci Fehim Taştekin bu konuda verilebilecek cevapları, en zengin biçimde ortaya koyuyor.