Politika/Siyaset
Yunanistan ve "Doğudan Gelen Tehlike" Türkiye
Türk-Yunan İlişkilerinde Çıkmazlar ve Çözüm Yolları
Türkiye ile Yunanistan arasındaki sorunlar uzun zamandan beri dünya kamuoyunun gündemine yerleşmiştir. İki ülke arasındaki sorunlar yalnızca ortak bir denize kıyısı olan iki komşunun, sınır anlaşmazlıklarından ibaret değildir. Tarihsel mirasın ortaya çıkardığı ve Türk-Yunan ulus-devletlerinin “çabaları” ile beslenmiş daha büyük sorunlar söz konusudur.
Kaos İmparatorluğu
Soğuk savaş sonrası dönemde Amerikan tahakkümü karşısında cumhuriyetler
Alain Joxe bu kitabında Hobbes, Makyavelli ve Clausewitz’in devlet anlayışlarından yola çıkarak Amerika Birleşik Devletleri’nin bütün dünya üzerindeki egemenliğini sorguluyor. Bu egemenliğin ne kadar askerî, ne kadar ekonomik olduğunu tartışıyor. Amerika Birleşik Devletleri terör karşısında, kesintiye uğrayan barış süreçleri karşısında cezalandırıcı gücünü kullanırken bu süreçlerin kesilme sebeplerini yeteri kadar değerlendiriyor mu?
Yaklaştıkça Uzaklaşıyor mu? Avrupa Birliği ve Türkiye
Türkiye tarihinin son iki yüz yılına damgasını Batılılaşma vuruyor. Bir çizgide ilerlemiyor bu süreç, bir adım ileri iki adım geri. Sakallı Celal’in dediği gibi “Batı’ya giden gemide, Doğu’ya koşuyoruz”. Murat Belge, kitapta toplanan yazılarında bu sancılı sürecin son etabını, Avrupa Birliği sürecini anlatıyor. Sekiz yıla yayılan zaman dilimindeki yazılardan sürecin zorluklarını daha iyi görebiliyoruz.
Halkevleri : İdeoloji ve Mimarlık
Halkevleri bir dönemin en önemli “talim-terbiye kurumu”ydu. Kurumun yegâne amacı, “halk”ın spor yaparak, eğitim görerek, sanat icra ederek, beraber eğlenmeyi, oturup kalkmayı öğrenerek Kemalist Cumhuriyet ilkeleri doğrultusunda medenileşmesiydi. Neşe G. Yalçınkaya, bu incelemesinde, Halkevleri’ne, hem “içerden” hem de “dışardan” bakıyor: İdeoloji ve mimarlık.
Tarihten Siyasete Eleştiri Yazıları
Tarihten Siyasete, Perry Anderson’ın 1982-1992 yılları arasında yazdığı makalelerden oluşuyor. Kitapta yazarın, farklı alanlarda çalışmış, bakış açıları ve ilgileri bakımından büyük farklılık gösteren düşünürler üzerine eleştirileri yer alıyor. Bu düşünürlerin bir kitapta bir araya gelmesinin nedeni, yapıtlarının, tarih ile siyasetin kesiştiği noktada buluşması.
Ulus ve Parçaları
Partha Chatterjee, milliyetçilik kuramcıları arasında haklı bir üne sahip. Üçüncü Dünya milliyetçiliği üzerine yazdığı kitabı Milliyetçi Düşünce ve Sömürge Dünyası, artık bir klasik statüsünde. Hindistan örneği üzerinden Batılı olmayan milliyetçi akımlara ilişkin son derece açıklayıcı bir kuramsal çerçeve sunan Chatterjee’ye göre Batılı olmayan milliyetçi söylem, farklı ancak hâlâ Aydınlanma düşüncesine tâbi bir söylemdir. Bu tarz milliyetçilikler, Doğu ile Batı arasındaki ayrımı tersine çevirerek, ev ve kadını “kirletilmemiş” manevi alanla, bilim ve tekniği maddi alanla özdeşleştirerek Batı metafiziğini yeniden üretirler.
Korku Tapınağı
Güçlükonak-Silopi-Lice-Tunceli
Korku Tapınağı’nda Diyarbakır’da kaybolanların, Lice’de zorla koruculaştırılanların, Güçlükonak’ta katledilen köylülerin, Yeşilyurt’ta dışkı yedirilenlerin, Silopi’de kaybedilen HADEP’lilerin, Derebaşı’nda öldürülen gençlerin, Tunceli’de en temel gıda gereksinimlerini bile karneyle karşılayan insanların çığlığını duyacaksınız.
Avrupa Yol Ayrımında Türkiye
Türkiye’nin çağdaşlaşması devlet eliyle başladı ve sürdürüldü. İki yüz yıllık bu süreci aynı zihniyetle sürdürmeye olanak yok. Çünkü bu zihniyet artık iflas etmiş durumda. Eğer ülke çağdaşlaşmasını sürdürmek istiyorsa bunun yolu Avrupa’dan, Avrupalılaşmadan geçiyor. Tarihî ve coğrafî nedenlerden bu ülkenin pek başka seçeneği yok. Bugünkü kavga, bu yolu tıkayanlarla açmaya çalışanlar arasında.
Marksizm ve Sosyalizm Üzerine Düşünceler
Mehmet Ali Aybar Türkiye’de sosyalizm tarihinin özgün kişiliklerinden biridir. Özellikle Marksizm konusunda alışılmış şematik yorumun dışına çıkmış, sosyalizm ve devrim sorununu ve buna bağlı olan parti örgütlenmesi meselesini Türkiye bağlamında tartışma gündemine sokmuştur.
Bir Siyasal Düşünür Olarak
Mehmet Ali Aybar
Mehmet Ali Aybar’ın, Türkiye’deki az sayıdaki özgün ve “yerli” sol/sosyalist düşünce insanından biri olduğuna kuşku yok. Önemli bir ayrım, onun özgünlüğünün, “yerliliğinin”, Türkiye’yi tümüyle “kendine mahsus” sayan bir anlayışla birleşmemiş olması. Dünya gelişmelerine ve sosyalizmin uluslararası süreçlerine de ilgisiz birisi değil, Aybar. Marksizm üzerine kuramsal çalışmalara emek vermiş, özgün yorumlar geliştirmiş bir düşünür.
Türkiye'de Sivil Toplum ve Milliyetçilik
Son yılların sihirli sözcükleri; “Sivil Toplum” ve “Sivil Toplum Kuruluşu” (STK). Hâkim medya söyleminde, devletten ya da politikadan kesilen umutlar, “sivil toplum inisiyatifleri” denen alanda aranıyor; “STK’lar”, saf-temiz, otantik, demokratik bir yurttaş iradesinin tezahürleri sayılıyor. Etkili STK’lara sahip olma özleminin, kimi zaman, “muasır medeniyet seviyesine ulaşma”nın güncel ölçütü gibi düşünüldüğünü görüyoruz.
Türkiye'de Sosyal Demokrasi
Particilik Hemşehrilik Alevilik
Alman siyaset bilimcisi Harald Schuler’e ülkesinde bir de ödül kazandıran bu ilginç ve önemli çalışma, Türkiye usulü sosyal demokrasinin ilginç organizmasını gözler önüne seriyor. Particilik nedir, nasıl işler? Hemşehrilik ‘şebekesi’ nasıl kurulur, nasıl ‘şebeke’ye dahil olunur? Alevi toplulukların Türk sosyal demokrasisindeki ağırlıkları nedir, destekleri seçim sonuçlarını nasıl etkiler?
İdeoloji ve Devletin İdeolojik Aygıtları
Althusser’in Marksist teoriye en önemli katkılarından biri. Klasik felsefenin ezelî “ruh-madde” karşıtlığının dışına çıkan düşünür, “ruh”u ya da “düşünce”yi, maddenin bir yansıması değil, toplumun somut pratikleri ve aygıtları içinde oluşan maddî bir nesne olarak tanımlıyor. “İdeoloji”yi sınıf mücadelesinin özgül bir alanı sayan bu anlayış, politik sorun alanına uzanan düşünce yazıları.
Türkiye'de Anayasalar
Bu incelemede Cumhuriyet anayasaları, ideoloji, özgürlükler rejimi, devlet yapısı, yapılma ve değiştirilme prosedürü açısından değerlendirilmektedir. Yürürlükte olan anayasal sistemi belirleyen 1982 Anayasası´nın sürmekte olan ezici ağırlığı vurgulanırken, bir yandan bu anayasanın emsal normlarının genel kanının aksine 1961 Anayasası´nda bulunduğu, öte yandan 1987 ile 2001 arasında yapılan çeşitli değişikliklerin demokratikleşme için gerekli, esasa ilişkin detaylar olmadığını gösterilmektedir.
Kıbrıs'ta Enosis ve Taksim Politikalarının Sonu
Türkiye’de yaşayan “ortalama biri”, TC’nin 1974’te Kıbrıs’a salt insani nedenlerle müdahale ettiği sanısına sahiptir. (...) Benzer bir şekilde Yunanistan’da yaşayan “ortalama biri” de, Kıbrıs’ın güneyine S-300 füzeleri yerleştirilmesindeki amacın salt Kıbrıs Rumlarının güvenliği olduğu sanısına sahiptir.(...) Her iki taraftan insanların, bu arada bir ölçüde Ada’da yaşayan Rumların ve Türklerin de bu tarz “düşünceler” taşıyor olmalarının nedeni, bütün sorunların iki milliyetçilikten (Türk ve Helen) kaynaklandığı gerçeğinden habersiz olmalarındandır.(...)
Türkiye'nin Gizlenen Yüzü
Pazartesi Konuşmaları
• İş dünyası, bürokrasi ve siyasetçi eroin işinde de örgütlendi yani. – 12 Eylül öncesi o kadar yaygın değildi, yaygınlaştı. Çünkü ülkeler arasındaki ve kendi sınırları içindeki savaşlar büyük para gereksinimi yarattı. Eroin trafiğinde Türkiye kullanılan bir ülke oldu. Bundan pay sağlamaya çalışan bazı siyasetçiler ve bürokratlar yüzünden de Türkiye Cumhuriyeti, dünyada uyuşturucuya destek veren bir konuma getirildi.
Otoriter Demagoji
Farklı Ol, Benim Gibi Ol
Kürşat Bumin bu kitapta yer alan yazılarında Türkiye'nin son dönemini, "Türkler çıldırmış olmalı!" dedirten olaylar üzerinden ele alıyor. Rejim sorunları, demokrasi, ordu, siyaset vb... sorunlarımıza 'otoriter demagoji' kavramıyla açıklık getirmeye çalışıyor. Bumin'e göre 'otoriter demagoji'nin yürürlükte olduğu Türkiye'de "görünürde 'söz' kimsenin tekelinde değildir; hatta sık sık 'konuşan ülke'nin erdemlerinin sıralandığına tanık olunur.
Marksist Düşünce Sözlüğü
İster karşıtı, ister yandaşı olunsun Marksizmin günümüz dünyasının oluşumunda temel bir rol oynayan akımlardan biri ve hatta en etkilisi olduğu tartışma götürmez. O nedenle Marksizmi dışta bırakarak çağımızı anlamaya çalışmak da mümkün değildir.
Gerçeğin Ardından
Bir Antropoloğun Gözünden İki İslam Ülkesinin Son Kırk Yılı
Clifford Geertz, İslâmiyet üzerine yaptığı incelemeler vesilesiyle Anglo-Sakson akademi dünyasında çok tanınmış bir isim. Antropolojinin üstadlarından sayılıyor. Gerçeğin Ardından, Geertz’in, İslâmiyet’in çeşitli yerelliklerde nasıl yaşandığını, tecrübe edildiğini, dönüştüğünü ele aldığı pek çok mukayeseli çalışmasından farklı bir eser. Bir bakıma, bütün bu çalışmalardan süzülen bir muhasebe.
Modernleşme ve Çokkültürlülük
Dünyanın gidişi, millliyetçiliğin yükselmesi, kimlik politikaları ve öteki sorunu uzun zamandır süren tartışmaların merkezinde yer alıyor. Kimlik politikalarının birbiriyle çatıştığı ortamlarda birarada yaşamak, ötekileştirmeden yaşamak veya yaşamak üzere politika üretmek anlamlı hale geliyor. Çokkültürlülük ve çoğulculuk, demokratik bir toplum olabilmenin ve birlikte yaşayabilmenin anahtar kelimeleri olarak telâkki ediliyor.
Kahve ile Nargile
Bir gün bu kopkoyu faşizmden sağ çıkarsam kendime ne söyleyeceğim? “Gördün mü bak, hepsi geçip gitti. ‘Hayır’ demedin, doğru, ama ‘Evet’ de demedin. Susmakla, direnişe katılmış bile sayılırsın. Üstelik belki de en onurlu, en etkili direniş biçimiydi seninki. Her yerde hep baskın olmak isteyen erki yok saymaktan daha güçlü bir karşı koyuş olabilir miydi?
Kapitalizmin Dünü ve Bugünü
1958’den bu yana defalarca basılan bu kitapta İngiliz iktisatçı Dobb 16. yüzyıldaki başlangıcından 19. yüzyıla, doruğuna varışına kadar kapitalist gelişmeyi izliyor. O günden bugüne modern emperyalizmin gelişimini ve sorunlarını, Marx ve Engels’in çözümlemelerini aşarak, hem onların çalışmaları ışığında hem de çağdaş iktisat teorilerini dikkate alarak inceliyor.
Kirli Savaş
Cezayir Ordusu Özel Kuvvetler mensubu eski bir subayın tanıklığı
Ulusal bağımsızlığın elde edilmesinden sonra yönetime el koyan ve partileşmiş ordu sistemiyle bir tek parti diktatörlüğü tesis eden asker-sivil yönetici klanının “laiklik, cumhuriyet, yurtseverlik” söylemleriyle yürüttüğü şahsi çıkar politikalarına karşı toplumsal muhalefetin giderek İslâmcı söylemlere meyletmesi... Ülke nüfusunun yüzde 30’unu oluşturan, ayrı dilleri ve kültürleri olan azınlığın “kimlik” mücadelesini “bölücülük” olarak etiketleyip İslâmcı terör örgütlerini bu azınlığı “kırdırma”ya yönlendiren “millî” politika...
Gizli Kulaklar Ülkesi
Telefon meselesi: Bugüne kadar çok “dinleme” oldu, operasyonlar devam etmekte ve her an herkes dinlenebilir... Gazeteci Faruk Bildirici’nin Gizli Kulaklar Ülkesi adlı çalışması, böyle orta boy bir cümlede özetlenebilir belki. Ama bu özete öyle ilginç vakalar, öyle şaşırtıcı bilgiler üzerinden ulaşılıyor ki, kitabın her sayfası ayrı bir anlam kazanıyor ve bu arada, açıkçası, insanın siniri bozulabiliyor. Kimi zaman dehşetten, hatta korkudan; kimi zaman da gülmekten.