Kırlarda Bir Gün
Çeviri
Mehmet Özgül

ISBN
9789750524264

1. baskı - Mayıs 2018
476 sayfa


31,50 TL
22,05 TL

Kırlarda Bir Gün

Öyküler / CİLT 3
Anton Pavloviç Çehov

Çehov’un Rus okurunun hafızasında edindiği yeri hiç kaybetmemiş bu esprili ve dokunaklı hikâyeleri, her modern öykücünün borçlu olduğu eşsiz bakışının birer örneğidir.

Mehmet Özgül çevirisi,
D.S. Mirsky’nin önsözü,
Charles E. May’in sonsözü,
Yazar ve dönem kronolojisi,
Kitaba dair görsellerle.

Kırlarda Bir Gün, Çehov’un yazarlığında büyük bir atılım yaşadığı 1886 yılına ait öykülerini derliyor.

Asıl mesleği olarak gördüğü doktorluğa devam etse de Çehov, 1886 yılında yeteneği edebiyat çevrelerince fark edilmiş bir yazardı. Bu yılda ilk eserlerindeki komik eskizlerden uzaklaşmaya, Peterburgskaya gazeta ve Novoye Vremya gibi prestijli haftalık yayınlara daha uzun öyküler göndermeye başlamıştı. Çehov’un Rus okurunun hafızasında edindiği yeri hiç kaybetmemiş bu esprili ve dokunaklı hikâyeleri, her modern öykücünün borçlu olduğu eşsiz bakışının birer örneğidir.

Rusya’nın orta sınıfını hicveden trajikomik vinyetlerin yazarın ilk deneysel çalışmaları ile yan yana geldiği Kırlarda Bir Gün, Çehov’un benzersiz dehasını ve ince bakışını sergiliyor.



Kitaptan bir bölüm okumak için tıklayın.
Kitabın Adı
Kırlarda Bir Gün
Alt Başlık
Öyküler / CİLT 3
ISBN
9789750524264
Kapak
Aleksandr Makovski, “Kilise Manzarası”, 1900
Yayın No
İletişim - 2626
Dizi No
İletişim Klasikleri - 118
Alan
Klasik Dünya Edebiyatı
Sayfa Sayısı
476 sayfa
En
130 mm
Boy
195 mm
Ağırlık
60 gr
Baskı
1. baskı - Mayıs 2018
Yazar
Anton Pavloviç Çehov
Çeviren
Mehmet Özgül
Dizi Yayın Yönetmeni
Murat Belge
Yayına Hazırlayan
Güneş Akkor, Emrah Serdan
Önsöz
D. S. Mirsky
Önsözü Çeviren
Emrah Serdan
Sonsöz
Charles May
Sonsözü Çeviren
Emrah Serdan
Kapak
Suat Aysu
Uygulama
Hüsnü Abbas, Hasan Deniz
Düzelti
Burçin Gönül
Cilt
Güven Mücellit
Baskı
Ayhan Matbaası

Anton Pavloviç Çehov

29 Ocak 1860 günü Kırım’da bir liman kenti olan Taganrog’da dünyaya geldi. Bakkallık yapan Pavel Yegoroviç Çehov ve Yevgeniya Yakovlevna Çehova’nın üçüncü oğluydu. Taganrog Erkek Gramer Okulu’na yazıldı. Erken yaşta tiyatroya ilgi duydu ve ailesiyle birlikte oynadığı kısa skeçler yazmaya başladı. “Babasız” ve “Platonov” adında iki oyun yazdı. Babasının iflasından sonra aile Moskova’ya gitti; Çehov, Taganrog’da kalıp eğitimini özel dersler vererek sürdürdü. Tıp okumak için Moskova’ya geldi ve burada Strekoza (Yusufçuk) dergisine Antoşa Çehonte gibi takma isimlerle haftalık öyküler yazmaya başladı. İlk eskiz derlemesi Melpomene’nin Masalları 1884’te yayımlandı. Bu dönemde tüberküloza yakalandı. Meşhur romancı Grigoroviç’in kendisine yazdığı mektupla yazarlığı ciddiye almaya karar verdi ve kendi imzasıyla ilk öykü derlemesi Karmakarışık Öyküler 1885’te yayımlandı. “İvanov”un ilk hali, Moskova’da Korsh Sahnesi’nde 19 Kasım 1887’de sahnelendi, aynı yıl ikinci öykü derlemesi Alacakaranlık yayımlandı. “Kuğunun Şarkısı” ve “Ayı” 1888 yılında ilk kez sahnelendi. Alacakaranlık ile Puşkin Ödülü’ne layık görüldü. Ağabeyi Nikolay, 1889’da tüberkülozdan öldü. Ertesi yıl Sibirya’daki Sahalin Adası’nı ziyaret etti. A.S. Suvorin ile birlikte Fransa ve İtalya’ya gitti. Bir sonraki yıl Moskova yakınlarındaki Melihovo arsasını satın alarak bir ev yaptırdı ve burada yaşamaya başladı. Burada geçirdiği beş yıl boyunca bir yandan en iyi öykülerini yazarken bir yandan da açtığı ufak klinikte, doktorluk mesleğini sürdürdü. “Martı”, 1896’da ilk defa sahnelendiğinde olumsuz tepkilerle karşılaştı. Ertesi yıl tüberküloz teşhisi konan Çehov, Avrupa’da istirahat etti. Bir sonraki yıl Yalta’ya döndü ve buradan bir arsa aldı. “Vanya Dayı”, Moskova Sanat Tiyatrosu’nda 1899’da sahnelendi, aynı yıl annesi ve kız kardeşiyle Yalta’daki yeni evine taşındı. 1898’de tanıştığı aktris Olga Knipper ile 1901 yılında küçük bir merasimle evlendiler. Bu yıl “Üç Kız Kardeş”, Moskova Sanat Tiyatrosu’nca sahnelendi. Ertesi yıl sağlığı kötüleşmeye başladı. Tamamladığı son oyunu “Vişne Bahçesi”nin ilk gösteriminin yalnız üçüncü perdesine katılabildi. İyileşmek için gittiği Badenweiler’de hayata gözlerini yumdu. Eşi Knipper’e söylediği “Şampanya içmeyeli uzun zaman oldu” meşhur son sözleri olmuştur. Naaşı Novodeviçi Mezarlığı’na defnedildi. Hayata ve yazarlığa bakışını kendisi şöyle özetlemiştir: “Kısa ömrümde insanın erişebildiği her şeyi kucaklamak istiyorum. Konuşmak, okumak; dev bir fabrikada elime çekiç almak; denizi seyretmek, tarla sürmek. Nevski Bulvarı’nda, uçsuz bucaksız tarlalarda, okyanusta –hayal gücümün beni götürdüğü her yerde– bir başıma yürümek istiyorum.”