Çağdaş Türkiye Edebiyatı

Asmalar Artık Ağlamıyor
Asmalar Artık Ağlamıyor
Özden Soyalp
Öncesi ve sonrasıyla bir zina hikayesi: Taşra kökenli, büyümeye hevesli bir küçük boy işadamı... "...bir kadının evinde, çantasında para olan bir erkek varsa bu mu aklınıza geliyor?..." Onun mütevazı, kendi halinde karısı... "Çaresiz görün, öyle yaparsan kocanın üstünde daha iyi hüküm kurarsın..." Bir öğretim üyesi kadın... "Akademisyen olmayı kafaya koyduğumda ilkokuldaydım. Tabii o zaman böyle söylendiğini bilmiyordum, profesör olmaktı kafama koyduğum..."
Küçük Ademler Küçük Havvalar
Küçük Ademler Küçük Havvalar
Piyale Madra
Piyale Madra’nın Radikal’de çizdiği, çocukluğun masumiyetini ve hayatın gerçekliğini biraraya getirdiği karikatürler... Çocuklara bakarken dışımızda gördüğümüz ancak hayatımızda varolduğundan/varolacağından emin olduğumuz ilişkiler ve diyaloglar üzerine çizgiler dünyasından neşeli örnekler.
Kayıp Diwan
Kayıp Diwan
Muhsin Kızılkaya
Yazısı yasaklı bir halkın sözlü edebiyatından derlenmiş ve de yazıya dökülmüş bir ilk örnek Kayıp Dîwan. Kendisini harflerle ifade edememiş bir kültürün “kollektif hafıza”sından bir seçki... Bu kültürün taşıyıcısı “dengbêj”ler. İşleri güçleri, günleri geceleri, kısaca bütün dünyaları “söz”dür onların. Kimi zaman bir ağanın konağında, kimi zaman yoksul bir köylünün tek odalı damında, kimi zamansa sıcak yaz günlerinden kaçıp sığınılan bir yaylanın serinliğinde, hiç ummadığınız bir anda rastlarsınız onlara...
Bay Muannit Sahtegi´nin Notları
Bay Muannit Sahtegi´nin Notları
Vüs`at O. Bener
Bir kış daha dayanmalıyım. Altmış beş yaşımı doldurabilirsem ikinci emekliliğimi kimse yadırgamaz sanırım artık. Ölümü beklerim, sessiz sadasız köşemde. Yollarda yığılıp kalıverecekmişim gibi geliyor bana. Gözlerimin altı torbalandı. Ölüm nasıl beklenir? Param yeterse rakı içerek, gece-gündüz birbirine karışır...
Tahtakuşlar'dan Paris'e
Tahtakuşlar'dan Paris'e
Hasan Kudar
Köy Enstitüleri, Cumhuriyet’i köylerle bütünleştirmeye ve onları modernleşen ülkenin hızından kopartmamaya dönük bir projeydi. Siyasi bir tercihle açıldı ve yine siyasi tercihlerle kapatıldı. Yazıya dökülmüş pek çok Enstitü anısı var. İnsanlar yaşadıklarını yazıya geçirmek konusunda daha eli açık davrandıkları sürece de olmaya devam edecek.
Ardımdaki Yıllar
Ardımdaki Yıllar
Yıldız Sertel
“Ardımda kalan yıllar, Türkiye’de demokrasi, hürriyet, insan hakları ve sosyal adalet için sürekli bir savaş veren iki insanla, annem ve babam, Sabiha ve Zekeriya Sertel’le beraber geçti. Polis devletinin baskısı yüzünden, onlarla beraber 1950’de yurtdışına çıkmak zorunda kaldıktan sonra, Doğu ve Batı Avrupa’nın değişik ülkelerinde yaşadım, değişik üniversitelerde okudum, değişik sosyal rejimler, yaşantılar gördüm. Kısacası çok gezdim, çok gördüm, gördüklerim üzerinde düşündüm.”
Bir Türk Casusunun Mektupları
Bir Türk Casusunun Mektupları
Şebnem Şenyener
Üç yüz yıl önce sırra kadem basan bir Türk casusunun yazdığı mektuplar aniden ortaya çıkar ve New York’ta açık artırmaya konur. Milli hazinesini geri almak için harekete geçen Türk hükümeti, karşısında, işini iyi bilen, zengin bir antika koleksiyoncusunu bulur. Amerikalı bir akademisyen, Mektuplar’ın bulunmasıyla çürüyen tezinin ve mahvolan akademik kariyerinin hıncını almak üzere entrika peşine düşer.
Melek Annem ve Ben
Melek Annem ve Ben
Emine Çaykara
Kandilli`de, tarihi yalıda geçen bir yüzyıl; başrolde bir ana oğul: Belkıs ve Mehmet Abud. Şevket Uludağ`lı, Madam Spino`lu, Matmazel Emma`lı eğitim; işgal dönemi İstanbul`u; kurtuluş sevinci; Cumhuriyet; Osmanlı ile modernizmin uzantılarında örülmüş bir yaşam...Hayat kadar sürprizlerle dolu bu kitap, bir roman kadar akıcı bir dille kaleme alınmış; zamanda birkaç saatlik bir yolculuk için.
Kapan
Kapan
Vüs`at O. Bener
Anlatabilmeliydim. Şimdi neye yarar. Duyamayacaksın. Senin adına söyleyebileceğim: “Yaz. Kalacak mı sorusunu sorma. Kalmayacak orası kesin. Kim, ne kalmış ki!” Sağım hâlâ. Kendim için öyle mi? Avunamayacakmışım, olsun mu? Okunamayacaksın bir gün. Ansiklopedilerde üç beş sözcük ayrılır sana da belki. Yüz yılları aşabilen yazın dehâları bile unutulmaya hükümlüdür sonuçta.
Kimse Ölmesin Ben Ölürüm
Kimse Ölmesin Ben Ölürüm
Kenan Biberci
Müthiş bir yazma tutkusunun eseri olan bu kitapta, sohbetten, arkadaşlıktan, çay demlemekten, eski püsküden, gemilerden... kısaca küçük ayrıntılardan büyük yaşama sevinci çıkartan öyküler yer alıyor. Kenan Biberci’nin öykücülüğünü farklı kılan özellik bu değil sadece.
Bende Mahfuz Fotoğraflar
Bende Mahfuz Fotoğraflar
Muhsin Kızılkaya
Her şeyin inanılmaz bir hızla değiştiği; değerlerin sağa sola, Doğu’nun Batı’ya, Güneydoğu’nun ateşe savrulduğu bir dönemden fotoğraflar, “cins isim” portreleri. Fonda kimi zaman bir Güneydoğu şehrinin sokakları, kimi zaman patlama seslerine alışmış dağlar, kimi zaman da İstanbul var.
Dün, Bugün
Dün, Bugün
Tatyana Moran
Tatyana Moran bir asra yaklaşan ömrü boyunca pek çok olaya şahit oluyor, pek çok önemli insanla tanışıyor. Kırım’dan İstanbul’a mavnalarla gelen bir Rus ailesinin en büyük kızı olan Tatyana Moran, 6-7 Eylül Olayları, 1 Mayıs 1977 ve Aydınlar Dilekçesi gibi Türkiye yakın tarihinin önemli olaylarına şahit oluyor; Füreya Koral, Mina Urgan, Halide Edip,Ahmet Hamdi Tanpınar, Aziz Nesin, Haldun Taner, Murat Sarıca ve Server Tanilli gibi Türkiye entelektüel tarihinin önemli figürleriyle birarada bulunuyor.
Siyah Hatıralar Denizi
Siyah Hatıralar Denizi
Mehmet Açar
Genç Bir Müfettiş , gizemli vakalarla uğraşan iki bilim adamının intiharını araştırmak üzere karlarla kaplı karanlık bir kente gelir ve iki yüz yıllık bir otele yerleşir. Amacı raporunu hazırlayıp bir an önce evine dönmektir, ama bir süre sonra açıklanması imkansız olaylara şahit olmaya başlar.
Balat'tan Bat-Yam'a
Balat'tan Bat-Yam'a
Eli Şaul
Balat'tan Bat-Yam'a kadar uzanan kâh mutlu kâh hüzünlü bir yaşam öyküsü... Bir Yahudi ailenin çocuğu olarak 1916 yılında Hasköy'de dünyaya gelen ve yıllarca yaşadığı İstanbul'dan çok sevdiği Suadiye semtine benzettiği için Bat-Yam'a göç eden Eli Şaul'un ilginç günlüğü.
Turuncu Kayık
Turuncu Kayık
E. Emine
Refika gazetecidir ve Yeniköy`deki bir ikiz yalıda defalarca reenkarne olduğuna inanır. İşi gereği karıştırdığı yabancı dergilerin birinde, Reenkarnasyon`dan Geçmiş Ruhlar`a özel bir kliniğin mevcudiyetini öğrenir ve oraya gider. Dönüşünde, kliniğin adresini, ruhu `düdüklü tencere` gibi öten yakın bir meslektaşına verir...
Aşk Romanları Yazan Adam
Aşk Romanları Yazan Adam
Levent Mete
`Romanı okumaya ve Orhan Cemil`in yazdıklarını yaşamaya devam ettim. Her bölümden sonra, yaşadıklarımın etkisi henüz üzerimden silinmeden oturup bir bölüm de ben yazıyordum. Böylece giderek, iç konuşmalarla zenginleştirilmiş ve onun kahramanlarından esinlenerek yarattığım karakterlerin rol aldığı yeni ve farklı bir roman biçimleniyordu."
Zelzele
Zelzele
Behiç Ak
Behiç Ak’ın yeni albümü 17 Ağustos Körfez Depremi’nden sonra “bizzat” yerinde görülmüş, duyulmuş, gözlenmiş, hatta yaşanmış olaylardan yola çıkılarak çizilen “acı ama, gerçek” karikatürleri biraraya getiriyor.
Seni Seziyorum / Kitab-ı Mukadder
Seni Seziyorum / Kitab-ı Mukadder
İsmail Güzelsoy
“Hepimizin hayatının toplamı nihayetinde bir hikâyeden ibarettir... İyiler hikâyelerini diğerleriyle bölüşür, vasatlar hikâyelerini yalnızca kendileri yaşar, kötüler hikâyeyi inkar eder...” Bir “ilk” kitap olan Seni Seziyorum ya da nam-ı diğer Kitab-ı Mukadder hepsi birbirine ustaca bağlanmış on hikâyeden oluşuyor. Zaman ve coğrafyayla sınırlı olmayan hikâyeler, kahramanlarının aksine hiç de “mütevazı” değil!
Kaf Dağı'nın Ötesi
Kaf Dağı'nın Ötesi
Lütfü Köselioğlu
Lütfü Köselioğlu, yitip gitmekte olan –vallahi “korunmaya alınması” gereken!- bir insan türünü temsil ediyor: “Dürüst bürokrat.” Ve yine nesli tükenen bir başka insan türünü: Karşısına gelen insanları çektirttiği filmlere bakarak değil yüzlerine, hallerine bakarak değerlendiren, elinde ne imkân varsa onunla sağaltmaya çalışan bir “hekim”.
Tehlikeli İlişkiler
Tehlikeli İlişkiler
Ramize Erer
Tehlikeli İlişkiler, Ramize Erer’in çizgilerinden yapılmış özenli bir derleme. Kadınla erkeğin “tehlikeli” birlikteliği üzerine, felsefesi yerinde, mevzusu derin, balonları dopdolu çizgiler... Hayatın kapsama alanından hüzünlü matrak, düz çapraşık, heyecanlı yeknesak ilişkiler, çarpıcı enstantaneler.
Yıldızların Tembelliği
Yıldızların Tembelliği
Behiç Ak
Behiç Ak’ı ‘çoğunluk’ Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan karikatür bandından, ‘azınlık’ ise çocuk kitaplarından ve tiyatro oyunlarından tanıyor; belki çok azımız da onun belgesel sinemacılığının farkında (Türk Sinemasında Sansürün Tarihi adlı belgesel filmi Ankara Film Festivali’nde en iyi belgesel film ödülüne layık bulunmuştu). Yıldızların Tembelliği onun, -içinde çizgi olmayan- ‘büyükler’e yazılmış ilk öykü kitabı.
Columbus`un Kadınları
Columbus`un Kadınları
Müge İplikçi
Müge İplikçi ödüllü öykülerinin yer aldığı ilk kitabı Perende’den sonra yazdığı öykülerini Columbus’un Kadınları’nda topladı. Kitapta yer alan öykülerin ortak teması kadınlar... Ülkesinden binlerce kilometre uzaklıktaki kadınlar. İnsan doğduğu, büyüdüğü topraklardan uzaklaşırsa nasıl değişir? Ülkesinde görmezden geldiği bir nazarlığı odasının en görünen yerine asar!
Son Vapuru Kaçıranlar
Son Vapuru Kaçıranlar
Sait Hurşid
Sait Hurşid’in hatıraları, Osmanlı’nın o büyük coğrafyasının parçalanışında, dört bir yana savrulanların değişik perspektiflerden anlattıkları “mare nostrum” hikâyelerinden birisi. Ama galiba, öznesi şimdiye değin okuduğumuz “mare nostrum” hikâyelerinden biraz farklı. Alıştığımız hikâyeler, kuşaklardır yaşadığı Anadolu’da birden yabancı ve azınlık durumuna düşen gayrımüslimlerin trajedileriyle ilgili.
Şehrin Aynaları
Şehrin Aynaları
Elif Şafak
İlk romanı Pinhan’la edebiyatseverlerin haklı ilgisine mazhar olan Elif Şafak’tan yine tarihsel dokulu bir roman. Isabel, Antonio, Miguel ve Andres... engizisyon zulmünün paramparça ettiği, kendilerini, birbirlerini kaybeden, arayan, sırların peşinde koşan insanlar... İspanya’da başlayan Aynalar Şehri’nde (İstanbul’da) süren Seferadlar’ın hikayesi... Tabii bir de, Engizisyon yargıcı, büyük vaiz Alonso Perez de Herrera’nın öyküsü.