Öyküler
Çeviri
Mehmet Özgül

ISBN
9789750519222

1. baskı - Nisan 2016
363 sayfa
25,00 TL




Öyküler

Lev Nikolayeviç Tolstoy

Tolstoy’un sekiz öyküsünden oluşan bu derlemede okur, dünya edebiyatının başyapıtlarının çıktığı atölyeyi ziyaret etme fırsatı bulacak.

Mehmet Özgül çevirisi,
Rene Fuelop-Miiler’in önsözü ve
Edward Wasiolek’in sonsözüyle,
Yazar ve dönem kronolojisiyle,
Kitaba dair görsellerle.

Yazarlık kariyerinin başlangıcından son evresine kadar ulaşan bu derlemede Tolstoy, romanlarında var olan zenginliği ve duyarlılığı öykülerine de taşıyor.

Tolstoy’un zenginlik ve yoksulluk, mutluluk ve keder, doğa ve sanat gibi evrensel konulara değindiği öyküleri, başlı başına başyapıt niteliğindedir. Yazar, hayatı boyunca pençeleştiği bir muamma olan ölüm ve ölümlülük temalarını, derin ve masalsı bir hikâye olan “Üç Ölüm”de ele alır. Rus soylu ve köylü sınıfı arasındaki ilişkiyi merkezine alan “Efendi ile Uşağı” ise iş için çıktıkları yolda ölümcül bir kar fırtınasına yakalanan tüccar Vasili Andreyeviç ve uşağı Nikita’nın bu ölüm-kalım mücadelesi sırasında kendilerini ve birbirlerini keşfedişinin hikâyesidir. Tolstoy’un sekiz öyküsünden oluşan bu derlemede okur, dünya edebiyatının başyapıtlarının çıktığı atölyeyi ziyaret etme fırsatı bulacak.


“Tolstoy bazen Paolo Veronese’yi hatırlatır; aynı o usta ressam gibi, çalıştığı dev tuvali fazla kalabalıklaştırmadan zenginleştirmeyi başarır.”
OSCAR WILDE

Kitaptan bir bölüm okumak için tıklayın.
Kitabın Adı
Öyküler
ISBN
9789750519222
Fiyat
25,00 TL
Kapak
Vasiliy Perov, “Son Yolculuk”, 1865
Yayın No
İletişim - 2303
Dizi No
İletişim Klasikleri - 95
Alan
Klasik Dünya Edebiyatı
Sayfa Sayısı
363 sayfa
En
130 mm
Boy
195 mm
Baskı
1. baskı - Nisan 2016
Yazar
Lev Nikolayeviç Tolstoy
Çeviren
Mehmet Özgül
Dizi Yayın Yönetmeni
Murat Belge
Önsözü Çeviren
Emrah Serdan
Önsöz
Rene Fuelop - Miller
Sonsözü Çeviren
Emrah Serdan
Sonsöz
Edward Wasiolek
Yayına Hazırlayan
Emrah Serdan, Barış Özkul, Güneş Akkor
Kapak
Suat Aysu
Uygulama
Hüsnü Abbas
Düzelti
Şirin Etik, Ayla Karadağ
Baskı ve Cilt
Ayhan Matbaası

Lev Nikolayeviç Tolstoy

9 Eylül 1828’de Moskova yakınlarında bulunan Tula’daki Yasnaya Polyana Malikanesi’nde zengin bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. İki yaşında annesini, dokuz yaşında babasını kaybetti ve akrabaları tarafından yetiştirildi. 1844’te Kazan Üniversitesi’ne girdi fakat resmî eğitime duyduğu tepkiyle 1847’de Yasnaya Polyana’ya geri dönerek kendi kendisini yetiştirmeye karar verdi. 1852’de orduya katıldı ve burada boş zamanlarında yazmaya başladı. 1857’ye kadar Çocukluk, İlkgençlik ve Gençlik adlarında üç ciltlik otobiyografik romanını tamamladı. 1854’te Kırım Savaşı’na katılan Tolstoy, buradaki tecrübelerinden yola çıkarak Sivastopol’u kaleme aldı. 1857’de Fransa, İtalya ve İsviçre’yi kapsayan ilk Avrupa seyahatine çıktı ve eğitim kurumlarıyla ilgili bilgi topladı. Rusya’ya dönüşünde köylü çocuklar için bir okul açtı. 1859’da Aile Mutluluğu adlı romanını yazdı. 1860’ta tekrar Avrupa gezisine çıktı ve Almanya, Fransa, İngiltere ve İtalya’da eğitim kurumlarıyla ilgili araştırmasını derinleştirdi. Bu dönemde kendine ait ahlâk felsefesi de biçimlenmeye başlamıştı. 1862’de Sofya Andreyevna Behrs’le evlendi. 1863’te yazmaya başladığı ve başyapıtı olarak kabul edilen Savaş ve Barış’ı 1869’da tamamladı. Romanın başarısından cesaretle, 1873 ila 1877 arasında ikinci büyük romanı Anna Karenina’yı yazdı. 1880’den itibaren devlete ve kiliseye ağır eleştiriler yönelteceği kitaplar yazmaya başladı ve Tolstoyculuk düşüncesinin yapıtaşlarını oluşturdu. 1886’da İvan İlyiç’in Ölümü’nü, 1889’da Kroyçer Sonat’ı yayımladı. 1895’te Efendi ile Uşağı’nı yazdı. Aynı yıl Kilise’ye ağır eleştiriler yönelttiği son büyük romanı Diriliş’i yazmaya başladı; 1899’da yayımlanan roman, Rus Ortodoks Kilisesi’nden aforoz edilmesine sebep oldu. Son romanı Hacı Murat’ı 1896’da yazmaya başladı; 1904’te tamamlayacağı eser, ancak ölümünden sonra yayımlanacaktı. Tolstoy 1900’den sonra zamanının çoğunu din, toplum, ahlâk, sanat konularındaki görüşlerini anlatan yazılar yazmaya ayırdı. Bu dönemde, yazar kimliğinin yanı sıra ruhani ve ahlâki bir lider olarak da ün saldı. Hayatı ile fikirleri arasında tutarlılık sağlamak amacıyla, giderek daha sade bir yaşam sürmeye başladı. Önce içkiyi ve tütünü bırakıp köylüler gibi giyinmeye başladı, ardından ölümünden sonra mal varlığını köylülere bırakmaya karar verdi. Mülkiyet konusundaki radikal fikirleri nedeniyle ailesiyle, özellikle de karısıyla arası açıldı. Bu anlaşmazlık, son yıllarını gitgide artan bir psikolojik sıkıntı içinde geçirmesine sebep oldu. 1910 sonbaharında içinde bulunduğu şartlara daha fazla dayanamayarak küçük kızını ve doktorunu yanına alıp evi terk etti ve bir süre sonra, 20 Kasım’da Astapovo’da zatürreeden öldü. Cenazesi iki gün sonra, binlerce kişinin katıldığı bir törenle Yasnaya Polyana’da defnedildi.