Gençlik Eserleri
Çeviri
Rana Tekcan

ISBN
9789750519284

1. baskı - Nisan 2016
303 sayfa
22,50 TL




Gençlik Eserleri

Jane Austen

Gençlik Eserleri, Jane Austen’ın on bir yaşındayken kaleme almaya başladığı, aşırılık ve şamatayla dolu eskizlerini bir araya getiriyor.

Rânâ Tekcan çevirisi,
Henry Austen’ın önsözü ve
Juliet Mcmaster’in sonsözüyle,
Yazar ve dönem kronolojisiyle,
Kitaba dair görsellerle.

Gençlik Eserleri, Jane Austen’ın on bir yaşındayken kaleme almaya başladığı, aşırılık ve şamatayla dolu eskizlerini bir araya getiriyor.

Jane Austen’ın üç defter halindeki eskizleri, yayımlanmak amacıyla yazılmamıştı. Ailesinin ve dostlarının elden ele dolaştırarak okuduğu bu “üç cilt”te yer alan, 1787-1793 yıllarına ait deli dolu, muzip ve esprili gençlik eserleri, yazarın ölümünden sonra yerleşen “usturupluluğuna” aykırı bulunduğu için uzun bir süre okurlarıyla buluşmadı. Erken yaşta oluşan yaratıcılığı ve ince zevkini yakınlarının eğlencesi için sergilediği parçaların derlendiği Gençlik Eserleri romanlarından tanıdığımız yazarın gözünün ve kaleminin olgunlaşma sürecini izliyor.


“Jane Austen’ın tüm karakterleri, kitaplarındaki örgünün onları mecbur bırakmadığı sonraki bir hayata hazır gibidir; bu yüzden okuduğumuz hayatları bu kadar memnun edicidir... Jane Austen nasıl yazar!”
E.M. FORSTER

Kitaptan bir bölüm okumak için tıklayın.
Kitabın Adı
Gençlik Eserleri
ISBN
9789750519284
Orijinal Adı
Juvenilia
Fiyat
22,50 TL
Kapak
Thomas Gainsborough, “Sanatçının Kızlarının Portresi”, 1760
Yayın No
İletişim - 2305
Dizi No
İletişim Klasikleri - 96
Alan
Klasik Dünya Edebiyatı
Sayfa Sayısı
303 sayfa
En
130 mm
Boy
195 mm
Baskı
1. baskı - Nisan 2016
Yazar
Jane Austen
Çeviren
Rana Tekcan
Dizi Yayın Yönetmeni
Murat Belge
Önsözü Çeviren
Emrah Serdan
Önsöz
Henry Austen
Sonsözü Çeviren
Emrah Serdan
Sonsöz
Juliet McMaster
Yayına Hazırlayan
Barış Özkul, Güneş Akkor, Emrah Serdan
Kapak
Suat Aysu
Uygulama
Hüsnü Abbas
Düzelti
Ayla Karadağ
Baskı ve Cilt
Ayhan Matbaası

Jane Austen

16 Aralık 1775’te toprak sahibi sınıfa mensup bir taşra rahibinin kızı olarak Steventon’da dünyaya geldi. Altı erkek kardeşi ve hayatı boyunca en yakın dostu ve sırdaşı olan kız kardeşi Cassandra ile birlikte geniş bir ailede büyüdü. On bir yaşından on yedi yaşına kadar tuttuğu defterleri Gençlik Eserleri’ni oluşturur; ne kadar geniş bir edebi dağarcığı olduğu, bu kısa eserlerin, resmî tarihyazım üslubunu, dönemin romanlarını ve zevkini alaya almasından bellidir. Babasının emekliliğine kadar aynı Güney İngiltere kasabasında yaşayan Austen, 1801’de bir mesire kenti olan Bath’a yerleşti. 1805’te babasının ölümünden sonra annesiyle birlikte çeşitli yerlerde kaldılar ve nihayet 1809’da Chawton, Hampshire’a geldiler. Austen hayatı boyunca yazmasına rağmen hem kitaplarını sürekli elden geçirdiği, hem de babası ve kardeşleri aracılığıyla yayıncılara gönderdiğinde reddedildiği için eserleri geç yayımlanabilmiş bir yazardır. Hayatı boyunca yalnız dört eseri okurlara ulaşmıştır: Sağduyu ve Duyarlılık (1811), Gurur ve Önyargı (1813), Mansfield Park (1814) ve Emma (1815). Austen, ufacık bir fildişi parçası üzerine küçük bir fırçayla resim yapmaya benzettiği hikâyeciliğine güven duymasa da, ismini geçirmediği kitapları çok okundu ve beğeni gördü; Prens George bir aracı yoluyla Emma’nın kendisine ithaf edilmesini bile istemişti. Austen, çevresindeki erkeklerden ilgi görmüş olmasına ve evlenme teklifleri almasına rağmen hiç evlenmedi. 1817’de sağlığı kötüleşmeye başladığında, doktorunun yakınında olmak için kardeşi Cassandra ile birlikte Winchester’a gitti. Durumu hızla kötüleştiği için, burada başladığı The Watsons romanını yarıda bırakmak zorunda kaldı. Jane Austen, 18 Temmuz 1817’de hızla ilerleyen bir hastalığın ardından hayata gözlerini yumdu; cenazesi Winchester Katedrali’ne defnedildi. Ölümünden sonraki yıl Northanger Manastırı ve İkna isimli iki romanı ağabeyi Henry Austen’ın kardeşinin hayatına dair kısa notlarıyla yayımlandı. Bu sayede, önceki romanların da Jane Austen’a ait olduğu tüm okurlarına duyurulmuş oldu. Jane Austen’ın bütün incelikleri, görgü kuralları ve kendine özgü kültürüyle anlattığı Sanayi Devrimi öncesi “Regency dönemi” hayatı, 19. yüzyılın hızlı değişimi içinde geride çok az şey bırakarak yok oldu. Bu yüzden romanları, kaybolan bir dünyadan geriye kalan tatlı andaçlar gibidir.