Eylül 1999 Tarihinde Yeni Çıkan Kitaplar
Soğuk Sabun
‘İnce işi’ mizahtan romana, denemeden öyküye uzanan geniş edebî bir alanda kalem oynatan Nihat Genç’ten bir cinayet romanı. Öncesinden sonrasına seksenli yıllar. Eski zaman güzelliklerinde yaşanan çocukluktan ergenlik hallerine, delikanlılıktan ağır çocuk ayaklarına... Yaşamlar, yaşananlar ve de başa gelenler. İsyan, umut, küfür, hayal kırıklıkları ve tekrar umut... Soğuk Sabun, yazarın ‘Türk işi bilinç akışı’ tekniği kullandığı kitaplardan biri; Nihat Genç tarzı ‘sert’ roman dizisinin de dördüncü kitabı.
Sınırda Bir Ülke
Emil Tode, ülkesinin “Ulusal Kitap Ödülü”nü kazandığı bu ilk romanında Estonyalı bir gencin, birinden kaçmaya diğerine dahil olmaya çalıştığı iki dünyayı ayıran sınırda yaşadıklarını anlatıyor.
Savaş Alanından Canlı Yayın
Vietnam'dan Bağdat'a...
Ömrünün yarısını savaşlarda geçiren bir muhabirin anıları. Dünyanın gelmiş geçmiş en ünlü gazetecisi Peter Arnett, sıcak çatışmaların ortasında geçen otuzbeş yılını anlatıyor. Kariyerine Vietnam Savaşı’yla başlayan Arnett, ‘olay mahalli’nden geçtiği dönemin ABD Başkanı Johnson’ı çileden çıkaran haberlerle Pulitzer Ödülü’nü kazandı. O savaş senin bu savaş benim beş kıtayı dolaşan Peter Arnett, son yıllardaki popüleritesini Körfez Savaşı’nda Bağdat’taki bir otelin penceresinden yaptığı, “canlı yayın”larla kazandı.
Kürt Milliyetçiliğinin Tarihi
Kökenleri ve Gelişimi
Jwaideh’in kitabı, Kürt milliyetçilik hareketleriyle ilgili bir “klasik” sayılabilir; konuya eğilen bütün çalışmalarda bu esere atıf yapılır. Kürt milliyetçiliğinin 1950’lere kadarki oluşumunu, aldığı biçimleri ve siyasal safahatını ele alan bu temel eserin Türkçeye kazandırılmış olması, hem Türkiye açısından yakıcı önemdeki bu sorunu kavramak için, hem de genelde Ortadoğu siyasal coğrafyası ile ilgili kaynak kıtlığını telafi etmek bakımından değerli bir katkı sağlayacaktır.
Hoşçakal Berlin
Almanya’da havanın ‘puslanmaya’ başladığı yıllar. İdeolojik cepheleşmeler giderek keskinleşmiş, şehir faşistlerin iktidarına doğru sürüklenmektedir. SA milisleri şehre hâkim olmaya başlamış, sosyalistler, komünistler ve anti-faşistler arasında gerginlik gün be gün tırmanmaktadır.
Güvercine Ağıt
Her şey Kayseri’ye, Toroslar’a, Ürgüp’e, Ihlara Vadisi’ne ve Beyşehir’e yağan yağmurla başlıyor… 1294 yılının Ağustos ayının son günü patlayan bu küçük tufan, Gürsel Korat’ın zamanla didişen oyunbaz hayalini tetikliyor: Yağmur altında yol alan beş ayrı yolcunun Ihlara’da yolları kesişiyor, yazgıları birbirlerine düğümleniyor. Sade, olağanüstü dingin bir metin, “hayat kadar derin” bir sona eşlik ediyor.
Eski İstanbul Barları
Bir meslek erbabından, saçlarını bar tezgâhlarında ağartmış Vefa Zat’tan eski İstanbul’un ‘içkili mekânlar’ının tarihi. Bir dönemin “eğlence” ve “içki” kültürünü anlatan, “bir tane daha lütfen” tadında yazılmış bir kitap. Eski İstanbul Barları’nda ‘Cafe chantan’larda dolaşıp, ‘bira garden’larda bardağınızdaki köpüğü yudumlayabilir ya da oryantalle striptizin içkiyle buluştuğu dönemin ünlü bar-pavyonlarına bir göz atabilirsiniz.
Demiş Bulundum
Bazı gerçeklerin basitliği insanı korkutur. Fakat bu gerçekleri olanca basitliğiyle telâffuz etmezseniz onlar sonsuza kadar var kalacaklardır. Öte yandan, basit ve açık gerçekler, ‘ülke sorunları’ gibi başlıklar altında kendilerine yer bulamaz... Ben artık ulaşım politikasında karayollarına ağırlık verilmesi yüzünden demiryolu ulaşımının gelişemeyişinden falan bahsetmek istemiyorum. Şöyle demek istiyorum: Koç araba satacak diye demiryolu yapılmıyor. Çünkü hiçbir politikacı Koç’lara karşı duramaz...”