#şehir Etiketindeki Kitaplar
İlkçağ'da İzmir
Kentin, En Eski Çağlardan İ.S. 324'e Kadar Tarihi
Kuruluşlarından, coğrafi konumlarından ve asıl olarak tarihî serüvenlerinden ötürü önemli ve şanslı sayılan bazı kentler vardır. Bu değerlendirmeler ölçeğinde bu şansı en fazla yüklenmiş şehirlerden biridir İzmir. Nitekim kent sadece bu unsurları barındırmakla kalmamış, hem tarihî özellikleri hem de doğal güzellikleri bakımından da ayrıca ve önemle anılmayı hak etmiştir.
Edessa Urfa Kutsal Şehir
Bugünkü sakinleri tarafından bir `Peygamberler ve Evliyalar` şehri olarak bilinen Urfa geçmişte de benzeri özellikleriyle değişik dinler ve mezhepler tarafından kutsal, `kutsanmış` bir şehir olarak kabul edilmiştir. Urfa, tarihi boyunca kendine özgü yaşam tarzı, gelenekleri, kültürü ile her zaman büyük ilgi uyandıran büyülü bir şehir hüviyetini korumuştur.
Timur'un Vaha Kenti: Bir İmparatorluğun ve Bir Rönesansın Kalbi
Semerkand 1400-1500
Tarihin ana ırmağı büyük şehirlerin vadisinden akar. Bu akışın uygarlık dediğimiz birikimleriyle örülen büyük şehirlerin çevre ve hayat dokusunda dünyanın, insanlık durumlarının her değişimi bir öncekiyle örtüşür ve bize bir tarih içinde, onunla birlikte oluştuğumuzu anlatır.
Hemşehrilik ve Şehirde Siyaset
Keçiören Örneği
Yerel siyaset: “Büyük” “ulusal” siyasetin gölgesinde kalan ama milyonlarca insanın gündelik hayatına nüfuz eden bir ilişki ağı… Şehirlerdeki, kasabalardaki bu ilişki ağı, o “büyük” siyasetin de kılcal damarlarını oluşturuyor. Ayça Kurtoğlu bu kitapta, büyük şehir ortamında siyasetin nasıl “işlediğini” inceliyor, Ankara-Keçiören örneğinde.
Hatay'da Çoketnili Ortak Yaşam Kültürü
"İnsaniyetleri Benzer..."
Türkiye, etno-kültürel bileşimi bakımından bir “mozaik” ise eğer, onun en nadide parçalarından birinin Hatay olduğuna kuşku yok. Biraz romantizmle, Hataylılık kültüründen, kimliğinden söz edebiliriz. Farklı dinlerden ve etnik kökenlerden insanlar, Hatay’da birarada yaşıyorlar. Kimi gerilimlerle, ayrışmalarla...
İstanbul Haneleri
1880-1940 döneminin İstanbul’u ve İstanbullu’su evlilik, aile ve doğurganlık ilişkileri açısından ele alındığında, tahmine ve kanıya dayalı çizgilerin çok dışında bir tablo çıkıyor ortaya. İstanbul, başka bir Müslüman kentinde ya da Ortadoğu kentinde rastlanmamış özgün bir modelin sahnesi olarak gösteriyor kendini.
İstanbul'da Suyun Tarihi
İstanbul eskiden bu kadar ‘talihsiz’ bir şehir değildi. Aksine, bir zamanlar su sıkıntısının ne olduğunu bilmeyen ender şehirlerden biriydi. Sorun 18. yüzyılın başlarında başladı... Başlayış o başlayış... Haydar Kazgan ve Sami Önal’ın birlikte kaleme aldıkları bu kitap, kendisi gibi geçmişine ait bilgi ve belgelerin de kıt olduğu suyun İstanbul’daki tarihini aydınlatmayı, bu konudaki ‘kuraklığı’ gidermeyi amaçlıyor.
Saltanat Şehri İstanbul
Saltanat Şehri İstanbul, yirmi altı yüzyılı aşan tarihi içinde büyük medeniyetlere ev sahipliği yapan İstanbul üzerine yazılmış en önemli eserlerden biri. John Freely, şehrin o upuzun tarihini, söylencelere dayanan ilk kuruluşundan bugüne kadar kesintisiz olarak aktarıyor. Koloni olarak kurulduktan on yüzyıl sonra yeniden inşa edilerek Doğu Roma İmparatorluğu’na başkentlik yapan, ardından Roma kültüründen Bizans kültürüne geçişin eşiği olan şehir uzun yüzyıllar Hıristiyan dünyasının merkezi olmuştu.
İzmir Yahudileri
19.-20. yüzyıl
İzmir Yahudileri yayınına yeni başladığımız “İzmir Dizisi”nin ilk kitabı. Paris Tıp Fakültesi’nin seçkin bir profesörü olan Henri Nahum’a ait bu titiz çalışma, II. Abdülhamit’in tahta çıkışından II. Dünya Savaşı’na kadar geçen 60 yıllık sürede bir şehri, İzmir’i ve bir dönem şehre damgasını vuran bir cemaati, Yahudi cemaatinin tarihini aydınlatıyor.
Destanlar Çağından 19. Yüzyıla İzmir
İzmir, Cumhuriyet’in kuruluşundan ve şehrin yanmasından önce çok kültürlü, çok cemaatli, çok uluslu ve çok kimlikli özelliğiyle kozmopolit ve tipik bir liman kenti idi... Kentin bu özelliği onun üstüne yapılan araştırma ve çalışmaların karakterini de etkilemiştir. Bu kitap, ilk kez 1817’de Konstantinos Oikonomos tarafından İzmir Üzerine İnceleme adıyla Rumca yayımlanır.
Kudüs 1850-1948
Tarihin ana ırmağı büyük şehirlerin vadisinden akar. Bu akışın uygarlık dediğimiz birikimleriyle örülen büyük şehirlerin çevre ve hayat dokusunda dünyanın, insanlık durumlarının her değişimi bir öncekiyle örtüşür ve bize bir tarih içinde, onunla birlikte oluştuğumuzu anlatır.
Yasak Kent Buhara 1830-1888
Buhara Avrupalılar için her zaman gizemli bir kent olmuştur. Bu egzotik topraklara gelip de kimlikleri afişe olan seyyahların çoğu ülkelerine dönemedi. Bazı batılı seyyahlar yolculuğa çıkmadan önce, Arapça ve Farsça öğreniyor, tasavvuf ve İslâm kurallarını hatmettikten sonra da kılık değiştirip, Müslüman dervişler olarak Buhara yollarına revan oluyorlardı.
Geçici Bir Hoşgörü Modeli: Cemaatler ve Kozmopolit Kimlik
İskenderiye 1860-1960
Tarihin ana ırmağı büyük şehirlerin vadisinden akar. Bu akışın uygarlık dediğimiz birikimleriyle örülen büyük şehirlerin çevre ve hayat dokusunda dünyanın, insanlık durumlarının her değişimi bir öncekiyle örtüşür ve bize bir tarih içinde, onunla birlikte oluştuğumuzu anlatır.
Kayseri’de ve Şehirlerimizde…
Sokakların Ölümü
Sokakların Ölümü Kayseri üzerine, Kapadokya üzerine, Akdeniz havzasında buralara şaşırtıcı bir şekilde benzeyen (en azından eskiden benzemiş) olmadık yerler üzerine bir kitap. Ama sözün özü: Türkiye’nin şehirlerinin kaybolan sokakları üzerine... Dünya vatandaşlığı ile hemşehriliğin ne kadar yakın durabileceğini –araya milliyetçilik girmese!– hissettiren bir kitap.
Kalküta 1905-1971
Bu kitapta, 20. yüzyıl başındaki Svadeşi İsyanı ile 1971’deki Naksalit hareket arasında kalan zaman diliminde Kalküta’nın siyasi ve sosyal tarihi anlatılıyor: Manifestocuların ve terörist grupların, grevcilerin ve militanların, kadınların ve şairlerin Kalkütası; İngilizleri kovmak isteyen savaşçı Kalküta; Gandhi’nin önlemeye çalıştığı katliamlarla ve açlıkla dolu Kalküta; Montparnasse âşığı ressamların, Cannes’ın, Berlin’in ünlü sinemacılarının Kalkütası; Küba’daki, Pekin’deki, Cezayir’deki, Vietnam’daki gelişmelerle sarsılan Kalküta…
Şehrin Zulası
Ankara Kalesi
Tanpınar’ın söyleyişiyle, “bir iç kale, bütün ümitlerin kendisinde toplandığı son sığınak”tır. Ankara Kalesi, Ankara’da “şehir ruhu”nun kurtarılabileceği yerdir; şehrin zulasıdır… Ankara Kalesi hakkında, tıpkı kalenin kendisi gibi dağınık, karmaşa içinde bir kitap, elinizdeki! Boy boy, çeşit çeşit yazılardan oluşuyor.
Mış Gibi Site
Ankara’da Bir TOKİ-Gecekondu Dönüşüm Sitesi
Neoliberal kentsel dönüşümün analizini, roman canlılığıyla yapan bir çalışma.
Adana'ya Kar Yağmış
Adana Üzerine Yazılar
Adana, hiçbir zaman herhangi bir vilâyet olmadı. Kendine mahsus ve 'dik'ti. 'Esprisi' olan bir yerdi. Tantanası olan bir yerdi. Behçet Çelik elinizdeki kitabın Sunuş'unda belirtiyor; Adana'yı çağrıştıran öyle çok imge var ki: Sıcak, pamuk, portakal, pamuk işçileri, tekstil, kebap, şalgam, kabadayılık, küfür, edebiyat... Veya, Can Kozanoğlu'nun 'dışardaki' Adanalı karikatürü hakkında söyledikleri: Zengin, kaba, küfürcü, kavgacı, âlemci, eğlenceli, erkek…
İzmir'in Smyrna'sı
Paleolitik Çağ'dan Türk Fethine Kadar
Tarihin her döneminde önemli bir yerleşim merkezi olan İzmir ve çevresinin geçmişi, uzun yıllar sanılanın aksine 5000 değil, yaklaşık 8000 yıl öncesine kadar uzanıyor. Ersin Doğer, "İzmir'in Smyrna'sı"nda birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış, medeniyetler arasında bir geçiş noktası olmuş kentin Paleolitik Çağ'dan Türkler tarafından ele geçirilmesine kadar olan dönemeini ayrıntılı biir şekilde inceliyor.
Başka Kentler, Başka Denizler 2
Murat Belge, Başka Kentler, Başka Denizler’in 2. cildinde, “seyahatname”sine devam ediyor. Bu “seyahatname”de de kültür, tarih, yemek, insanlar, edebiyat ve sanat; ülkelerin, şehirlerin içlerinde yaşadıkları şekliyle, dönemler arası farklılaşan zenginlik ve fakirlikleriyle anlatılıyor.
Başkent Üzerine Mekân-Politik Tezler
Ankara'nın Kamusal Yüzleri
Ankara´nın `başkent` kimliğini ve ondan öte Cumhuriyet´i, ulus-devleti simgeleyen üç meydanı: Kızılay-Ulus-Sıhhıye... 1950´lere dek, Cumhuriyet´in kamusal mekânları idi bu meydanlar... Sonra, gitgide, bir yandan trafik kavşağına dönüştürülerek depolitize edildiler, bir yandan da `öngörülmemiş`, ya da `istenmeyen` bir çoğulculuğa alan açtılar.
Trabzon'u Anlamak
Trabzon, son yıllarda linç girişimleriyle, cinayetlerle anılıyor; “tahrik olmaya hazır”, -hatta bunun için fırsat kollayan!-, bir şehir manzarası arz ediyor. Oysa, bu Doğu Karadeniz liman metropolünün geçmişinde köklü ve zengin bir şehir kültürü var... Bununla beraber, sarsıcı sosyo-ekonomik, etno-kültürel, politik alt üst oluşlar da var.
“Yüz Karası Değil, Kömür Karası”
Zonguldak
Zonguldak, bir işçi şehri; Türkiye’de işçi sınıfı kültürünün belli başlı havzalarından biri. Elinizdeki derleme, “deresi siyah akan” diyarın elbette öncelikle bu yanına bakıyor.
Sanki Viran Ankara
Ankara'nın, Türkiye'de modern kentleşmenin vitrini olarak tanzim edilmesinin üzerinden on yıllar geçti. Vitrin eskidi, kıyafetler epridi, dekor yıprandı, mankenlerin kolu bacağı koptu. Funda Şenol Cantek'in derlemesi, Ankara'nın heyecanlı modernleşme tarihi içinde 'düşkünleşmesi' hakkında bir kitap.