Tarih
Osmanlılar ve Ölüm
Süreklilikler ve Değişimler
"Ölüyü getirip olduğu gibi, apaçık kalmış gözleriyle yatağa yatırdılar, üstüne de gene işlemeli sakız gibi apak, yoğun bir sabun kokusuyla, yabanelması kokusu yayılan geniş bir çarşaf örttüler. Ölünün başı, açık gözleriyle dışarda kaldı. Yöreye kaygısız bakar gibiydi. Önce Telli Hatun geldi ölünün sağına geçip oturdu, arkadan Yeşil Anşa Hatun geldi, onun yanına çöktü..."
Türkiye Rumları
Ulus-Devlet Çağından Küreselleşme Çağına Bir Azınlığın Yok Oluş Süreci
Türkiye Rumları, bugün sayıları iyice azalmış bir cemaatin üyeleri. Azınlık statüsünün karşılığı olarak kullanılan, varlıkları ancak eski mahallelerdeki bir “renk” olarak hatırlanan bir cemaat. Şehirlerin havasında etkileri belli olmadan, kendilerine sağlanan haklara minnet duyup, sessiz sakin ve fazla göze batmayacak şekilde bir kenarda “muhafaza olmaları” yeterli görülüyor.
İspanya İç Savaşı'nın Kısa Tarihi
İspanya İç Savaşı’nın Kısa Tarihi, “tarih”ten niye ders alınması gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor!
Belgelerin Işığında
Ermeni Meselesi
II. Meşrutiyet döneminde mebus olan Krikor Zohrab’ın, Avrupa kamuoyunu harekete geçirmek üzere 1913’te Marcel Léart ismiyle kaleme aldığı bu kısa metin, imparatorluk tebaası olarak Ermenilerin sosyal, iktisadi, kültürel ve hukuki durumlarını da verilerle izah ederken, Ermeni meselesi konusunda yapılması istenenlerin de kapsamlı bir dökümünü sunuyor.
Tek-Parti Döneminde
Muhalif Sesler
Cemil Koçak Muhalif Sesler’de, tarihte duymakta güçlük çektiğimiz muhalefetin sesine kulak veriyor. İktidara belli şekillerde direnen, kendince tepkisini gösteren ve elbette iktidar tarafından faaliyetleri sıkıca takip edilen muhaliflerin izini sürüyor.
Ermeni Soykırımı
Raymond Kévorkian, yıllar süren araştırmalara dayanan büyük eseri Ermeni Soykırımı’nda bu konuda yapılmış en geniş kapsamlı incelemeyi sunuyor.
Batı'da Aşk ve Cinsellik
23 makaleden oluşan kitap, titiz araştırmalara dayanarak Sümer Tanrıçası İnanna’dan Lesboslu Sappho’ya, Megaralı şair Theognis’ten Aziz Hieranymus’a önemli figürleri en özel yönleriyle tanıtırken Antik Mısır’dan günümüze uzanarak binlerce yıllık toplumsal değişimi aşk ve cinsellik ekseninde sunuyor.
İstanbul 1914 - 1923
Stefanos Yerasimos’un yayına hazırladığı eserde, İstanbul’da imparatorluğun çöküşü, mütareke ve işgal yılları, yeni bir devletin doğum sancıları, şehrin kozmopolit yapısı, gündelik hayatında önemli yeri olan azınlıklar, Rumlar, Yahudiler, Beyaz Ruslar değişik yorumlarla dile getiriliyor.
19. Yüzyıl Avrupası'nda Burjuva Toplumu
Burjuvazi Avrupa tarihini nasıl etkiledi? Orta sınıflar nasıl oluştu? Burjuvazi kendi suretinde bir Avrupa yaratıp sosyal sınıflar arasındaki ilişkileri dönüştürürken bir yandan kendi varlığını ve meşruiyetini güvence altına almayı diğer yandan da bunu tüm kamusal alana yaymayı nasıl başardı? Jürgen Kocka ve Allan Mitchell’in derledikleri 19. Yüzyıl Avrupası’nda Burjuva Toplumu bu soruların cevaplarını arıyor.
Yakub Çelebi'nin Öyküsü
Şarkiyatçılık tartışmaları, Doğu-Batı karşılaşması, Avrupa edebiyatında Türk imgesi gibi birçok konuya yeni bir bakış açısı sunan, Juan Carlos Bayo’nun kapsamlı önsözü ve metne dair notlarıyla zenginleşen Yakub Çelebi’nin Öyküsü edebiyatla süslenmiş, leziz bir tarih anlatısı.
Kısa Osmanlı-Türkiye Tarihi
Padişahlık Kültürü ve Demokrasi Ülküsü
Tarihe devlet zaviyesinden değil “aşağıdakilerin” hizasından bakan tarihçi Kudret Emiroğlu, Demokrasi Ülküsü peşinde, neredeyse ezel-ebed bir Padişahlık Kültürü’nün tahlilini yapıyor.
1916 Ankara Yangını
Elinizdeki kitap, kıt kaynakları didik didik ederek, 1916 Ankara Yangını’nın arka planını ve “felâketin mantığını” aydınlatmaya çalışıyor.
Türkiye ve Balkan Yahudileri Tarihi
14.-20. yüzyıllar
Elinizdeki kitap, bir Yahudi cemaatinin tarihini hikâye ediyor. Esther Benbassa ve Aron Rodrigue, Ortaçağ’ın sonunda İspanya’dan sürüldükten sonra Balkanlar, Anadolu ve Yakındoğu’da yerleşip bu topraklar üzerinde yeni bir Yahudi İspanyol kültür alanı oluşturan Sefaradların, Nazi Soykırımı dahil, bugüne kadar geçen beş asırlık zaman dilimindeki tarihlerini inceliyorlar.
Kostantiniye ve Ayasofya Efsaneleri
İstanbul’un fethinden sonra Türkler’in şehrin kuruluşuna ve kentin simgesel merkezi sayılan Ayasofya’ya ilişkin geliştirdikleri, Bizans, Arap ve Helen metinlerinden örülü efsaneler... Yerasimos, bu efsanelerin ve onlara yansıyan “Ayasofya’yı aşma” güdüsünün, Osmanlı imparatorluk projesinin ideolojisi ile ilişkisini tahlil ediyor. Kostantiniye ve Ayasofya efsaneleri, Bizans-Osmanlı sürekliliği tartışmasının yansıdığı önemli bir kaynak.
Akhilleus'u Öldüren Savaş
İlyada’nın Gerçek Hikâyesi
Mükemmel savaşçı Akhilleus, derin düşüncelere dalan, tartışmalı bir kahramandır. Caroline Alexander Akhilleus’u Öldüren Savaş’ta hem Akhilleus’un bu karakterini ele alıyor hem de savaşın insanın ölümlülüğünün merkezinde bulunan bir unsur olduğunu Troya Savaşı üzerinden anlatıyor.
Selânik 1850-1918
Bu kitapta Selânik’in “altınçağı” olan dönem ve bu dönemin sona erişiyle ilgili farklı bakış açıları, değişik kesitler bulacaksınız.
Göç
Rumlar’ın Anadolu’dan Mecburi Ayrılışı (1919-1923)
Yunanistan’da bulunan Küçük Asya Araştırmaları Merkezi tarafından hazırlanmış bir kitap Göç (Exodos). Rumların Anadolu’dan mecburi ayrılışları hakkında 1950’li, 1960’lı yıllarda yapılan sözlü tarih görüşmelerine, tanıklıklara yer veriyor. Göç edenlerin anlattıkları savaşın, insan hayatında nasıl acımasız bir mekanizma olarak yer alabildiğini, Rumlar ve Türkler arasında varolan sosyal hayatı nasıl altüst ettiğini, milli kimliğin destansı yönüne nasıl bir katkıda bulunduğunu ve toplumsal hafıza üzerinde nasıl bir travmatik etkisi olduğunu ortaya koyuyor.
Neden Avrupa Tarihi ?
Huricihan İslamoğlu’nun çerçevesini çizdiği, Avrupa tarihinin değişik veçhelerinden yola çıkan üç tebliğ etrafında yürütülen tartışma, Avrupa tarihinin özelliklerinden çok daha fazlasını sunuyor. Modernliğin tarihsel gelişme süreci ve bu süreçte Avrupa’nın ne ölçüde benzersiz/biricik olduğu meselesi, sürekli etrafında dönülen tartışma odağını oluşturuyor.
Musa'nın Evlatları Cumhuriyet´in Yurttaşları
Babil Talmud´unda `Krallığın kanunu, geçerli olan kanundur` yazar, Türkiye´de Yahudiler, yaşadıkları ülkenin iyi birer yurttaşı olmalarını öğütleyen bu kurala hep uymuş ve Türk-Yahudi birlikteliğini idealize etmişlerdi. Ulus-devlet olma sürecinde vurgulanan tebaalıktan yurttaşlığa geçiş, azınlık politikalarına bakınca pek de tamamlanmamış görünüyor.
24 Nisan 1915
“...Üç ay sonra, karım ve çocuklarımla beraber mutlu olacağımı düşündüm. Sonra bakındım, tek başıma serbest bırakıldığımı görünce, yoldaşlarımın yüzlerindeki korku ve hayal kırıklığını fark ettim. İnce yapılı insanlar. Hükümete karşı bir parmağını bile kaldırmamış insanlar vardı aralarında. Bunların çoğu asla benim kaderimi paylaşmayacaklardı. Bunların çoğu yakında öldürülecekti. Gerçekleşecek olanlar içime doğmuştu, kederimle sevincim neredeyse eşitlenmişti.” AVEDİS NAKAŞYAN
Sanayi Devrimi Çağında
Osmanlı İmalat Sektörü
Hem ülkemizde hem de ülkesinde Osmanlı ve Ortadoğu tarihi üzerine yaptığı araştırmalarıyla tanınan Amerikalı bilimadamı Donald Quataert’ten yine ilginç ve önemli bir çalışma. Quataert bu araştırmasıyla, bugüne dek doğruluğu tartışılmayan, Sanayi Devrimi sonrasında gelişen koşullara ayak uyduramayan Osmanlı sanayiinin çöktüğü tezini çürütüyor.
Dünya Altüst Oldu
İngiliz Devrimi'nde Radikal Düşünceler
"Kısa bir süre için sıradan insanlar, kilisenin ve toplumsal üstlerinin otoritesinden, daha önce olduğundan ve -uzunca bir süre için de- daha sonra olacağından çok daha özgürdüler."
İslâm Toplumları Tarihi Cilt 1
Hazreti Muhammed´den 19. Yüzyıla
Lapidus’un İslâm Toplumları Tarihi, İslâm’ın ortaya çıkışından 1990’lara kadarki dönemi, İslâm’ın yayıldığı bütün toplumlar üzerinde ve bu toplumların yaşadıkları tarihsel, toplumsal, siyasî ve ekonomik dönüşümlerle ele alan hacimli bir eserdir. Cambridge University Press tarafından iki cilt halinde hazırlanmış daha kapsamlı bir araştırmanın Ira M. Lapidus tarafından özenle elden geçirilmesi sonucu yine aynı yayınevi tarafından tek cilt olarak yayımlanmıştır.
Paylaşılamayan Kutsal Topraklar ve İsrail
Ne siyonizm hülyasının gerçekleşmesi ne de bir Yahudi devletinin kurulması, “İsrail toprağı”nın kutsallık simgelerinin dünyevileşmesine yetmedi. Yahudilerin “vaat edilmiş”, kaybolmuş, düşlenmiş ve yeniden yaratılmış topraklarla ilişkilerinin normalleşmesi için harcanan çabalar boşa gitti. Bu toprakların her santimetrekaresini mutlak bir kutsallığa dönüştüren Yahudiler, Filistinlilerin de buna tepki içinde benzer kutsallık simgelerine sarılmalarına yol açtılar.