Küskün Kahvenin Türküsü
Çeviri
İpek Babacan

ISBN
9789754701067

1. baskı - Nisan 1990
157 sayfa


Tükendi

Küskün Kahvenin Türküsü

Carson McCullers

McCullers, ABD’nin alt-orta sınıfları için kabus olan bir dönemin acılarını, Faulkner’ın dünyaya tanıştırdığı Güneyli duyarlılığı ve hüznüyle yoğuruyor. Hikayelerinde tekdüzeliğe, cefanın katı gerçekliğine teslim olmak istemeyen, belki beceriksiz, ama onurlu ve içlerinde derin bir sevgi taşıyan insanlar var.

McCullers, ABD’nin alt-orta sınıfları için kabus olan bir dönemin acılarını, Faulkner’ın dünyaya tanıştırdığı Güneyli duyarlılığı ve hüznüyle yoğuruyor. Hikayelerinde tekdüzeliğe, cefanın katı gerçekliğine teslim olmak istemeyen, belki beceriksiz, ama onurlu ve içlerinde derin bir sevgi taşıyan insanlar var. Halleriyle, tavırlarıyla “tuhaf”, kimi zaman yabansı, kimisi bedenen sakat kahramanlar.
Kitabın Adı
Küskün Kahvenin Türküsü
ISBN
9789754701067
Orijinal Adı
The Ballad of the Sad Cafe
Yayın No
İletişim - 126
Dizi No
Dünya Edebiyatı - 25
Alan
Çağdaş Dünya Edebiyatı
Sayfa Sayısı
157 sayfa
En
130 mm
Boy
195 mm
Baskı
1. baskı - Nisan 1990
Yazar
Carson McCullers
Çeviren
İpek Babacan
Kapak
Ümit Kıvanç
Düzelti
Sezar Atmaca, Fatih M. Öztan
Dizgi
Maraton Dizgievi
Cilt
Ayhan Matbaası, Şefik Matbaası
Baskı
Şefik Matbaası

Carson McCullers

1917'de ABD'nin güney eyaletlerinden Georgia'nın Colombus şehrinde doğdu. Müzik öğrenimi görmek amacıyla New York'a giderek Colombia Üniversitesi'ne girdi. Ertesi yıl hikâyeleri Story dergisinde yayımlanmaya başladı. 1937'de evlendi. Eşi Reeves McCullers, 1944 Normandiya Çıkarmasında yaralanan ilk askerî olacak ve 1953 yılındaki intiharıyla McCullers'ın hayatını altüst edecekti. Yazarın ilk romanı ve bazı edebiyat eleştirmenlerine göre en iyi eseri Yalnız bir Avcıdır Yürek 1940'da yayımlandığında, Amerikan edebiyat çevrelerinde büyük ilgi gördü. 29 yaşındayken geçirdiği bir hastalık yüzünden sol yanı felç olan Carson McCullers'ın eserlerinde "oturan dört sağır-dilsiz" neredeyse bir temel oluştururlar. 1967 yılında ölen McCullers, en çok, eserlerinde, grotesk olanı öne çıkarma uğruna gerçek hüzün ve duyarlığı ihmal etmekle eleştirilmiştir.