Doğu Seyahati
Çeviri
Z. Canan Özatalay

ISBN
9789750523519

1. baskı - Şubat 2018
574 sayfa


32,50 TL
26,00 TL

Doğu Seyahati

Gustave Flaubert

Doğu Seyahati, dünya edebiyatının dev yazarı Flaubert’in olağanüstü gözlem gücü, derin kültürü ve zengin hayal dünyasını yansıtan unutulmaz bir seyahatname.

Z. Canan Özatalay çevirisi,
Francis Steegmüller’in önsözü,
John Finlay’in sonsözü,
Yazar ve dönem kronolojisi,
Kitaba dair görsellerle.


Doğu Seyahati, dünya edebiyatının dev yazarı Flaubert’in olağanüstü gözlem gücü, derin kültürü ve zengin hayal dünyasını yansıtan unutulmaz bir seyahatname.

Yol arkadaşı Maxime du Camp ile birlikte 1849’da çıktığı iki yıllık Doğu seyahatinde Türkiye, Mısır, Suriye, Lübnan, Yunanistan ve İtalya’nın çeşitli diyarlarını dolaşan Flaubert lahitlerden heykellere, genelevlerden çarşılara Doğu’nun gündelik hayatı, otantik mekânları ve deneyimlerini büyük bir dikkatle tasvir ederken 19. yüzyıl Batı tahayyülünde “egzotik” bir nesne olarak konumlanan Doğu’ya dair unutulmaz bir tablo sunar. Oryantalist literatüre sanatsal olduğu kadar siyasal bir katkı da olan Flaubert’in seyahatnamesi gerek yazıldığı dönemde gerek 20. yüzyılda edebi değerinin yanında oryantalizm etrafında yürütülen birçok tartışmanın da odağında yer aldı.


“Flaubert’in Doğu’ya ilişkin perspektifi Fransız kır hayatının gri tonalitesi karşısında göz kamaştırıcı renkler içeren muhayyel bir alternatiftir.”
EDWARD SAID



Kitaptan bir bölüm okumak için tıklayın.
Kitabın Adı
Doğu Seyahati
ISBN
9789750523519
Orijinal Adı
Voyage en Orient
Kapak
Léon-Adolphe Belly, “Nil kenarındaki Fellah kadınlar”, 1856 UYGULAMA Hüsnü Abbas
Yayın No
İletişim - 2588
Dizi No
İletişim Klasikleri - 114
Alan
Klasik Dünya Edebiyatı
Sayfa Sayısı
574 sayfa
En
130 mm
Boy
195 mm
Ağırlık
60 gr
Baskı
1. baskı - Şubat 2018
Yazar
Gustave Flaubert
Çeviren
Z. Canan Özatalay
Yayına Hazırlayan
Melis Oflas, Barış Özkul, Emrah Serdan
Dizi Yayın Yönetmeni
Murat Belge
Önsöz
Francis Steegmuller
Önsözü Çeviren
Emrah Serdan
Sonsöz
John Finlay
Sonsözü Çeviren
Emrah Serdan
Kapak
Suat Aysu
Uygulama
Hüsnü Abbas
Düzelti
Büşra Bakan
Cilt
Güven Mücellit
Baskı
Ayhan Matbaası

Gustave Flaubert

12 Aralık 1821’de Anne-Justine-Caroline Fleuriot ile Hôtel-Dieu Hastanesi’nin başcerrahı Achille-Cléophas Flaubert’in ortanca çocuğu olarak Rouen’da doğdu. Hastane lojmanının yetersiz koşullarında mutsuz bir çocukluk geçirdi. Rouen Koleji’nde okuduğu yıllarda (1832-1840) edebiyata ilgi duymaya başladı ve 1834’te arkadaşı Ernest Chevalier ile birlikte Art et Progrès (Sanat ve İlerleme) adında bir dergi çıkarmaya başladı. Paris’te hukuk okuduğu dönemde Flaubert yoğun bir şekilde yazdı. Bir Delinin Anıları (1838), Smarh (1839) ve Kasım (1842) bu dönemin ürünleridir. 1836 yılında, Trouville’de, o sırada yirmi altı yaşında olan Elisa Schlésinger ile tanıştı ve hayatı boyunca –uzaktan da olsa– ona âşık kaldı. Schlésinger, Flaubert’in daha sonra kaleme alacağı Duygusal Eğitim’deki Marie Arnoux karakterinin de temel ilham kaynağıdır. 1844’te, Flaubert ilk sara krizini geçirdi. Babasının derslerini bırakmasında ısrar etmesi üzerine, Rouen yakınlarındaki Croisset’ye, aile evine döndü. 1845’te Duygusal Eğitim’in ilk taslağını bitirdi ve ailesiyle beraber çıktığı bir İtalya seyahatinde, Cenova’da görüp derinden etkilendiği bir Brueghel tablosunun verdiği ilhamla Ermiş Antonius ve Şeytan’ı yazmaya başladı. 1846’da birkaç hafta arayla babası ve kızkardeşini kaybetti ve yeğeninin bakımını üstlendi. Babasından kalan yüklü miras sayesinde tüm zamanını yazı yazarak geçirmeye karar verdi. Aynı yıl, on yıl süresince çalkantılı bir ilişki yaşayacağı Louise Colet ile tanıştı. Flaubert daha sonra Maxime du Camp ile birlikte yaklaşık iki senelik bir Yakın Doğu seyahatine çıktı. Croisset’ye dönüşünden üç ay sonra, 1851 Eylülü’nde Madam Bovary’yi yazmaya başladı. Kitabı 1856 baharında bitirecekti. Flaubert’in bu dönemdeki mektuplaşmaları, özellikle de uzatmalı sevgilisi Louise Colet ile olanlar hayli ilginçtir ve rahatlıkla Flaubert’in eserleri arasında sayılabilir. Colet ile aralarındaki fırtınalı ilişki, aralıklarla 1846’dan 1854’e kadar sürdü. Flaubert’e 1857’de Madam Bovary’nin “gayri ahlâkiliği” suçlamasıyla dava açıldı. Dava toplumda büyük yankı uyandırdı ve romanın geniş kitlelerce tanınmasını sağladı. Flaubert dava sonunda hakkındaki suçlamalardan aklandı. 1857’nin sonlarına doğru, başlardaki adı “Kartaca” olan Salambo’yu yazmaya koyuldu. Son taslağını 1864-1869 yılları arasında yazdığı Duygusal Eğitim’le beraber “modern”, “burjuva” konularına geri döndü. Yeni “gerçekçi” ekolün öncüsü olarak kabul edilmeye başlanan Flaubert, Croisset’de ve Paris’te dönemin pek çok önemli edebiyatçısıyla bir araya geliyordu. Bunların başlıcaları Théophile Gautier, Goncourt Kardeşler, George Sand, Turgenyev, Emile Zola ve Guy de Maupassant’dı. Bitiremeyeceği son projesi Bouvard ve Pécuchet’yi yazmaya 1874’te başladı. Para sıkıntısı yüzünden, projeye iki sene ara verip 1877’de yayımlanacak olan Üç Hikâye’yi kaleme aldı. Flaubert, 8 Mayıs 1880 günü, beyin kanaması sonucu, Croisset’de öldü. Cenazesi Emile Zola, Alphonse Daudet, Guy de Maupassant gibi yazarların katıldığı törenle Rouen Mezarlığı’na defnedildi.