Yeni Çıkan Kitaplar
Kabul Görmüş Kanaatler Sözlüğü
Flaubert’in topluma musallat olan basmakalıp düşünceleri kınamak için eleştirel ve mizahi bir üslupla kaleme aldığı bu eser geçerliliğini 21. yüzyılda da korumaya devam ediyor. Kabul Görmüş Kanaatler Sözlüğü, Flaubert’in güncelliğini hiç kaybetmeyen ironik toplumsal eleştirisi.
Dokunmanın Gücü Üzerine
Sevilen felsefeci Wilhelm Schmid Dokunmanın Gücü Üzerine’de, insan türü için hem biyolojik hem sosyal açıdan hayati bir kavramı ele alıyor. Yazar analogdan dijitale doğru evrilen hayatımızda, dokunmanın gücü üzerine bir kez daha etraflıca düşünmeyi öneriyor.
Hayat Yaşamaya Değer
Büyük Erdemler Risalesi ile geniş bir okur kitlesine ulaşan André Comte-Sponville, bu defa Hayat Yaşamaya Değer’de entelektüel gelişimini, düşüncesinin köşe taşlarını, yalın bir üslupla anlatıyor.
Ağustosböceği ile Karınca
Seçme Masallar
Ağustosböceği ile Karınca, masal denince hemen akla gelen birkaç isimden biri olan Ezop’un eşsiz masallarından oluşan bir derleme. Bütün bir yaz boyunca yan gelip yattığı için kışın aç kalan ağustosböceği, tavşanla girdiği yarışta yavaş yavaş ama durmaksızın koşup tavşanı geçen kaplumbağa, kurnazlığıyla diğer hayvanları hep kandırabileceğini zanneden tilki…
Ulus Kaçağı
Niyazi Kızılyürek, Ulus Kaçağı’nda, ülkesi milliyetçiliğin bölücü çağrısının peşinden sancılar içinde sürüklendiğinde, bu çağrıya uymayan, bu nedenle iki yanda hep öteki, başka, yabancı kalan bir bölünmüş kimliğin hikâyesini anlatıyor.
Büyük Plan
Çok zengin siyasi, toplumsal ve tarihî arka plan bilgisini hikâyelerine yedirerek siyasi polisiyeyi “iyice siyasileştiren” Schorlau, bu defa Yunanistan iktisadi krizini konu ediyor.
“Sıkıntı Var"
Sıkıntı Üzerine Denemeler
Son yıllarda Türkçenin en yaygın kullanılan sözcüklerinden biri, “sıkıntı”. En yaygın kullanım şekli de: “Sıkıntı yok”! Kalıbın bu kadar çok tüketilmesi, sıkıntının, sıkıntıların varlığına işaret ediyor olsa gerek. Zamanımızın kronik kriz hali, sıkıntıyı “toplumsal ortak duyu” haline getirmiyor mu? Elinizdeki derleme mekâna/zamana, siyasete, edebiyata ve sinemaya odaklanan dört bölümde, sıkıntının toplumsallığını ve potansiyelini inceliyor.
Düello
Öyküler • Cilt 6
1890-1892 arasında yazılmış öykülerden oluşan Düello, modern öykücülükte bir ekol oluşturan Çehov’un olgunluk dönemine ait kısa ve uzun öykülerinden her zamanki gibi lezzetli bir kitap.
Robin Hood
Howard Pyle’ın kaleminden, zenginden alıp yoksula dağıtmasıyla ün kazanan halk kahramanı Robin Hood’un kâh eğlenceli, kâh tehlikeli maceraları.
Balkon Sefası
İsmail Saymaz, bazen bir Erzurum türküsünün soluğunu ya da Karadeniz’in yerinde duramayan rüzgârını İstanbul’un baş köşesine getiriyor; bazen de İstanbul’un hovardalıklarını, neşesini ve rengini tutup memleketin dört bir yanına salıveriyor.
Her Gün Perşembe Olsa
Attilâ Şenkon’un, 1991 Akademi Kitabevi Öykü Özendirme Ödülü’nü alan bu ilk kitabı, gerçek ile masalın, var ile yokun arasında erimiş incecik çizgide gezinen kısacık ve duygu dolu öykülerden oluşuyor.
Bakışın Ritmi
Ahmet Tulgar’dan, “şahsiyat”la değil, toplumsal ruh halimizle uğraşan portreler. Kaygıların, öfkelerin, hayal kırıklıklarının, utançların, kederlerin, beri yandan hayranlıkların, sevinçlerin, tesellilerin, dert ortaklıklarının portreleri. Memleketin bir meşrepler haritası. Huylarımızın aynaları. Başlı başına, edebî zevkle okunacak denemeler.
İkili Devlet
Diktatörlük Teorisine Bir Katkı
Totaliterlik, otoriterlik ve faşizm araştırmalarında klasik değeri kazanmış bir eser.
Saygılı Ebeveynlik
Çocuk Eğitiminde Farkındalığın Önemi
Yirmi yılı aşkın süredir ebeveyn danışmanı olarak çalışan Janet Lansbury, Saygılı Ebeveynlik’te anne babalara seslenerek, onlara bebeklerini doğal öğrenme becerileri olan, çevreleriyle sosyal ilişki kurmaya açık bireyler olarak görmeleri için cesaret aşılıyor. Sevmenin ötesinde bir arada olmaktan zevk alacakları çocuklar yetiştirmenin inceliklerini merak eden anne babalar için başucu kitabı niteliğinde bir rehber…
Sarhoşların Perşembesi
Jaklin Çelik, arafta kalmanın çaresizliğini, yoksulların işaret dilini, yaşamın ortasında sınır çizgisi gibi duran saklı şarap mahzenlerini insanın yüreğine dokunan, sokulgan ve ince bir üslupla anlatıyor.
Düğün Birahanesi
Behçet Çelik, Düğün Birahanesi’nde arkadaş olmanın, ferah anların, durup sorguladığımız zamanların, ailenin, şehirlerin kuşatıcılığının ve aşkların; etrafımızda dönüp duran, sıra kendilerine geldiğinde az çok benzer biçimlerde hayatlarımızı yoklayan durumlar olduğunu hatırlatırken, bazen göstermekte zorlandığımız, bazen de bile isteye gizlediğimiz, fakat her zaman var olan farklı ve canlı renklerimize dikkat çekiyor.
Durmuş Saatler Dükkânı
Gamze Güller, tekinsizliğine rağmen karanlığın karşı konulmaz cazibesini, sade ve etkileyici bir üslupla anlatıyor.
Sahte Para Kuponu
Sahte Para Kuponu, Tolstoy’un öykülerinden ve torunlarına yazdığı bir masaldan oluşuyor.
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
Hayranlık duyduğu bir yazara daha çocuk yaşlardan itibaren âşık olan fakat söz konusu yazar tarafından hiçbir zaman, hiçbir biçimde fark edilmeyen, bilinmeyen isimsiz bir kadının kaleme aldığı bir mektup formundaki Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig’ın okuru derinden kavrayan eserlerinden biri.
Kızıl Tugaylar’ın Gizli Örgütü
Mamaloukas, 2017’de Yunanistan’ın prestijli ödüllerinden Anagnostis dergisinin “En İyi Roman Ödülü”ne layık görülen kitabında Avrupa’da sol silahlı mücadele geleneğinin “efsanevi” örgütlerinden Kızıl Tugaylar’ın dünyasını ve trajedisini anlatıyor.
Çocuk Kalbi
Edmondo de Amicis’in ünlü romanı Çocuk Kalbi’nde, öğrenci Enrico’nun gözünden bir toplumun birbirinden farklı hayatlar yaşayan insanları anlatılıyor.
Bugünün Cadıları
Kadınların Yenilmez Gücü
Ataerkil düzen sadece “fıtratına” karşı gelen, sivrilen kadınları değil, bu sistemi farkına dahi varmadan içselleştirmiş kadınları da hedef tahtasına koyuyor; hatta belki onları daha fazla… Mona Chollet Bugünün Cadıları’nda cadılık yaftasını sahipleniyor. Tüm bu hikâyeyi popüler kültürden ve günümüz dünyasından verdiği örneklerle cüretkâr bir şekilde dillendirerek tabuları yerle bir ediyor, feminist olsun olmasın tüm kadınlara sesleniyor.
"Kaldırın Şu Heykeli Buradan"
Belma Akçura, heykellerin başlarına gelenleri anlatıyor. Dışkıdan yapılan heykel, devrilip kafası ezilen, bombalanan, ipe dolanıp yerlerde sürüklenen, boynuna ilmek geçirilip köprüden sallandırılan, mohikan kesimi saç eklenen heykeller… “Put kırma” gerekçesinin, insanlık tarihine karşı kıyıcılığa dönüştüğü durumlar…
Kendi Kaderini Tayin Hakkı ve Sömürge Karşıtı Milliyetçiliğin Kökenleri
Wilsoncu Moment
Erez Manela, Wilsoncu Moment’te, Woodrow Wilson’un sömürge halkları için nasıl bir kurtuluş figürü haline geldiğini, kendi kaderini tayin hakkına kavuşacaklarına inanmış halkların “medeniyet kriteri”ne çarparak nasıl hayal kırıklığına uğradıklarını ve mücadelelerini sokağa nasıl taşıdıklarını anlatıyor.