Cinler
Cinler, insanoğlunun yazabildiği en sarsıcı yedi-sekiz romandan biri, hiç şüphesiz, gelmiş geçmiş en büyük siyasal romandır. İlk okuduğumda, yirmi yaşımdayken kitabın üzerimdeki etkisini, sarsılmak, hayret etmek, inanmak ve korkmak kelimeleriyle özetleyebilirim. O zamana kadar okuduğum hiçbir roman beni böylesine derinden sarsmamış, hiçbir hikâye insan ruhu ve şahsiyeti hakkında bana bu kadar sarsıcı bir bilgi vermemişti. Sarsıcı olan şey insanın iktidar isteğinin ve affetme gücünün, kendini ve başkalarını kandırma yeteneğinin ve bir inanç bulma azminin, sevmenin ve nefretin, en kutsal olana ilgiyle en bayağı olana düşkünlüğün boyutlarının genişliğini görmek, bu özelliklerin aslında hep yanyana bulunduğunu kavramak ve bütün bu duygu ve ruh durumlarını kitabın ölüm, siyaset ve aldatmacanın şiddetiyle yüklü olay örgüsüyle birlikte yaşamaktı.
Orhan Pamuk
Dostoyevski sanatçılık bakımından Shakespeare’in hemen yanında yer alır.
Freud
|
|
|

Sergey Nechaev'in Pyotr Stepanoviç olarak adapte edildiği roman, Batılı fikirlere açık ve eyleme geçmeye istekli bir grup gencin üyeleri oldukları gizli birliğin şehirde yarattığı karmaşayı anbean anlatırken, Nikolay Stavrogin ve Şatov üzerinden karakterler üzerindeki değişimi aktarıyor. İhanet paranoyasıyla hızlanan roman, siyasi fikirlerin yarattığı yıkım ve ölümlerle son bulur.
Mustafa Rıdvan Daşlık |
|
Bir şehirde içi kötülüklerle dolu bir grup insanın sebep olduğu yıkım...
Üç büyük bölüm, ayrılmış ana bölümler ve ara bölümlerinde bölümleri var.
Romanın başında yirmi yılı özet olarak veriyor; iki kahramanın (Trafmoviç ve V.Patrovna) ayrıntılı olarak hayatını aktarıyor. Bu aktarma ile kahramanların çevresindeki pek çok insanı ve karakteri tanımış oluyoruz.
Romanın başkişisi tek değil, hepsi önemli kahramanlar. Temelde toplumsal bir hadise aktarıldığından eski-yeni kuşaktan kahramanlar var ve hemen hepsi entellektüel çevreden. Bununla birlikte her kadameden ve meslekten insan mevcut.
Anlatıcı kişi (Antohn Lavrentyeviç) roman kahramanları arasında gidip geliyor.
Zaman olarak aylar, hatta yıl-yıllar geçiyor.
Büyük bir yıkım, kahramanların çoğu ölüyor. Bir kısmı deliriyor veya münzevi hayatı seçiyorlar. Pyotr'un kalışıyla da bu gibi insanlar var oldukça gerçekleşebilecek tehlikelerin varlığına parmak basıyor.
Entellektüel bir grubun kötülükle ele geçirildiğinde kendi toplumunu çökertmeye çalışacağı, olayların oluş şekli ve niçin olduğu gözler önüne serilmiş oluyor.
Elif Konar |
|
Amaç uğruna tüm araçları mübah sayan ve bu istikamette çaba sarfeden bir devrimcinin "yıkımı". Siyasi amaçların gerçekleştirilmesi için yok edilen bir kent ve bir toplum!İnsan ahlâktan Tanrı'dan ya da toplumsal değerlerden koptuğunda ve bunu bir amaçla birleştiğinde ne olur diye soruyorsanız cevap bu kitapta... Nihilizme verilen destansı yanıt. Cinler, iyiliği, kötülüğü ve vicdanı düşünüyor düşündürüyor. Kitabın sonundaki papazın konuşması inanılmaz bir final ve Kurtuluşu gösteriyor... Kilise ve Tanrı. Dostoyevski, herşeye rağmen, tüm sorulara rağmen Tanrı'ya yönelmeyi salık veriyor. Tanrı ancak bu kadar iyi bir biçimde politize edilebilirdi.
Bu "kutsal siyasi romanı" okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum.
Bülent Ayrancı
bülent ayrancı |
|
|
|