Psikoloji

"Zor Kişilikler"le Yaşamak
"Zor Kişilikler"le Yaşamak
François Lelord, Christophe Andre
Problemlerimizin kaynağını, çoğu zaman hayatımızdaki “başka kişiler”in yaşantımızı ne derece etkilediklerini fark etmeksizin yanlış yerlerde ararız. Sorunlarımızın odağındaki “başka kişiler”i fark ettiğimizde, onların birer “zor kişilik” olarak en yakın dostumuz, iş arkadaşımız hatta eşimiz olduğunu görürüz. “Zor kişilikler”in çevresi, bu kişilerin sürekli olarak sergiledikleri davranışlar karşısında şaşkınlığa düşer:
Zor Bir Ailede Büyümek
Zor Bir Ailede Büyümek
Geçmişi Onarmanın ve Hayatını Geri Kazanmanın Yolları

Craig Buck, Susan Forward
Her birimiz küçükken anne-babalarımızın içimize ektiği zihinsel ve duygusal tohumlarla büyüyoruz. Kimi ailelerde bu tohumlar sevgi, saygı ve bağımsızlık kaynağı olurken, ne yazık ki birçok ailede tohumların arasında korku, yaptırım ve suçluluk duyguları da bulunuyor.
Kendine Saygı
Kendine Saygı
Başkalarıyla Daha İyi Geçinmek İçin Kendini Sevmek

François Lelord, Christophe Andre
Psikiyatri uzmanları Christophe André ile François Lelord Kendine Saygı’da aile içinde, iş yaşamında ve ikili ilişkilerde bu hassas kavramı tüm boyutlarıyla tartışıyor, örnek vakalarla ve bilimsel araştırma sonuçlarıyla konuyu somutlaştırarak okuru etkin biçimde eserin içine katmayı başarıyorlar.
İkili İlişkilerde Duygusal Manipülasyon
İkili İlişkilerde Duygusal Manipülasyon
Narsist Bir Partnerle Yüzleşmek

Pascale Chapaux-Morelli, Pascal Couderc
Basit küçük manipülasyonlar çiftlerin gündelik hayatlarının bir parçası olsa da, “narsistik sapkınlık” biçimini aldığında önemli bir soruna dönüşür. Narsist partner kendi iktidarını yerleştirmek ve eşini kendi istediği kişiliğe büründürmek için baştan çıkartıcı, kurnazca yollara başvurur. Avının kanını sonuna kadar emerek kendisinde eksik olanı çekip alır ve böylece kendisini tamamlar. Günümüzde gitgide daha sık rastlanan bir ilişki modeli haline gelen narsistik manipülasyon ilişkileri bu kitabın konusunu oluşturuyor.
Mutsuz Olmak
Mutsuz Olmak
Bir Yüreklendirme

Wilhelm Schmid
İnsanların, sürekli mutlu olmaları gerektiğine inandırıldığı bir çağda yaşıyoruz. Gazeteler, kitaplar, ilan panoları, reklam spotları mutluluk üzerine söylenebilecek her şeyi tüketmiş halde... Mutlu olmak bir görev, ödev gibi algılanır oldu ve bu algı, tek başına, kişiler üstünde önemli bir stres kaynağı haline geldi. Adeta “mutluluk diktatörlüğü”nün tahakkümü altında yaşamaya başladık. Wilhelm Schmid mutluluğa gereğinden fazla anlam yüklendiğini söylüyor ve kitabında mutsuzluktan yana pozisyon alıyor.
Manevi Taciz
Manevi Taciz
Gündelik Hayatta Sapkın Şiddet

Marie France Hirigoyen
Psikiyatr Marie-France Hirigoyen, klinik bir bakışla manevi tacizin gündelik tezahürlerini ele alıyor, bunların maskesini düşürüyor ve mağdurlarına çözüm yolları öneriyor.
Tek Yatakta İki Kişi
Tek Yatakta İki Kişi
Geceleyin Yaşanan Tatlı Savaş

Jean-Claude Kaufmann
Jean-Claude Kaufmann Tek Yatakta İki Kişi’de, eşlerin yatakta karşı karşıya kaldıkları kişisel konfor arzusu ile yakınlık ve şefkat ihtiyacı arasındaki sürekli karşıtlığın izini sürüyor.
Ebeveynin Ölümü
Ebeveynin Ölümü
Yeni Bir Yetişkin Kimliğine Geçiş

Debra Umberson
Birçok yetişkin, ortayaş yıllarının en yoğun döneminde, tam da kendi yaşlanmalarıyla yüzleştikleri bir sırada ebeveynlerini kaybeder. Bu kayıp her ne kadar beklenen bir olay olsa da, kişi üzerindeki etkileri beklenmedik ölçüde sarsıcı olabilir. Bu kitap ebeveyn kaybı olgusunun, yetişkinin hayatında ne anlama geldiğini ve nasıl sonuçlara yol açtığını ele alıyor.
Vücudunuz Hayır Diyorsa
Vücudunuz Hayır Diyorsa
Duygusal Stresin Bedelleri

Gabor Maté
Hastalık, rahatsız edici bir durumdur. İnsanın sağlıklıyken çok da farkında olmadığı yaşamsal önemdeki fizyolojik ve psikolojik süreçlerine ciddi bir darbe vurur. Özellikle de kronik hastalığı olan biri, vücudunun sınırlarını bu hastalık yoluyla fark etmeye başlar. Eskilerin bilgeliğine dayanan sezgiler ve öğretiler, fiziksel rahatsızlıkları kişinin kişilik yapısıyla, psikolojik durumuyla, özellikle de stresle ilişkilendirir.
Hayır Demeyi Bilmek
Hayır Demeyi Bilmek
Marie Haddou
“Hayır” demek hepimize neden bu kadar zor gelir? Onaylamadığımız düşünceleri onaylar görünmek pahasına, bizi başkalarına uyum sağlamaya iten nedir? İlişkilerimizde sevilmeme ya da reddedilme tehdidi bizi nasıl yönlendirir? Haklı bir “hayır”ı ifade etmek, gerçek bir bireyin oluşmasına ve güçlemesine nasıl katkıda bulunur? Kalıplardan kurtularak düşüncelerimizi özgürce ifade edebilmek mümkün müdür?
Âşık Olmak
Âşık Olmak
Sevgililerimizi Neye Göre Seçeriz?

Ayala Malach Pines
Âşık olmak, çoğu insanın yaşamındaki duygusal açıdan en heyecanlı, en coşkulu, en karmaşık, en derin ve en önemli deneyimlerden biri. İnsanların tarih boyunca aşk iksirlerine, büyülere, fallara ve dualara başvurarak aşkın esrarını çözmeye ve denetlemeye çalışmalarına bu nedenle şaşmamak gerek. Uzun yıllardır çift terapisti olarak çalışan Ayala Malach Pines, Âşık Olmak’ta bu eşsiz deneyimin kapsamlı bir çözümlemesini yapıyor.
Arkadaşlıktaki Saadete Dair
Arkadaşlıktaki Saadete Dair
Wilhelm Schmid
Aşk, Sakin Olmak ve Mutsuz Olmak kitaplarından tanıdığımız Wilhelm Schmid, Arkadaşlıktaki Saadete Dair’de, doygun bir hayat sürmek için çevremizdekilerle sıkı ilişkiler kurmanın kaçınılmazlığını tartışıyor.
Aşk
Aşk
Wilhelm Schmid
Aşk, insanlık tarihinin en eski kavramlarından biri. Arkadaş sohbetlerinin, romanların, filmlerin vazgeçilmez konusu. Peki hayatımızda bu kadar geniş yer kaplayan bu duyguyu yaşarken ne kadar başarılıyız? Alman felsefeci Wilhelm Schmid, bu kitapta “aşk” üzerine kafa yoruyor.
Zehirlenen Çocukluk
Zehirlenen Çocukluk
Modern Dünyanın Çocuklar Üzerindeki Zararlı Etkileri

Sue Palmer
20.yüzyılın ikinci yarısından beri içinde yaşadığımız modern dünya, bir yandan hayatlarımızı hiç olmadığı kadar renklendirip kolaylaştırırken diğer yandan inanılmaz derecede hızlanan temposuyla bizi strese sokuyor. Yetişkinler olarak yaşadığımız toplumsal değişimin farkında olsak ve dizginleri tamamen elimizden bırakmamaya çalışsak da, korumayı unuttuğumuz bir şey var: çocuklar.
"Boşuna mı Okuduk?"
"Boşuna mı Okuduk?"
Türkiye’de Beyaz Yakalı İşsizliği

Tanıl Bora, Aksu Bora, Necmi Erdoğan, İlknur Üstün
“Diploma = iş” denklemi gitgide geçersizleşiyor. Genç işsizliği ve ‘okumuşların’ işsizliği, dünyada da Türkiye’de de istisnai olmaktan çıktı. Zamanımız kapitalizminde işsizliğin yapısal niteliği aşikâr hale gelirken, tahsilli, kalifiye çalışanlar yani “beyaz yakalılar” da güvencesizleşme sürecinin kurbanı oluyor, imtiyazlarını kaybediyorlar.
Üzerime Giyecek Hiçbir Şeyim Yok!
Üzerime Giyecek Hiçbir Şeyim Yok!
Giysi: Keyif mi İşkence mi?

Lydia Taieb, Elise Ricadat
Klinik psikolog ve psikanalist Elise Ricadat ile Lydia Taïeb, Üzerime Giyecek Hiçbir Şeyim Yok!’ta kadınların giysilerle kurdukları sorunlu ilişkinin altında yatan sebepleri irdeliyor.
Yeni Bir Başlangıç: Emeklilik
Yeni Bir Başlangıç: Emeklilik
Keşifler, İmkânlar, Fırsatlar

Philippe Hofman
Hayat yolumuzda son düzlük saydığımız emeklilik algısı 21. yüzyılla birlikte değişiyor. Tıpta yaşanan gelişmeler, yaşam konforu ve hijyenin artmasıyla, her yeni yıl ortalama yaşam süremiz bir ay daha uzuyor. Yaşlılık daha geç başlıyor, daha uzun sürüyor. Böylece orta yaşla yaşlılık arasında yeni bir kuşak çıkıyor ortaya: Sosyal hayatın içinde, ama emekli olduğu için boş vakti olan, spor yapan, seyahat eden, sanatla ilgilenen genç yaşlılar…
Kuşaktan Kuşağa Aktarım
Kuşaktan Kuşağa Aktarım
Çocuklarımız Çocuklarını Nasıl Eğitiyor?

Willy Lahaye, Jean-Pierre Pourtois, Huguette Desmet
Aile tarihi, kuşkusuz, kişinin değerlerinin ve sosyal alışkanlıklarının şekillenmesinde en önemli etkenlerden biri. Her kuşak, içine doğduğu ailenin aktardığı genetik ve psişik yapıya, sosyokültürel modele dayanarak sosyalleşiyor ve kendisini bu çerçeve içinde tanımlıyor. Öte yandan, bir kuşaktan diğerine geçişte, toplumsal değişime paralel olarak, pek çok ekonomik, sosyokültürel, sembolik, psikolojik ve pedagojik dönüşüm de yaşanıyor. Her kuşak, aileden devraldığı bilgiyi yeniden üreterek yeni düşünme, olma ve yapma biçimleri geliştiriyor.
Annelik Duygusu
Annelik Duygusu
Mitler ve Deneyimler

Tina Miller
Anne olmak hayatı her bakımdan değiştirir. Beklenti ve deneyimler, kadınların içinde yaşadığı hayatın sosyal ve kültürel bağlamı tarafından şekillendirilse de, anne olmanın bireysel yaşamöyküsünde çok önemli bir yeri vardır. Bu kitap da, bir grup kadının anneliğe giden yolculuklarını nasıl anlamlandırdığını ele alıyor.
Muzaffer Şerif'e Armağan
Muzaffer Şerif'e Armağan
Muzaffer Şerif'ten Muzafer Sherif'e

Sertan Batur, Ersin Aslıtürk
Muzaffer Şerif'in (Başoğlu) adı Türkiye'de daha çok, 1948'deki "Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Olayları" vesilesiyle geçer. "Komünistlik" karalamasıyla cadı avına maruz bırakılan ve üniversiteden uzaklaştırılan akademisyenlerden biridir. Şerif, bu olayın ardından Türkiye'den ayrılmıştır. Onun uluslararası sosyal psikoloji literatüründe saygın bir yer kaplayan ve artık Muzafer Sherif olarak anılan çehresi ise, Türkiye'de o kadar fazla bilinmiyor.
Şizofreni En Uzak Ülke
Şizofreni En Uzak Ülke
Levent Mete
Şizofreni, insanı bilincin köşesine sıkıştırıp, bilinçdışına sığınmak zorunda bırakan bir ruhsal bozukluk. Alışılagelmiş algılama ve yorumlama biçimlerine yabancılaşan kişi, içinde yaşadığı toplumdan kopuyor ve kendi iç dünyasının derinliklerinde sürüklenmeye başlıyor.
Erkekler Kadınlardan Neden Korkar
Erkekler Kadınlardan Neden Korkar
Jean Cournut
1984’te Psikanaliz Maurice Bouvet Ödülü’nü alan Paris Psikanaliz Derneği’nin asil üyesi olan Cournut, 2003’teki ölümünden önce aynı derneğin başkanlığını da üstlendi. Öteki yapıtlarından bazıları şunlardır: L’ordinaire de la passion, PUF, “Le fil rouge”, 1991; Psychanalyse et sexualité, Dunod, “Inconsient et culture”,1996; Épître aux Œdipiens, PUF, “Épîtres”, 1997; Le mal-être, P. Israël, A. Jeanneau, J. Schaeffer ile birlikte, PUF, “Débats de psychanalyse”, 1997; Pratiques de la psychanalyse, J. Schaeffer ile birlikte, PUF, “Débats de psychanalyse”, 2000.
Depresyon
Depresyon
Hüzünden Melankoliye

Levent Mete
Depresyon... Ilık bir hüzünden melankolinin kopkoyu karanlığına uzanan değişik tonlardaki o bildik duygu... Onunla tanışmayanımız yok gibi. Çünkü onun çağında yaşıyoruz. Sokaklarımızda dolaşıyor, evlerimize girip çıkıyor.
Psikanalizin Serüveni ve Çağrısı
Psikanalizin Serüveni ve Çağrısı
Erdoğan Özmen
Tıpkı sekstantı olmayan bir gemici gibi, bilinçdışının karanlık sularında teorisiz yola koyulmuş bir psikiyatrist kısa süre sonra denizde kaybolacaktır. Psikanalitik teori dinamik psikiyatrinin temelidir. O, hastanın kaotik görünen iç dünyasına bir düzen getirir.