Memleket Kitapları
Ben û Sen
Bir Memleket Mekânı
Ahmet Çakmak, Ben û Sen’in her zaman dönemin toplumsal ve siyasî havasıyla dolu olan renkli ortamını anlatıyor. Kendi çapında efsaneleşmiş anılarını, rivayetlerini, müdavimlerini, özel tiplerini hikâye ediyor.
Sırrını Surlarına Fısıldayan Şehir: DİYARBAKIR
“Diyarbakır; harcı, acı ve hüzünle karılmış ama umudu her zaman diri tutmuş, ebedi kent... Diyarbakır; bedeninde derin yaralar açılmış yaralı kent... Diyarbakır; ahir zamanlardan bu yana, zamanın ve insanın sayılamayacak kadar çok musibet ve felaketine karşı durabilmiş, dayanabilmiş bir kent. Bir erdemli yürek. Diyarbakır; acısı, hüznü ve umudu henüz yeterince seslendirilmemiş kent…
İcad Edilmiş Şehir: Ankara
İcad Edilmiş Şehir: Ankara okurun elinden tutup geçmişten günümüze uzanan başkenti farklı yönleriyle bazen tatlı tatlı, bazen de sert mizacıyla anlatıyor, etraflı bir şehir turuna çıkarıyor…
Kenarın Kitabı
“Ara”da Kalmak, Çeperde Yaşamak
Kenarın Kitabı, şehirlerin kentsel sahnesinin kenarlarına bakıyor. Kentsel dönüşümün gözden ıraklaştırılan sahne arkalarına bakıyor.
"Dünyada Van"
Nüfus, Etnisite, Tarih ve Toplum
Van, “Dünyada Van, ahirette iman” veya “Bu dünyada Van, öbür dünyada cennet” gibi özlü sözlerle methedilmiş bir diyar. Kadim bir medeniyet merkezi, bir geçit yeri, çok şeyler görmüş geçirmiş, kimlerin kimlerin yurt tuttuğu veya ağırlandığı bir belde. Bu derleme, Van’ı mümkün olduğunca çok cephesiyle tanımaya dönük bir çalışma.
Memleket Garları
Haydarpaşa, Sirkeci, Basmane… Memleketin namlı garları. Hele Haydarpaşa: 2008’de yüz yaşını doldurduğu günden beri akıbeti konuşuluyor, hayatına bir gar olarak devam edip etmeyeceği kaygıyla bekleniyor. Hiç şüphesiz, Türkiye’nin belli başlı manzaralarından, tipik şehir peyzajlarından biri o: Haydarpaşa.
Memleket Hikâyeleri
“Bu kadar çirkinleşen ve kimliğini kendi elleriyle tahrip eden şehirler bende memleket hissi değil, öfke ve öfkeden yorgun düşünce de acıma ve teessüf hissi uyandırıyor. Memleket hissi ile köklere bağlılık arasında bir korelasyon olsa gerek. Bir bütün olarak ülkeme bağlıysam da köklerime bağlı değilim. Çünkü köklerimin nerelere uzandığından habersizim.
Taşraya Bakmak
Taşra: Darlık, boğuntu, kasvet, tekdüzelik, kenarda kalmışlık, gerilik, bağnazlık, kavrukluk, güdüklük... Taşra: Saflık, samimiyet, sıcaklık, sahicilik-otantiklik, sükûnet, asûdelik... Buna benzer olumlu-olumsuz klişelerle anılır taşra. Peki o klişelerin ötesinde ne var?
Herkesin Bildiği Sır: Dersim
Tarih, Toplum, Ekonomi, Dil ve Kültür
Tunceli’nin hakiki/otantik adı Dersim, artık daha sık telaffuz ediliyor. Dersim adının değiştirilmesine, dahası yasaklı bir kelimeye dönüşmesine yol açan 1938 kıtali, bir zamandır Türkiye’nin gündeminde. Sadece coğrafyasıyla değil, özel kanunuyla, onyıllardır süren tedbirlerle “kapatılmış” Dersim, herkesin bildiği bir sır, aslında.
Gri Yeşil: İzmit
Roma’ya uzanan tarihiyle, kültür-sanat (özellikle tiyatro) sahnesiyle, toplumsal hayatıyla, yerel basınıyla, tabii pişmaniyesiyle, üniversite ortamıyla, SEKA’nın unutulmayan mirasıyla, emek hareketiyle, depremin acı hatırasıyla, kent kimliği etrafındaki arayış ve tartışmalarla, bir de Değirmendere’siyle… Bir İzmit şehrengizi.
Demir Çelik Karabük
Bir İşçi Kentinin Hikâyesi
Sanayiyle, (şehrin futbol kulübüne de adını veren) Demir Çelik’le özdeşleşmiş bir yer, Karabük. Bir işçi şehri–muhafazakâr bir işçi şehri. Ali Karatay, son derece ayrıntılı, analitik değeri de yüksek incelemesinde, işte bunun, “sağcı, köylü ve muhafazakâr” bir işçi şehrinin hikâyesini anlatıyor.
Tren Bir Hayattır
“Tren, yalnızca yolcuları taşımaz kuşkusuz; irili ufaklı ‘belirtiler’ de trenle taşınır. 12 Eylül’ün Kars’a trenle taşındığını görebiliyorduk; vagonlardan askerler iniyor, iner inmez içtima ediyorlardı. Yol kenarında oynayan çocuklara göz kırpanı bir yana, kimisi görevi benimsemiş, etrafa öfkeyle bakıyordu.” Faruk Duman
Karadeniz'in Kaybolan Kimliği
Karadenizli’yle Laz’ı aynı şey saymak, Karadenizliler hakkındaki klişelerin ve yanılgıların en bilineni. Karadenizli klişesinin üzerini örttüğü, Karadeniz’in resmî tarihinin unutturduğu daha neler var… Karadeniz’in Kaybolan Kimliği, birçok boyutuyla, Karadeniz’in yitik çehrelerinin izini sürüyor.
Aşrı Memleket
Trakya’nın Renkli Dünyası
En “şen” Memleket Kitapları’ndan biri elinizdeki… Hayatın kıyısında değil merkezinde bir eğlence kültürü, içki muhabbeti, mutfak, Rumeli ağzı, hüzünle neşe arasında en hızlı ritmi tutan türküler…
Asi Gülüşlüm
Ah Güzel Antakya
Hakan Mertcan’ın hazırladığı derleme, zengin içeriğiyle sunduğu bilgiden öte, bir memlekete, bir diyara duyulan aşkın numunesi…
Gurbet Pastası
Hemşinliler, Göç ve Pastacılık
Hemşinliler, geçtiğimiz yüzyıl dönümünde ekmek parası kazanmak için Rusya gurbetine gittiler. Orada, ekmek ve pasta yapmayı öğrendiler. Hem de çok iyi öğrendiler. Bizzat Rusya’da nam salacak, İran’da, Polonya’da muteber pastaneler açacak kadar. Sonra, Hemşinliler fırıncılığı, pastacılığı bütün Türkiye’ye taşıdılar. Memleketin hem büyük kentlerinde hem taşrasında pastaneler açtılar; pek çok yerde, oranın ilk pastanesiydi bunlar…
Sanki Viran Ankara
Ankara'nın, Türkiye'de modern kentleşmenin vitrini olarak tanzim edilmesinin üzerinden on yıllar geçti. Vitrin eskidi, kıyafetler epridi, dekor yıprandı, mankenlerin kolu bacağı koptu. Funda Şenol Cantek'in derlemesi, Ankara'nın heyecanlı modernleşme tarihi içinde 'düşkünleşmesi' hakkında bir kitap.
“Yüz Karası Değil, Kömür Karası”
Zonguldak
Zonguldak, bir işçi şehri; Türkiye’de işçi sınıfı kültürünün belli başlı havzalarından biri. Elinizdeki derleme, “deresi siyah akan” diyarın elbette öncelikle bu yanına bakıyor.
Trabzon'u Anlamak
Trabzon, son yıllarda linç girişimleriyle, cinayetlerle anılıyor; “tahrik olmaya hazır”, -hatta bunun için fırsat kollayan!-, bir şehir manzarası arz ediyor. Oysa, bu Doğu Karadeniz liman metropolünün geçmişinde köklü ve zengin bir şehir kültürü var... Bununla beraber, sarsıcı sosyo-ekonomik, etno-kültürel, politik alt üst oluşlar da var.
Başkent Üzerine Mekân-Politik Tezler
Ankara'nın Kamusal Yüzleri
Ankara´nın `başkent` kimliğini ve ondan öte Cumhuriyet´i, ulus-devleti simgeleyen üç meydanı: Kızılay-Ulus-Sıhhıye... 1950´lere dek, Cumhuriyet´in kamusal mekânları idi bu meydanlar... Sonra, gitgide, bir yandan trafik kavşağına dönüştürülerek depolitize edildiler, bir yandan da `öngörülmemiş`, ya da `istenmeyen` bir çoğulculuğa alan açtılar.
"Karardı Karadeniz"
“Karardi Karadeniz, sardı dört yanumuzi / Bu gaybana sevdaluk, alacak canumuzi…” Hasan Tunç’un meşhur türküsü böyle söyler... Bu kitap, kararan Karadeniz’in mâkus yakın tarihine bakıyor: Ekonomik çöküntü, yoksullaşma, çay tarımının sorunları, göç ve nüfus kaybı, milliyetçi feveran, kent kültürünün aşınması, sosyal gerileme, kültürel asimilasyon, sahil yolunun ve hidroelektrik santrallerinin yol açtığı tahribat, “Nataşalar” ve kadın-erkek ilişkilerinde kriz…
"Yaban"lar Ve Yerliler
Başkent Olma Sürecinde Ankara
Ankara’nın, Cumhuriyet Türkiyesi’nin başkenti olarak yeniden kuruluşu, tutkularla ve sancılarla yüklü bir süreçti. Yeni Türk ulusunun inşasının söylemsel modeli ve bir nevi sergi mekânı idi, Ankara. Halkı vatandaşa dönüştürme projesinin, Batılılaşma, modernleşme, medenileşme ülkülerinin sosyal şantiyesi idi…
Adana'ya Kar Yağmış
Adana Üzerine Yazılar
Adana, hiçbir zaman herhangi bir vilâyet olmadı. Kendine mahsus ve 'dik'ti. 'Esprisi' olan bir yerdi. Tantanası olan bir yerdi. Behçet Çelik elinizdeki kitabın Sunuş'unda belirtiyor; Adana'yı çağrıştıran öyle çok imge var ki: Sıcak, pamuk, portakal, pamuk işçileri, tekstil, kebap, şalgam, kabadayılık, küfür, edebiyat... Veya, Can Kozanoğlu'nun 'dışardaki' Adanalı karikatürü hakkında söyledikleri: Zengin, kaba, küfürcü, kavgacı, âlemci, eğlenceli, erkek…
İzmir Kültürpark'ın Anımsa(ma)dıkları
Temsiller, Mekânlar, Aktörler
Analitik bakışın, hatıralarla, sevgiyle ve “yerel”in ayrıntısıyla zenginleştiği bir kitap.