Türkçe Edebiyat

Anarşik Rehavet
Anarşik Rehavet
Mehmet Açar
Bugüne dek daha çok film eleştirmeni olarak tanınan Mehmet Açar, “gizli gizli” yazdığı, mütevazı edebiyat dergilerinde yayımlanan öykülerini bu kitapta topladı ve “kitaplı” bir yazar olarak ilk kez “vizyon”a giriyor. Açar’ın kitabında neler mi var?.. Aşk var, cinayet var, hayal var... Cressville: Hüsran gezegeninde bir falcılar kenti...
Buğuevi
Buğuevi
Özen Yula
Çağdaş Türkçe edebiyatın genç yazarlarından Özen Yula’nın ilk kitabı Öbür Dünya Bilgisi, İletişim Yayınları tarafından basılmıştı. Araya “Ay Tedirginliği”yle “Dünyanın Ortasında Bir Yer”i birleştiren Toplu Oyunlar I ve Kayıpkent Üçlemesi girdi; dördüncü kitap Buğuevi’yle Özen Yula İletişim’e dönmüş oldu.
Saçlarının Kardeş Kokusu
Saçlarının Kardeş Kokusu
Cezmi Ersöz
Artık herkesin gayet iyi tanıdığı Cezmi Ersöz üslubuyla, Cezmi Ersöz duyarlığıyla Cezmi Ersöz yazıları. “Paramparça olsa da kurtarılacak bir ruhu” titizlikle koruyan bir yazarın, o paramparçalıktan, hayatın içinden ve kıyısından yazılmış 26 yazısı. “İkimiz de derinden derine anlamıştık ki, ne denli yoğun duygularla saklanmış olursa olsun benzerler arasındaki aşk, bu çirkin, bu acımasız dünyayla karşılaştığında ışığı gören filmler gibi solar, kaybolur, anlamsızlaşır...”
Son Yüzler
Son Yüzler
Cezmi Ersöz
Unuttuğumuz, belki de hiç tanımadığımız renkleri hayatın; yitip gitmek üzere olan insanlar, Son Yüzler... Ardında bıraktığı onca anıyla, bir tuvalet kapısında çıkar birisi karşımıza; biriyle Çiçek Pasajı’nda, akordeon sesleri arasında yüz yüze geliriz. Biri keman atölyesine sığınmıştır, biri şehir dışındaki karavanına. Onları görürüz de fark etmeyiz, fark ederiz de merak etmeyiz.
Pinhan
Pinhan
Elif Şafak
Elma ağacının dallarından Tekke’ye süzülen, sonra da “incili kuş” olup Osmanlı devrinin taht şehrine, hikâyesini aramaya giden bir dervişin, Pinhan’ın macerasını anlatıyor Elif Şafak... Pinhan hikâyesini ararken her an’a bir hikâye sığar. Osmanlı hayatının gerçekleriyle kâinatın gizemleri, kitaplar dolusu, mahalleler dolusu hikâye olur çıkar.
Aşk Meleğinin İşleri
Aşk Meleğinin İşleri
Zeynep Avcı
Bir sahil kasabasının çocuklarıyla bir büyük kent apartmanının yaşlılarına çok farklı öykülerde benzer bir insanlık hâlini yaşatan o meşhur meleğin izini süren öyküler, Zeynep Avcı’nın yazdıkları.
Kurabiye Saatinde
Kurabiye Saatinde
E. Emine
Masayalı anneyle Türk babanın Nikaragua’dan İstanbul’a gelen kızı, Amerika’da pazar arayan eski zaman tüccarları, “İsa’ya ait olma”yı seçip Kudüs’e kaçan bir İstanbul Yahudisi genç kız, Macaristan’a gidip dönmeyen ağabeyi, yurtdışından kesin ve “parlak” dönüş yapan Türkiye aydınları...
Ancak Bir Benzerim Öldürebilir Beni
Ancak Bir Benzerim Öldürebilir Beni
Cezmi Ersöz
Müslüm Gürses konserlerinin Gülhane’sinden garip bir savaşın Beyoğlu’suna; akşamüstleri isteksizce kapılarının arkasına geçilen evlerden “unutmak faşizmi”ne, hayat kadar geniş bir alanda ve O’nun bir yolda ansızın karşısına çıkacağını bekleyerek, söz’ünü söylüyor Cezmi Ersöz.
Annelik Oyunu Bitti
Annelik Oyunu Bitti
Cezmi Ersöz
Annelik Oyunu Bitti:.. Öykü mü, deneme mi, hayatın getirdikleri mi? Belki hepsi. Ama en önemlisi, kendi öyküsünü arayanlar, kendi öyküsünü yaşayarak yazmaya çalışanlar için bir kitap bu. Zaten, “kafalarını karıştıracak bir öykün yoksa yandın demektir”. Varsa? Kimbilir...
Kırık Zarlar
Kırık Zarlar
E. Emine
Kumarhanelerin ve kumarbazların şangırtılı dünyası, medya gökdelenlerindeki insanları kapıveren fal bağımlısı ihtiraslar, gezginleşen ve sabitlenen hayatlar, Sokrates’le Abdullah’ın bir kilise tadilatında başlayıp İstanbul’dan Paris’e nakledilen aşkları, Fellini’nin sohbetine uzanan bir Paris-Roma yolculuğu, cami avulusunda standart cenaze kalabalığı, en olmadık yerlerde aranan şans işaretleri...
Kafka Market
Kafka Market
Cezmi Ersöz
Cezmi Ersöz’ün röportaj ile deneme ya da anlatı arasında, yüreğinin ve sokağın ortak sesinden iz sürerek yaptığı duyarlı geçişlerin kitabı. Biraz “son yüzler”in kederi, biraz caddelerin kalabalığı, sokakların gece sessizliği, fahişelerin çığlığı, şoför Vehbi’nin isyanı, Brigitte Bardot’nun hatırası, İstanbul’da yitenler, İstanbul’u yitik hale getirenler...
Çayınızı Türkçe mi Alırsınız?
Çayınızı Türkçe mi Alırsınız?
Barış Balcıoğlu
Türkiye, 80’li yıllardaki o meşhur değişimi yaşarken, dünyaya 70’lerin ilk yarısında gözünü açmış bir kuşak yavaş yavaş “hayat”a gözünü açıyordu. 1972 doğumlu Barış Balcıoğlu’nun ilk romanı Çayınızı Türkçe mi Alırsınız?, bu dönemin ve -bu kuşağın değil- bu kuşaktan bir grup çocuğun romanı.
Yalnız Bebekler
Yalnız Bebekler
Handan Öztürk
Bir kefede tarih, bir kefede kurgu ve fantazi. Handan Öztürk’ün ilk kitabı Yalnız Bebekler, bu dengeyi edebiyat hizasında kurabilen romanlardan. Yalnız Bebekler’deki “tarih”in odağı, Kapadokya.
Korkunun Yüzleri
Korkunun Yüzleri
Nuray Tekin
Atalarından kalma bir terkibin yardımıyla “telepatik” haberleşmeye girenler, bir sinekle iletişim kurmaya çalışanlar, hayatın akışını değiştirebilen resimlerin yapıldığı boyaların peşine düşenler, kendilerini birdenbire sadece ölülerin “yaşadığı” bir alemde bulanlar, vampirleşenler, köpek korkusu dışında korku tanımayanlar... Nuray Tekin’in fantastik hikayelerindeki kahramanlar, herkesin gerçek diye başka bir şey gördüğü ve kimsenin gördüğünden emin olamadığı ürkütücü düşler dünyasında soluk alıyor; kendi dillerini konuşuyorlar
Bütün Kadınların Kafası Karışıktır
Bütün Kadınların Kafası Karışıktır
Ece Temelkuran
Son yıllarda örneklerine sıkça rastladığımız -ve belki “serbest anlatı” olarak adlandırabileceğimiz- edebî tarzın yeni bir ürünü. Ece Temelkuran’ın ilk kitabı. 1973 doğumlu bir yazarın ilk kitabından pek beklenemeyecek bir olgunluk, dil zenginliği, bolca “söz” ve klasik kurgu dışına da çıksa dil’in derinliklerinde işlenmiş bir öykü.
Eve Dönmek İstemiyorum
Eve Dönmek İstemiyorum
Zafer Aracagök
Zafer Aracagök, Eve Dönmek İstemiyorum’da, yazar ile efendisi arasında Odysseia’dan günümüze neredeyse hiç kesintisiz süregelmiş bir sözleşmeyi ortaya çıkarıyor ve Dil’in efendinin dili olduğunu savunuyor. Sanat-yaşam, edebiyat-kuram, merkez-marjin gibi ikili karşıtlıkların ayrım çizgileriyle boğuşan, “bir nev’i avant-garde” roman... “
Cennet ve Cehennem
Cennet ve Cehennem
Mehmet Fehmi İmre
Kısa bir roman ya da uzun bir hikaye; Yüzyetmişaltı Yıl ve Sessizlik Hikayeleri’ni okumuş olanlar için “Mehmet Fehmi İmre tarzında” bir anlatı... Cennet ve Cehennem, -hem mecburiyet hem cesaret- çıplak ayakla çakıl taşlarına basarak sürdürülen bir yürüyüş.
Soydaşınız Balık Burcu
Soydaşınız Balık Burcu
Mehmet Yaşın
Komşularımızın çoğunun Rum, bizimse Türk olduğumuz bilgisi büyülü bir şeydi. Meğer hepimiz aynı değilmişiz, biz başka (Türk), onlar da başka (Rum) kimselermiş!” Bu biraz Kıbrıslı, biraz Levanten bir Türk şairinin, Mehmet Yaşın’ın sıradışı hayat kitabı.
Sessizlik Hikayeleri
Sessizlik Hikayeleri
Mehmet Fehmi İmre
Günümüz yazarlarının belki de en konuşkanı olan Mehmet Fehmi İmre’nin İletişim’de 2. kitabı. Sessizliğe, iç konuşmalara, iç dökmelere, iç hesaplaşmalara adanmış, söyleyen, söyleyen, söyleyen hikayeler... Bir dil işçiliğinden de öte bir dil kuyumculuğu, bir dil dokumacılığı.
Aylak Adam
Aylak Adam
Yusuf Atılgan
Gerçek sevgiyi arayan, böylece korkuluksuz köprüden yuvarlanmamaya çalışan Aylak Adam, sinemalar, ressam atölyelerinde, meyhanelerde, bir türlü iletişim kuramadığı kalabalıkların arasında... Kitaplar, içki... yine içki... Sınırları aşılamayan dar çevrede dönenen sıkıntılar, mutluluğa yaklaşıp uzaklaşmalar... Temel sorun iletişimsizlik.
Öbür Dünya Bilgisi
Öbür Dünya Bilgisi
Özen Yula
Özen Yula’nın hikayelerini adres tutanları tanıyoruz, çünkü yıllardır Yeşilçam filmlerinden, ’68 nostaljisi muhabbetlerinden, kadın dergisi tipi feminizmlerden, ‘kahır mektupları’ndan v.b. biliyoruz. Tanımıyoruz, çünkü yazarken değiştiriyor onları. Bir kaleydoskoptan, bir çiçek dürbününden bakar gibi bakıyor hepsine ya da el çabukluğu marifet, bu bildiğimiz malzemeden beklenmedik yüzler, durumlar türeyiveriyor.
Hiçlikte Randevu
Hiçlikte Randevu
Kriton Dinçmen
Ailesiyle yabancı bir ülkenin ıssız bir yöresinde sıkıntıları, krizleri ve uçsuz bucaksız denizle, dalgalarla başbaşa kalan bir Fransız genç kızın günlüklerini aktarıyor Kriton Dinçmen. Cécile’in serüvenini kendi ağzından dinlerken bir uzmanın size her adımda yardımcı olduğunu fark edeceksiniz.
Yüzyetmişaltı Yıl
Yüzyetmişaltı Yıl
Mehmet Fehmi İmre
Yüz yıllık tarihi edebîliği harcamadan, “tarih anlatıyor” konumuna düşmeden yoğurabilen bir bellek dökümü. Bulanık bir bellek dökümü. Susmamacasına. Unuttukları, hatırladıkları, hatırlamak istemedikleriyle. Paşalar, şairler, Boğaziçi, muasır medeniyet, hürriyet, sudan çıkmış balıklar, cariyeler, kafesler, Beyoğlu, Osmanlı nişanları... Dil aracılığıyla melodiler kurmayı deneyen bir yazarın “keyif verici madde” sayılması gereken bir eseri. Üzerinde önemle durulması gereken bir metin.
Symphonia Kakophonica
Symphonia Kakophonica
Kriton Dinçmen
Aleladelikleriyle, sıradanlıkla perdelenmiş örtülü uyumsuzluklarıyla bu ülkenin insanları; o insanları dışlayan, öğütücü ve tüketici yaşam kalıplarıyla bu ülke; ama her şeye rağmen o insanlar!... Paramparça bir bütünlük, birbirine uymazların birlikteliği, toplumumuzun kakofonik senfonisi.