Nisan 2015 Tarihinde Yeni Çıkan Kitaplar
Anna Karenina
Anna Karenina, 19. yüzyıl Rus toplumunun ruhsal dalgalanmalarına çarpıcı bir aşk ve ihanet anlatısıyla ışık tutan bir başyapıt.
19. Yüzyıl Avrupası'nda Burjuva Toplumu
Burjuvazi Avrupa tarihini nasıl etkiledi? Orta sınıflar nasıl oluştu? Burjuvazi kendi suretinde bir Avrupa yaratıp sosyal sınıflar arasındaki ilişkileri dönüştürürken bir yandan kendi varlığını ve meşruiyetini güvence altına almayı diğer yandan da bunu tüm kamusal alana yaymayı nasıl başardı? Jürgen Kocka ve Allan Mitchell’in derledikleri 19. Yüzyıl Avrupası’nda Burjuva Toplumu bu soruların cevaplarını arıyor.
Dünya Bu Kadar
Dünya Bu Kadar, çarpa çarpa geceye ışıl ışıl hikâyeler bırakıyor.
Ruhaltı Çocukları
Ruhaltı Çocukları, çaresizler için bir sığınak... İhtimaller zinciri... İnce elenip, sık dokunmuş bir dejavu... Bir ilk roman. Emirhan Dağkan G. heyecanlı ve öfkeli bir edebiyatın yeni yazar.
"Kolay Gelsin"
Meslekler ve Mekânlar
Bazısı hep geçer akçe, bazısı yok olmaya yüz tutmuş, bazısı bambaşka bir şekil alarak devam eden meslekler... Bazı meslek ve zanaatların yok oluşu, doğrudan doğruya Türkiye’deki Rum, Ermeni, Yahudi nüfusun azalmasıyla ilgili bir kayıp, bir eksilme. Rita Ender’in söyleşileri, bu meslekleri tutkuyla, özenle yapan ustaların dünyalarını açıyor bize.
Yakub Çelebi'nin Öyküsü
Şarkiyatçılık tartışmaları, Doğu-Batı karşılaşması, Avrupa edebiyatında Türk imgesi gibi birçok konuya yeni bir bakış açısı sunan, Juan Carlos Bayo’nun kapsamlı önsözü ve metne dair notlarıyla zenginleşen Yakub Çelebi’nin Öyküsü edebiyatla süslenmiş, leziz bir tarih anlatısı.
Tepetaklak Ailesi
Tepetaklak Ailesi’nin her şeyi ters!
Sonsuzluğun Tarihi
Sonsuzluğun Tarihi, edebiyatın, felsefenin ve çevirinin kadim sorunlarını Borges bilgeliğinin süzgecinden geçiren, çarpıcı bir anlatı.
Dublinliler
Joyce, Dublin’in yaramaz çocuklarının, sokak müzisyenlerinin, siyasetçilerinin, rahiplerinin ve bu şehirden kaçmak isteyenlerle kaçamayanların hikâyelerini anlatıyor.
Öyküler
Dostoyevski’nin öyküleri, yazarın büyük romanlarının dayandığı derin ve karmaşık âlemin yapı taşlarıyla örülmüştür.
Barbarlar Zamanı
Cem Uğur, faillerinin bile anlatmaktan çekindiği konuları ustalıkla eklemleyip bir resmî acılar geçidi izletiyor Barbarlar Zamanı’nda.
Hazreti Muhammed
Peygamber ve Devlet Adamı
Watt, Hz. Muhammed’in dönemini, çevresinde sürüp giden koşulları ve zamanın insanlık dışı sosyal hayatını nasıl değiştirip iyileştirdiğini, sosyal reformculuğuna değinerek inceliyor; diğer tek Tanrılı dinlerle kurduğu ilişkiyi de analiz edip tarafsız bir tutum içerisinde bize aktarıyor.
Dişil Dindarlık
İslâmcı Kadın Hareketinin Dönüşümü
Zehra Yılmaz kadın dindarlığının kazandığı anlamı ve geçirdiği dönüşümü, hem teorik düzeyde hem de derinlemesine görüşmelere dayanarak “sahada” tahlil ediyor.
Kısa Osmanlı-Türkiye Tarihi
Padişahlık Kültürü ve Demokrasi Ülküsü
Tarihe devlet zaviyesinden değil “aşağıdakilerin” hizasından bakan tarihçi Kudret Emiroğlu, Demokrasi Ülküsü peşinde, neredeyse ezel-ebed bir Padişahlık Kültürü’nün tahlilini yapıyor.
Schmitt'le Birlikte Schmitt'e Karşı
Politik Felsefe Açısından Carl Schmitt ve Düşüncesi
Özgürlükçü bir politik realizm mümkün müdür sorusuna cevap arayan Ertan Kardeş, yaygın politika felsefelerini eleştirirken, Schmitt’in eserlerinin sunduğu imkânlardan yararlanıyor. Schmitt’in; Machiavelli’den Hegel’e, Marx’tan Sorel’e kadar, önemli düşünürlerle ortak ve karşıt yanlarını ele alıyor.
Türkçe Edebiyatta Varla Yok Arası Bir Tür
Fantastik Roman (1876-1960)
Edebi bir tür olarak fantastik roman Türkçede ne zaman ortaya çıkmıştır? Hayal ve hakikat arasında gezinen, ‘olağanüstü’nün ansızın olağan hayata dahil oluverdiği metinler Türkçede kendisine nasıl bir yer bulmuştur? Pelin Aslan Ayar, Fantastik Roman’da bu soruları ele alıyor.
Öldüren Şehir
Öldüren Şehir, her zaman farklı hikâyeler anlatan Ömer Ayhan’ın ilk romanı. Şimdiki zamanın amorf güzelliklerini, nostaljik hezeyanları, kaosu ve sıkıntıyı, benzerlerini arayan yalnızları resmediyor.
Yüzbaşının Kızı
Yüzbaşının Kızı, modern Rus edebiyatının kurucu figürlerinden Puşkin’in belgesel gerçekçilik konusundaki mahareti ile kişisel öykülere açılan hayal gücü zenginliğini benzersiz bir şekilde birleştiren, eşine az rastlanır bir tarihsel roman.