#sofra Etiketindeki Kitaplar
Meyve Ağacından Hikayeler
“Bizleri sevmeyen insanların birbirlerini de sevemeyeceğine inanırız biz ağaçlar. Bir anne nasıl karşılık beklemeden, koşulsuz severse bebeğini, biz de sizi öyle seviyoruz. Bizimle ilgilenmeseniz de meyvelerimizle sizi doyurmayı sürdüreceğiz. Yine de bize iyi davranmanızı diliyoruz.
Yemek İçin Yaşamak
Yiyeceklerle Dünya Tarihi
“Büyük basın patronu Lord Northcliffe, muhabirlerine kamuoyunun ilgisini çekecek dört konu olduğunu söylemişti: suç, aşk, para ve yemek. Bunların yalnızca sonuncusu temel ve evrenseldir. Suç, en kötü düzenlenmiş toplumlarda bile, azınlığın ilgi alanıdır. Parasız bir ekonomiyi yahut aşksız üremeyi hayal edebiliriz ama yiyeceksiz hayatı edemeyiz.
Bir Zamanlar Anadolu`da
Modernleşmenin o acımasız, o hızlı “değişim” gücüne yüzyıllar boyunca onlarca uygarlığa ev sahipliği yapmış Anadolu da dayanamıyor. Geleneksel doku bozuluyor, yerini “yeni” olana bırakıp tarih oluyor. Romanları, şiirleri ve gazete yazılarıyla tanıdığımız Tahir Abacı, bu hızlı değişim sürecinden “arta kalan”, kendini az da olsa kurtaran Anadolu’yu anlatıyor.
Eski Günlerde
Eski Günlerde’deki yazılar, 1939-1940 yılları arasında Akşam gazetesinde tefrika edilmişti. Sermet Muhtar bizi önce İstanbul’un “eski ramazanları”na götürüyor, adları gibi tadları da yadigâr “meşhur yemekler”imizle donatılmış sofralarına misafir ediyor, eski İstanbul sinemalarında gezdiriyor... Bu hoş nostaljik gezide daha neler yok ki!
Mutfaklardan Taşan Öyküler
Tijen İnaltong bu sefer karşımıza farklı bir hikâyeyle çıkmak ve her yaşamın bir öyküsü olduğunu anlatmak istedi. Kimi mutfağımızı dünyaya tanıtmış, kimi Anadolu’nun unutulmuş tariflerini derlemiş, kimi atasından gördüğü yöntemlerle üretim yapmayı sürdüren, kimi ise hiçbir zaman mutfaktan çıkamamış, alnından akan teri silip yaşamın içine dalamamış elli beş kişinin mutfak öyküsü var bu kitapta.
Adabıyla Rakı ve Çilingir Sofrası
“Adabı, erkanı var/ Zamanı mekanı var,/ Kimin ki iz’anı var,/ Ona şifadır rakı./... Had bilmezsen eğer ki,/ Öyle rüzva eder ki, Başa beladır rakı.” Bu topraklarda yaşamış, yaşayan birçok kültürün sentezi gibi olan rakının ‘şahsiyeti’ üzerine.
Kahvenin Öyküsü
Henüz cezveye girmemiş ve de pişmemişti ki, iki Arap tarafından gizlice İstanbul’a getirildi. Ve kahvenin ilginç öyküsü böyle başladı. Önce yasaklandı, hatta cezalandırıldı içenler; ama yeraltına indi, illegal tüttü bu kez cezveler. Bir ara “Kahve içen erkeğin karısı boş düşe!” diye fetvalar bile verildi. Bakıldı ki bu tiryakiliğin önüne geçilemiyor, yasallaştırıldı saray ve şeriat erkanınca; böylece özgürlüğe kavuştu tiryakiler.
Ayıntab'tan Gaziantep'e Yeme İçme
Yarısı Akdeniz bölgesinde, yarısı Güneydoğu Anadolu'da; hem Akdenizli hem Doğulu... Gaziantep tarih boyunca büyük şehir olma özelliğini hep korumuş. Anadolu ile Arap dünyası arasındaki geçiş yollarının üzerinde olduğundan, bu yollardan geçen bütün kültürlerden etkilenmiş.
Bir Ot Masalı
Tijen İnaltong otlarla, bitkilerle, doğayla bir aşk ilişkisi yaşıyor. Aşkını da bu kitapta, Bir Ot Masalı’nda anlatıyor. Gençlik çağı aşkı değil bu, daha olgun daha gerçekçi. Otların faydalarını, mevsimlerini şekillerini, huylarını Latincesinden Lazcasına kadar tüm adlarını ve otlarla hazırlanan 153 tane yiyecek-içecek tarifini öğreniyoruz.
Tarih Boyunca Yemek Kültürü
Yemek yemek de başlı başına bir kültür, bir yaşam biçimi aslında. Hani “Bana ne yediğini söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim” denecek kadar belirgin farklılıklar var her toplumun yemek kültüründe. İnsanoğlu var olmaya başladığından itibaren doğada gördüğü her canlıyı nasıl yiyeceğe dönüştürebileceğinin hesabını yapmış sanki.