Dostoyevski`nin duygusal bir melodram ile kendi kiþisel hikâyesini birleþtirdiði ilk büyük romaný. Ezilmiþ ve Aþaðýlanmýþlar`ý diðer melodramatik-duygusal-tefrika romanlardan bambaþka bir yere yerleþtiren þey, anlatýcý kahramaný Vanya`nýn Dostoyevski`nin kendisine çok benzeyen bir romancý olmasýdýr. Dostoyevski kendi gençliðinden çýkardýðý pek çok ayrýntýyý zekice ve anlayýþlý bir dil ile baþkahramaný Vanya`nýn hayatýna döker. Týpký Dostoyevski`nin baþýna geldiði gibi, günün ünlü eleþtirmeni Belinski, Ývan Petroviç`in ilk romanýný coþkuyla över. Bu romanýn içeriði Dostoyevski`nin ilk romaný Ýnsancýklar`a benzer. Bu övgüler üzerine aklý baþýndan giden genç yazarýn kitapta içtenlikle anlatýlan mutluluðu da Dostoyevski`nin gençliðindeki mutluluðuna benzer diye düþünür okur. Bu noktada nerede yazarýn kendi hayat hikâyesinin bitip nerede hayalgücünün baþladýðýný çýkaramamak okuru daha da kýþkýrtacaktýr.
Orhan Pamuk