Haziran 2012 Tarihinde Yeni Çıkan Kitaplar
Türkiye Siyasetinde Kürtler
Direniş, Hak Arayışı, Katılım
Kürt siyasal hareketleri, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan beri Türkiye siyasal hayatında karşılık bulacak bir eylemlilik arayışı içinde. Ama direnerek, itiraz ederek ama ittifaklar kurarak, uzlaşarak ya da kendisini dönüştürmeye çalışarak, “Türkiyelileşme” mücadelesi vererek…
Kürdolojinin Bahçesinde
Kürdologlar ve Kürdoloji Üzerine Söyleşi ve Makaleler
Özellikle Kürtlerin tarihi, siyasi ve toplumsal yapısı ile ilgili yaptığı araştırmalarla dünya çapında tanınan bir biliminsanı olan Martin van Bruinessen, Kürdolojinin Bahçesinde’de yine zengin gözlem ve analizler ortaya koyuyor. Kitaptaki yazı ve söyleşilerde, 1970’li yıllardan itibaren Kürtlerle ilgilenmeye başlamasının arkasında yatan nedenleri anlatan, Kürtlerle ilgili araştırmalarının gelişimi konusunda Evliya Çelebi’den İsmail Beşikçi’ye ve Wadie Jwaideh’e uzanan yelpazeyi sunan van Bruinessen, Kürt varlığını inkâr edenlerin argümanlarının zayıflığını da gözler önüne seriyor.
Virginia Woolf
Bloomsbury ve Ötesi
“Düşünmek istiyorum sessizce, sakince, kesilmeden, sandalyemden kalkmak zorunda kalmadan, bir şeyden diğerine kolayca süzülerek, husumet ya da engel duygusu olmadan. Derinlere dalmak istiyorum, yüzeyin ötesine; kaskatı gerçeklerden kurtulmak istiyorum. Kendimi sabitlemek için, akıp giden ilk düşünceyi yakalamalıyım…”
Tren Bir Hayattır
“Tren, yalnızca yolcuları taşımaz kuşkusuz; irili ufaklı ‘belirtiler’ de trenle taşınır. 12 Eylül’ün Kars’a trenle taşındığını görebiliyorduk; vagonlardan askerler iniyor, iner inmez içtima ediyorlardı. Yol kenarında oynayan çocuklara göz kırpanı bir yana, kimisi görevi benimsemiş, etrafa öfkeyle bakıyordu.” Faruk Duman
"Yeterince Otantik Değilsiniz Padişahım"
Modernlik, Dindarlık ve Özgürlük
Padişah Abdülaziz 1867 Paris Dünya Fuarı’na modernliğin seyrine bakmaya gittiğinde, kendisi de “Şark”ın bir seyirliği olarak karşılanmıştı. Ama “Batılı göz” ona bakınca tasavvurundaki otantik imgeyi bulamadı; yeterince “oryantal” görünmüyordu padişah.Modernlik ve Doğu-Batı karşılaşmaları, bitmez tükenmez bir mesele.
Ahmet Samim
II. Meşrutiyet’te Muhalif Bir Gazeteci
“Beyefendi, dalgın bir insan ayağının idam sehpasına takıldığı bir memlekette hiç gazetecilik yapılabilir mi, gazete çıkarılır mı?” Cumhuriyet döneminin erken bir safhasında dile getirilen bu sitem, aslında medeni cesaret sahibi gazeteciliğin tarihini özetler. Ahmet Samim’in medeni cesaret sahibi bir gazeteci olarak yaşamaya çalıştığı kısacık ömrü, sokak ortasında öldürülerek son buldu.
Çocuk
“Affedersin, ama sen nesin?” “Ben ne miyim?” dedim. “Evet, sen hangi hayvansın?” “Ohooo, şu annemin hep sözünü ettiği doğanın derinliklerinde olmalıyım; zavallı koyun, hayatında hiç çocuk görmemiş!” diye düşündüm. “Ben hayvan değilim,” dedim. “Ben Leonard’ım.” “Leopar mısın?” diye sordu koyun. “Hayır, Leonard benim adım. Senin adın ne mesela?” “Koyun.” “Peki.”
Memleket Hikâyeleri
“Bu kadar çirkinleşen ve kimliğini kendi elleriyle tahrip eden şehirler bende memleket hissi değil, öfke ve öfkeden yorgun düşünce de acıma ve teessüf hissi uyandırıyor. Memleket hissi ile köklere bağlılık arasında bir korelasyon olsa gerek. Bir bütün olarak ülkeme bağlıysam da köklerime bağlı değilim. Çünkü köklerimin nerelere uzandığından habersizim.
Kozalak
Dolunay, Bedir, Mıstık ve L.… Sema Aslan, Dolunay’ın ışığında onların ve diğerlerinin zorlu yaşam deneyimlerinde iz sürüyor. Her biri dallarından düşmüş kozalaklar misali uzakta ve yalnızken bile yapraklarını açabilme gücünde… Her biri diğeriyle hayatta ve her biri var olabilme mücadelesinde... Bomonti’nin ara sokaklarında mutsuz bir ev…
Maşenka
“Pansiyon hem Ruslara özgüydü hem de berbat bir yerdi. Berbattı, çünkü bütün gün ve neredeyse bütün gece Stadtbahn trenlerinin sesi duyulurdu, bu da sanki bütün bina hafifçe sallanıyormuş duygusunu uyandırırdı insanda. Eldivenleri koymak için bir çıkıntısı olan bulanık bir aynanın asıldığı ve meşeden bir konsolun, insanların geçerken kaçınılmaz olarak çarpacağı şekilde yerleştirildiği hol, çıplak ve sıkışık bir koridora açılıyordu.
Yıldız Tutulması
Şimdi bütün tasavvurlarımın üzerinde hiçbir yıldızın aydınlatamayacağı kadar koyu bir karanlık var Ruken… Ender Özkahraman bir kez daha Güneydoğu’yu anlatıyor; ne söylese eksik kalacak kahırlı, yaralı ve netameli bir meselenin, bitmek bilmeyen bir savaşın üstüne cesaretle gidiyor. Dağla şehrin, partiyle devletin, Doğu’yla Batı’nın, masallarla ölümlü dünyanın arasında kalmış iki kadının, Ruken ile Pervin’in iç parçalayan kıstırılmışlığını hikâye ediyor.
Diyarbakırspor
Düğünde Kalabalık, Taziyede Yalnız
Simon Kuper’in ünlü “futbol sadece futbol değildir” sözü Türkiye’de belki en çok Diyarbakırspor için geçerli. Türkiye futbolunun ayrık otu Diyarbakırspor, tarihi boyunca hep bir “siyasi işlev”, bir “temsil” basıncı altında olmuş. Bir yandan devlet politikaları, bir yandan Kürt kimliği… Diyarbakırspor, Kürt kimliğini temsil eden yanıyla İspanya’nın Barcelona’sı, Athletic Bilbao’sıyla akraba…