ISBN
9789750520921
322 sayfa
1930’larda Ernst Bloch ile Georg Lukács arasında başlayan modernizm ve realizm konusundaki tartışma 20. yüzyıl estetiğinin rehberlerinden biri olmuştur. Estetik ve Politika derlemesi, bu iki filozofun yanı sıra Walter Benjamin, Theodor W. Adorno ve Bertolt Brecht’in de katıldığı bu tartışmanın kilit metinlerini biraraya getirmektedir. Bu metinler estetiğin kimi temel kavramlarının aydınlatılması bakımından da temel bir kaynak oluşturuyor: “Sanatın özerkliği ve toplumsallığı”, “popüler sanat ve elitizm”, “form-içerik”...

1930’larda Ernst Bloch ile Georg Lukács arasında başlayan modernizm ve realizm konusundaki tartışma 20. yüzyıl estetiğinin rehberlerinden biri olmuştur. Estetik ve Politika derlemesi, bu iki filozofun yanı sıra Walter Benjamin, Theodor W. Adorno ve Bertolt Brecht’in de katıldığı bu tartışmanın kilit metinlerini biraraya getirmektedir. Bu metinler estetiğin kimi temel kavramlarının aydınlatılması bakımından da temel bir kaynak oluşturuyor: “Sanatın özerkliği ve toplumsallığı”, “popüler sanat ve elitizm”, “form-içerik”...

Modernizm-realizm çatışması, İkinci Dünya Savaşı arifesinde doğar ve Soğuk Savaş’ın dinmesine kadar sürer. Bu dönemdeki yoğun siyasal, toplumsal, kültürel kavgaların estetik cephesini oluşturur. Fredric Jameson’un “Sonsöz”ü bu çerçevede bir incelemedir.

Günümüzde sanat, özelleştirilmesi, finansallaşması, endüstrileşmesi ve iletişim teknolojileriyle kaynaşması sonucu özerkliğini yitiriyor. Dolayısıyla sahip olduğu politik gücü koruyabilmesi hayati bir önem taşıyor. Ayrıca çağdaş bir realizm tutulması yaşanıyor. Yani modernizm-realizm çatışması da aşılmış sayılmaz. Onun için Estetik ve Politika tartışmaları hâlâ yol gösteriyor.


Kapak: John Heartfield, “Burjuva basınını okumak sizi kör ve sağır yapar“ AIZ kapağı, 1930.

1885’te Yahudi bir küçük memur ailesinin çocuğu olarak Ludwigshafen’de doğdu. Münih’te, fizik ve müzik yan dallarıyla destekleyerek, felsefe doktorası yaptı. “Emperyalist işgal savaşı” olarak gördüğü Birinci Dünya Savaşı’nın başlaması üzerine İsviçre’ye iltica etti. 1920’lerde Berlin’de bulunduğu yıllarda, Marksist tiyatrocu-yazar Brecht’le ve düşünür Benjamin’le yakın ilişkisi vardı. Nazilerin iktidara gelmesi üzerine tekrar ülke dışına çıktı. Son olarak gittiği Prag’ın da Nazi işgaline uğraması arefesinde ABD’ye göç etti. 1949’da, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Sovyetler Birliği himayesinde kurulan Demokratik Almanya Cumhuriyeti’ne taşındı, Leipzig Üniversitesi’nde çalıştı ve bir süre “devlet filozofu” muamelesi gördü. 1956’da Sovyetler Birliği’nin Macaristan’daki liberal-sosyalist rejime müdahalesini eleştirmesi ve derslerinde bu eleştirisi doğrultusunda “özgürlük ideali”ni işlemesi üzerine zorunlu emekliliğe sevk edildi. 1961’de Batı Almanya’ya geçti ve Tübingen Üniversitesi’nde ders vermeye başladı. 1968 öğrenci hareketine eleştirel ama hararetli bir destek verdi. 1977’de Tübingen’de öldü. Üç bine yakın öğrencinin meşaleli yürüyüşüyle uğurlandı.

Eserleri: Geist der Utopie [Ütopyanın Tini], 1918; Thomas Münzer als Theologe der Revolution [Devrimin Teologu Olarak Thomas Müntzer], 1921; Freiheit und Ordnung [Özgürlük ve Düzen], 1947; Spuren [İzler], 1930; Subjekt - Objekt [Özne- Nesne], 1949; Erbschaft dieser Zeit [Bu Çağın Mirası], 1935; Avicenna und die Aristotelische Linke [İbn-i Sina ve Aristotelesçi Sol], 1949; Das Prinzip Hoffnung [Umut İlkesi], 1954-1959; Naturrecht und menschliche Würde [Doğal Hukuk ve İnsan Onuru], 1961; Tübinger Einleitung in die Philosophie [Tübingen Mukaddimesi - Felsefeye Giriş], 1963; Atheismus im Christentum [Hıristiyanlıktaki Ateizm], 1968; Das Materialismusproblem, seine Geschichte und Substanz [Materyalizm Sorunu, Tarihi ve Özü], 1972; Experimentum Mundi. Frage, Kategorien des Herausbringens, Praxis [Dünya Deneyi. Soru, Çıkarsamanın Kategorileri, Praxis], 1975.

İletişim Yayınları Bloch’tan Umut İlkesi’ni (çev. Tanıl Bora, 1. cilt 2007, 2. cilt 2012) ve İzler’i yayımlamıştır (çev. Suzan Geridönmez, 2010).

1898’de Augsburg’da doğdu. 20. yüzyılın en etkili oyun yazarı, tiyatro yönetmeni ve şairidir. Epik tiyatronun kurucusu olarak anılır. 1918’e kadar Münih’teki Ludwig Maximilian Üniversitesi’nde doğa bilimi, tıp ve edebiyat okur. 1924’te edebiyat ve tiyatro çevreleriyle ilişki kurabilmek için Berlin’e yerleşir. 1933 yılında, Tedbir adlı oyunu nedeniyle, vatana ihanet suçlamasıyla hakkında soruşturma başlatılır. Bunun üzerine Brecht ve yakınları, Berlin’i terk ederler. Aynı yıl eserleri Naziler tarafından yakılır ve yazar 1935’te vatandaşlıktan çıkarılır. Bundan sonra, farklı aralıklarla Danimarka, Kaliforniya ve İsviçre’de kalır. Eserlerinin çeşitli ülke ve şehirlerde gösterildiği bu sürgün yıllarında Batı Almanya’ya girmesine izin verilmemiştir. 1948 yılında, Alman Demokratik Cumhuriyet Kültür Birliği’nin davetiyle Berlin’e gitmek üzere yola çıkar. Batı Almanya’ya geçmesi halen yasak olan Brecht, Berlin’de arkadaşlarıyla bir araya gelir ve çalışmalarını sürdürür. 1949 yılında sahnelenen Cesaret Ana ve Çocukları büyük başarı kazanır. 1956 yılında Berlin’de ölen Brecht’in, bazıları ödül almış pek çok eserinden başlıcaları şunlardır: Gecede Trampet Sesleri (1919), Üç Kuruşluk Opera (1928), Küçük Burjuvanın Yedi Ölümcül Günahı (1933), Sezuan’ın İyi İnsanı (1939), Arturo Ui’nin Önlenebilir Yükselişi (1941), Kafkas Tebeşir Dairesi (1949), Komün Günleri (1949).

Berlin'de varlıklı bir Yahudi ailede doğdu. Felsefe eğitimini tamamladıktan sonra Bern Üniversitesi'ne devam etti ve 1919'da "Alman Romantizminde Sanat Eleştirisi Kavramı" başlıklı doktora tezini sundu. 1920'li yıllarda, Baudelaire ve Proust çevirilerinin yanı sıra, Hölderlin, Dostoyevski ve Goethe üzerine çalışmalarını yayımladı. Aynı dönemde Adorno, Horkheimer, Marcuse gibi Frankfurt Okulu kurucuları ile birlikte "eleştirel kuram"ın temellerini attı. 1920'lerin ortasından itibaren, düşüncesinde, başta Georg Lukacs ve Bertolt Brecht olmak üzere Marksist edebiyat kuramcılarının etkisi hissedilmeye başladı. Tek Yönlü Yol", "Üretici Olarak Yazar" gibi metinler, bu dönemin ürünüydü. 1929'da "Sürrealizm: Avrupalı Aydının Son Fotoğrafı" başlıklı metnini yazdı. Marksizm kadar sürrealistler de Benjamin'i derinden etkiledi. 1927'de başlayıp ömrünün geri kalanını vakfettiği, fragmanlardan oluşan Passagenwerk'i (Pasajlar Yapıtı) "sürrealizmin felsefede uygulanması" olarak tanımlayacaktı. Ağır ekonomik sıkıntılarına ve Nazilerin Avrupa'da artan tehdidine rağmen, Pasajlar Yapıtı çalışmasına ara vermek istemediğinden Paris'ten zamanında ayrılmadı ve geçici olarak bir toplama kampına götürüldü. Çıktıktan sonra, Frankfurt Okulu'ndan arkadaşlarının kaçtığı New York'a gitmek üzere İspanya'ya çalışırken sınır konrolü sırasında alıkonulunca hayatına son verdi. "Tarih Felsefesi Üzerine Tezler", ölümünden kısa bir süre önce yazdığı son metniydi.
Frankfurt Okulu ya da "eleştirel kuram" olarak bilinen düşünce okulunun en önemli mensuplarındandır. Frankfurt Üniversitesi'nde (bugünkü Goethe Üniversitesi) felsefe, müzikoloji ve sosyoloji eğitimi aldı. Alban Berg'le kompozisyon üzerine çalıştı., dönemin en önemli eleştirmenlerinden Siegfried Kracauer'la Kant metinlerini inceledi. Frankfurt Okulu'nun diğer önemli figürlerinden Walter Benjamin ve Max Horkheimer'la üniversite yıllarında tanıştı. Benjamin'le bu yıllarda başlayan ve her ikisinin düşüncelerini karşılıklı olarak etkileyen yazışmaları, 1940'ta Benjamin'in ölümüne dek devam etti. 1925'te Viyana'ya giderek Arnold Schönberg ve Anton Webern gibi avangard bestecilerle çalıştı, Schönberg'in "yeni müziği" üzerine incelemeler kaleme aldı. Frankfurt'ta Kierkegaard üzerine tamamladığı tezinin ardından üniversitede ders vermeye başladı, ancak Nazilerin iktidara gelmesiyle birlikte babasının Yahudi olmasından ötürü 1934'te İngiltere'ye gitmek zorunda kaldı. Horkheimer'ın idaresinde olan ve Nazi rejimi yüzünden New York'a taşınan Toplumsal Araştırmalar Enstitüsü'nün Zeitschrift für Sozialwissenscahft dergisinde yazıları yayınlandı; özellikle "Caz Üzerine" (1936) adlı metni, daha sonra Horkheimer'la geliştirecekleri "kültür endüstrisi" eleştrisinin nüvelerini içeriyordu. 1938'de Toplumsal Araştırmalar Enstitüsü'nde çalışmak üzere New York'a göç etti. ABD'de geçiridği yıllarda, Horkheimer'la birlikte Aydınlanmanın Diyalektiği'ni (1944) yazdı; Avusturyalı sosyolog Paul Lazarsfeld'le kitle iletişim araçlarının etkilerini inceledikleri "Radyo Projesi" üzerine çalıştı; Dr. Faustus adlı romanı için Thomas Mann'a müzik danışmanlığı yaptı; azınlıklara yönelik önyargıları inceleyen ve aynı adla yayınlanan Otoriter Kişilik (1950) başlıklı araştırmayı yönetti. Savaşın ardından Frankfurt'a dönerek yeniden buraya taşınan Toplumsal Araştırmalar Enstitüsü'nü yönetti. Önemli yapıtları, Philosophie der Neuen Musik (1949, Modern Müziğin Felsefesi); Dialektik der Aufklaerung (Aydınlanmanın Diyalektiği, Horkheimer'la, 1944, yeni çevirisiyle Kabalcı tarafından yayınlanacak); Minima Moralia (1951, Metis); Asthetische Theorie (1970, Estetik Kuramı)
Kitabın Adı Estetik ve Politika
Alt Başlık Realizm-Modernizm Çatışması
ISBN 9789750520921
Yayın No İletişim - 2379
Dizi Sanat Hayat - 38
Alan Politika/Siyaset, Sanat, Sosyoloji
Sayfa 322 sayfa
En 130 mm
Boy 195 mm
Ağırlık 311 gr
Baskı 2. baskı - Kasım 2018 (1. baskı - Ekim 2016)
Yazar Ernst Bloch, Georg Lukács, Bertolt Brecht, Walter Benjamin, Theodor W. Adorno
Çeviren Elçin Gen, Taciser Belge, Bülent Aksoy
Dizi Editörü Ali Artun
Yayına Hazırlayan Elçin Gen
Kapak Tasarımı Suat Aysu, Özlem Özkal
Uygulama Hüsnü Abbas
Düzelti Asude Ekinci
Dizin Elçin Gen
Baskı Sena Ofset
Cilt Güven Mücellit