Ocak 1985 Tarihinde Yeni Çıkan Kitaplar
Hikâyeler
İstanbul sınırları içine sıkışıp kalan hikayemizi yurt yüzeyine açan Karaosmanoğlu’nun bu kitaptaki anlatılarında aşk yüzünden veya düşman zulmünden bilinci sakatlanmış, saplantılı, isterik, melankolik, yerini yadırgayan insanlar var. 20 hikayeden oluşan kitabın tüm karamsarlığına rağmen yazar, insanın tek kurtuluş umudunu yine insanda aradığını sezdirir.
Yunan Ulusunun Doğuşu
Herkül Millas hem Türkiye hem Yunanistan’da tarihi “biz” ile “onlar”ın mücadelesi gibi gösteren sözde tarihçiliğin dışından bir uzman. Yazar, Yunan ulusunun doğuşunu özgün Yunan kaynaklarına başvurarak anlatırken Türkiye tarihçilerinin hatırı sayılır bölümüne egemen olan dar-kısıtlı tarih görüşü ve bu yaklaşımın kaynakları üzerinde de duruyor.
Türkçede Roman
Nihat Özön'ün bu eseri ilk kez 1936’da yayımlandı ve yakın zamana kadar alanında tek başvuru kitabı olarak kaldı. Türk romanının kökenleri üzerine kapsamlı bir araştırmaya dayanarak derli toplu bilgiler veren kitap, kendinden sonraki araştırmacılar ve konunun meraklılarına yeni ufuklar açmasının yanı sıra, özellikle öğrencilere yol gösterecek eşsiz bir kaynak niteliğinde.
Türk Olmak Kolay Değil
Yazarın Nokta dergisinde çeşitli tarihlerde çıkan makalelerinden bir derleme. Bhopal’den Gökova’ya, Ege’nin rengine, Özal’ın adamlarına, ’80’li yıllardan ‘Yar bana bir alternatif’ çağrısına... Altı ana başlık altında toplanan yazıların karikatürlerini Salih Memecan çizdi.
Ten ve Gölge
Usta hikayeci Aktunç’tan gerçeği algılama ve yansıtma biçimi çok farklı, dili ve üslubu iyice süzülmüş ondokuz hikaye. Yakın tarihimizin odak noktalarını tek tek her bireyde, her ortamda ve anlatım biçiminde yakalayabilen ürünler.
Sosyalizm ve Parlementer Demokrasi
1980 sonrasında demokrasi sosyalistlerin en çok tartıştığı sorun oldu. İletişim Yayınları’nın 1985’de Sıkıyönetim tarafından toplatılan, “beraatine rağmen” imha edilen kitabı. İngiliz İşçi Partili Hodgson sosyalist stratejide parlamentonun rolü üzerine hayli aykırı görüşler ileri sürüyor.
Oyunlarla Yaşayanlar
Tanzimat’tan bu yana sürekli değişen politik ve toplumsal değerler karşısında tutunmaya çalışan Türk okur-yazarının kara güldürüsü.
Kapitalizmin Dünü ve Bugünü
1958’den bu yana defalarca basılan bu kitapta İngiliz iktisatçı Dobb 16. yüzyıldaki başlangıcından 19. yüzyıla, doruğuna varışına kadar kapitalist gelişmeyi izliyor. O günden bugüne modern emperyalizmin gelişimini ve sorunlarını, Marx ve Engels’in çözümlemelerini aşarak, hem onların çalışmaları ışığında hem de çağdaş iktisat teorilerini dikkate alarak inceliyor.
Jönler
Uzun yıllar boyunca önemsenmemiş, edebiyatımıza yeniden kazandırılmış bir roman. Yazar, 2. Abdülhamid’in baskı döneminde Mısır’a kaçan Jön Türkler’in oradaki yaşayışını gerçekçi bir bakış açısıyla anlatırken, tarihimizin önemli bir dönemine ışık tutuyor.
İstanbul Nasıl Eğleniyordu
Haliç kıyılarındaki ilk eğlence odakları, Sultan Süleyman devrindeki ünlü yosmalar, Kağıthane alemleri, şehevî raks, köçekler, kadın aşıklar... Kısaca, geçmiş yüzyıllar İstanbul’unun eğlence hayatında panoramik bir gezinti.
Geceyi Tanıdım Erostratus
Gündelik gerçeklikten yola çıkılarak yazılmış, ama fantastik öğelerle bezenmiş metinler. Yaşananla tasarlanan, gerçekle düş arasındaki sınırı anlatan, hayatı yakınmadan algılayan, birbirini tamamlayan hikayeler.
Gece
Her gün birçok insanın can verdiği, pek çoğunun yaralandığı, benliğimizde derin iz bırakan baskı ve yıldırma dönemi. Yılgının ve kıyımın maşası olan insancıklar: Gecenin işçileri. “Gece”nin “yalanı bir düzen haline getirme” çabasındaki sahipleri. Yakın geçmişte yaşadığımız kargaşayı alışılmış çerçevenin dışında ele alan, okuru şaşırtan ve ürküten bir eser.
Efendilik, Şarkiyatçılık ve Kölelik
Jale Parla, 19. yüzyıl başı romantiklerinin yarattığı Doğu mitosunun süreç içinde geçirdiği evrimi araştırıyor. Bu mitosun sömürgeci politikalara ve bu politikaların geliştirdiği kamuoyu tepkisine paralel olarak nasıl değiştiğini anlatan özgün bir çalışma.
Dil ve Maddecilik
Semiyolojideki Gelişmeler ve Özne Teorisi
Şaşılacak kadar geniş alanların ve disiplinlerin merkezi durumuna gelen yapısalcılık ve semiyoloji konularında kapsamlı ve kolay anlaşılır bir rehber. Kitap yapısalcılık ve semiyolojinin Saussure’ün işaret kavramına dayalı bir maddeci dil teorisi olma iddiasındaki ilk önkabullerini inceleyerek, Althusser’in ideoloji teorisini geliştirmesini izleyen çalışmaları ve Lacan’ın Freud’u yeniden okumasıyla bunların nasıl sarsıldığını açıklıyor.
Bu Ülke
Meriç’in “aynı kaynaktan fışkırdılar” dediği eserler dizisinin önemli bir halkası. Bir çağın, bir ülkenin vicdanı olmak isteği Meriç’in bütün çabasına her zaman yön vermiştir: “Bu sayfalarda hayatımın bütünü, yani bütün sevgilerim, bütün kinlerim, bütün tecrübelerim var. Bana öyle geliyor ki, hayat denen mülakata bu kitabı yazmak için geldim; etimin eti, kemiğimin kemiği."
Aylak Adam
Gerçek sevgiyi arayan, böylece korkuluksuz köprüden yuvarlanmamaya çalışan Aylak Adam, sinemalar, ressam atölyelerinde, meyhanelerde, bir türlü iletişim kuramadığı kalabalıkların arasında... Kitaplar, içki... yine içki... Sınırları aşılamayan dar çevrede dönenen sıkıntılar, mutluluğa yaklaşıp uzaklaşmalar... Temel sorun iletişimsizlik.