#osmanlı imparatorluğu Etiketindeki Kitaplar
Bukalemun Erkek
Ataerkillik, gerek bilimsel dilde gerekse günlük dilde ‘uluorta’ kullanıldığı için anlam kaybına uğramış bir kavram. Kimi zaman fazla geniş kullanılıyor, kimi zaman fazla dar. Kimi zaman -“maçoluk” eşliğinde- küçümseyici, aşağılayıcı bir ifade olarak kullanılıyor, kimi zaman da ‘teknik’ bir terim olarak uzmanlık jargonuna sıkışıyor.
Akdeniz Dünyası
Kendine özgü bir kültür havzası, dahası bir uygarlık beşiği olarak Akdeniz... Bu tasarım, özellikle büyük tarihçi Fernand Braudel'in çalışmalarından sonra bir hayli yaygınlaştı. Hatta belki, Akdeniz kültürü üzerine incelemeler yapanları, bir ortak Akdeniz tarihinin izini sürenleri bile tedirgin edebilecek kadar romantize edilerek popülerleşti! Elinizdeki kitapta, Akdeniz'in tarihsel gerçekliğine değişik pencerelerden bakan tarihçilerin çalışmaları yer alıyor.
Osmanlı Kapısında Büyümek
Ahmet Mithat Efendi'nin Hikaye ve Romanlarında Gayrimüslim Osmanlılar
Toplumunun tüm kesimlerine ve meselelerine duyarlı olan Ahmet Mithat Efendi, eserlerinde Osmanlı’nın çok milletli yapısını yansıtmıştır. Osmanlı Devleti’nin pek çok sorunla yüz yüze kaldığı, reformlarla Batı karşısında siyasî bütünlüğünü ve varlığını sürdürmeye çalıştığı bir dönemde yazmış, bu sorunlara cevap aramıştır. Gayrimüslim nüfusun da önemli bir mesele olarak ortaya çıktığı süreçte, sorunu “Osmanlılık” üst kimliği içinde çözmek gerektiğini savunmuştur.
Paris’ten Modernlik Tercümeleri
Académie Julian'da İmparatorluk ve Cumhuriyet Öğrencileri
Sarayın ve kilisenin kalesi Fransız Akademisi, 19. yüzyılda yaşanan modernleşme karşısında sarsılmaya başlar. Bu süreçte ortaya çıkan, dünyaya açık, liberal zihniyetli özel akademiler, millî ve resmî Paris Güzel Sanatlar Okulu’nun katı lonca disiplinine ve dogmalara dayalı eğitimine meydan okur.
Kapitalizmin Taşrası
16. Yüzyıldan 19. Yüzyıla Bursa'da Toplumsal Süreçler ve Mekânsal Değişim
Bursa’nın Osmanlı iktisadî tarihi içinde istisnai sayılabilecek bir yeri vardır. Hem hinterlandı ile kurduğu ilişki hem de ipekli kumaş ticaretinin 16. yüzyıldan itibaren Bursa şehir hayatını etkileyen yüzü araştırmacıların ilgisini çekmiştir. Ancak Bursa tarihinin bu özellikli kesiti, hem dönemler arasındaki devamlılığıyla hem de tarihsel farklılığıyla kapsamlı bir değerlendirmeye tabi tutulmamıştır.
17. Yüzyılda Ayntab
Osmanlı Kentinde Toplum ve Siyaset
Osmanlı İmparatorluğu’nda payitaht ile taşra arasında, tarihyazımını da etkileyen bir mesafe her zaman söz konusu olmuştur. Osmanlı tarihçileri payitahta, oradaki siyasi, iktisadi ve kültürel hayata odaklanırken, uzun süre Osmanlı taşrası ihmal edildi.
Siyasî İdeoloji Olarak
İslâmcılığın Doğuşu
Batı etkisinin, Batıcılığın, modernliğin karşıtı sayılan, çoğu kez kendisini de öyle algılayıp sunan İslamcılık akımının tamamıyla Batılılaşma ve modernleşme sürecinin belirleyiciliği altında cereyan eden oluşumunu ele alan bir çalışma. İslamcılığın bir modern ideoloji olarak doğduğu koşullar ekseninde, 19.-20. yüzyıl dönümünde Osmanlı siyasî sahnesine çıkan ana fikir akımlarının İslam'a ve "geleneğe" bakışları...
Kızıltoprak Hatıraları
Eski İstanbul’un köklü bir ailesinin, Kızıltoprak’taki köşklerinde odaklaşan hikayesi, “eski hayat”ın Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyeti’ne geçişteki değişim hikayesinin zengin ayrıntılarla dolu bir izdüşümü.
Sanat ve Siyaset Hatıralarım
Resimden edebiyata, tiyatrodan sinemaya, mimari ve şehircilikten sanat tarihçiliğine geniş bir alanda ürünler veren Arseven’in anıları. Cumhuriyet’in Osmanlı’dan devraldığı bürokrat kadronun seçkin temsilcilerinden olan bu öncü aydın, derlenen anılarının ilk bölümünde Türk resim sanatına yaptığı katkıları aktarıyor.
Osmanlı İmparatorluğu`nda Sosyalizm ve Milliyetçilik (1876-1923)
Lozan Antlaşması’na kadar “azınlık” olarak tanımlanmayan etnik ve dinî unsurlar; çerçeveyi biraz daraltırsak gayrı-müslim Osmanlılar hemen hemen bütün Batılılaşma akımlarında olduğu gibi sol fikir ve hareketlerin yayılmasında da öncülük etmişlerdi: Bugüne kadar ışıkla ve yazıyla gerektiğince buluşamamış, önemli bir tarih kesiti. Zürcher, Feroz Ahmad, Adanır, Dumont, Noutsos, Yalımov ve Ter Minassian'ın makaleleriyle...
II. Meşrutiyet Döneminin Demokratları
Osmanlı Demokrat Fırkası (Fırka-i İbad)
Kahvehaneden akademiye hemen her yerde, Türkiye’de demokrasi fikrinin ve kültürünün zayıflığından, köksüzlüğünden çok yakınılır. Bu köksüzlüğün kökü de, ülkenin belli başlı siyasal akımlarının ortaya çıktığı II. Meşrutiyet döneminde aranır. Gökhan Kaya, tam da o dönemde demokrasiyi şiar edinmiş bir partiye dikkatimizi çekiyor: Fırka-i İbad, Osmanlı Demokrat Fırkası.
Türk Devrimi ve İstikbali
Türkiye’nin toplumsal ve siyasal değişim tarihinde ihmal edilmeyecek önemde bir olaydır 1908 Devrimi. Bu devrim, ilk aylarında, Osmanlı İmparatorluğu’nun çoketnili yapısıyla yaşamaya devam edebileceği ümidini de yaratmıştı. Elinizdeki kitap, sonradan boşa çıkan bu ümidin o sıralar nasıl güçlü bir ihtimal olarak algılanabildiğine tanıklık ediyor.
İkinci Meşrutiyet Dönemi Öğrenci Olayları
(1908-1918)
Dr. Yücel Aktar, “öğrenci olayları”nın günümüze özgü olmadığını belgeliyor, bu “olay”ların ülkelerin ekonomik ve siyasî düzeyde problemli dönemleriyle orantılı geliştiğini ortaya koyuyor. Aktar’ın konu aldığı dönem, Türkiye’de 1940’lardaki yeni kıpırdanmalara kadar öğrenci hareketlerinin en yaygın ve kitlesel biçimde ortaya çıktığı yılları kapsıyor.
Osmanlı Arnavutluk'undan Anılar (1885-1912)
Avlonyalı ailesi, Osmanlı İmparatorluğu'nun yüzyıllar boyunca Arnavutluk'taki egemenliğini sürdürmek için 'işbirliği' yaptığı büyük ailelerden biri. 19. yüzyılda bir isyanın da başını çekmiş, buna rağmen imparatorluğun çöküşüne kadar hem yerel hükümranlığını sürdürmüş hem de Osmanlı'ya yönetici kadrolar vermeye devam etmişti – en üst düzeyde, 1903-1908 arasında sadrazam olan Avlonyalı Mehmet Ferit Paşa'ya kadar... Avlonyalı Ekrem Bey'in anlatısı, 19.-20. yüzyıl dönümünde sosyal hayata ve törelere ilişkin zengin ayrıntılarıyla, Arnavutluk’a dair bir nevi amatör etnografik gözlem niteliği de taşıyor.
1908 Osmanlı Boykotu
Bir Toplumsal Hareketin Analizi
Meşrutiyet’in ilanı Osmanlı İmparatorluğu’nda kamuoyunun ilk kez vücut bulduğu olaylarla gerçekleşti. Eylemler, mitingler, toplantılar ve durdurulan grevler... Daha sonra 1908’e canlılığını veren kamuoyu, Bosna-Hersek’in Avusturya tarafından ilhakı ve Bulgaristan’ın bağımsızlığını ilan etmesi üzerine bir kez daha sokağın gücünü ve kendiliğindenliği ele geçirdi.
Osmanlı'da Ekonomik Yapı ve Dış Borçlar
Osmanlı borçlanması, dünya ekonomisiyle bütünleşme babında evrensel bir olgu; ancak tipik bir sömürgeleşme yapısı ortaya çıkarmayışıyla kendine özgülük kazanıyor. Kıray 16./17. yüzyılda Osmanlı’yı borçlanma zorunluluğuna sürükleyen gelişmeleri ve borçlanma dinamiğinin seyrini; borçlanmayla biçimlenen ekonomik yapı ve sınıf ilişkilerini; bu yapı ve ilişkilerin nasıl borçların ödenemeyişine yol açtığını ve bunalımı kronikleştirdiğini ortaya koyuyor.
Enver Paşa'nın Anıları
1881-1908
İttihat ve Terakki’nin ve 1. Dünya Savaşı’nda Osmanlı İmparatorluğu’nun yönetimindeki en yetkili kişilerden (birincisi değilse) biri olan Enver Paşa’nın anıları. İktidarının doruğuna giden yolun ilk basamaklarını çıkmakta bulunduğu 1908 öncesi yıllarla sınırlı da olsa, Enver Paşa’dan kalan tek hatırat - ve ilk kez - yayımlanıyor.
Bir Siyasal Örgüt Olarak
Osmanlı İttihad ve Terakki Cemiyeti ve Jön Türklük
Araştırmalarında ilk elden kaynakları kullanmaya önem veren Şükrü Hanioğlu’nun titiz arşiv çalışmasıyla ortaya çıkardığı kapsamlı inceleme, Jön Türkler hakkında bilinenlerin dışında yepyeni bilgiler sunuyor. Hanioğlu, çalışmasının bu ilk cildini, en anlamlı bölünme anı olarak gördüğü, 1902 İttihat ve Terakki Kongresi’nde bitiriyor.
İkinci Meşrutiyet Basınında
İmge ve Emperyalizm
1908-1911
Palmira Brummett, İkinci Meşrutiyet Basınında İmge ve Emperyalizm, 1908-1911’de mizah dergilerinde yayımlanan karikatürlerden yola çıkarak Osmanlı zihniyet dünyasına ışık tutuyor. Bu dönem üzerine daha önce akademik çalışmalara konu olmamış kaynakları inceleme nesnesi olarak seçen yazar, okuması son derece keyifli bir kitap ortaya koymayı başardığı gibi, gerçekten yeni bir açıdan tarihe bakmamızı da sağlıyor.
Belgelerin Işığında
Ermeni Meselesi
II. Meşrutiyet döneminde mebus olan Krikor Zohrab’ın, Avrupa kamuoyunu harekete geçirmek üzere 1913’te Marcel Léart ismiyle kaleme aldığı bu kısa metin, imparatorluk tebaası olarak Ermenilerin sosyal, iktisadi, kültürel ve hukuki durumlarını da verilerle izah ederken, Ermeni meselesi konusunda yapılması istenenlerin de kapsamlı bir dökümünü sunuyor.
Balkanlar'ı Tahayyül Etmek
Maria Todorova Balkanlar'ı Tahayyül Etmek'e çarpıcı bir giriş cümlesiyle başlıyor: "Batı kültüründe bir hayalet geziniyor: Balkanlar hayaleti." Bu kitap, bir anlamda bu "hayalet"in nasıl oluşturulup kullanıldığının, hangi işlevleri yerine getirdiğinin derinlemesine açıklanmasından oluşuyor. Todorova'ya göre, Balkanlar etrafında inşa edilen söylem, "Batı"nın kendine ilişkin imgesinin kurulmasında da kritik bir rol oynuyor.
‘Ermeni Meselesi Hallolunmuştur’
Osmanlı Belgelerine Göre Savaş Yıllarında Ermenilere Yönelik Politikalar
İttihat ve Terakki, Balkan Savaşları ertesinde içine düşülen ve adım adım bütün ülkeye yayılan köşeye sıkışmış olma duygusuna, Anadolu topraklarının, gayrimüslim unsurlardan arındırılarak Türkleştirilmesi ile cevap verdi. Sadece iktisadi hayatın değil, sosyal ilişkilerin ve giderek ülkenin etnik bileşiminin de “homojenleştirilmesi” anlayışı, sistemli bir politika olarak hayata geçirildi.
Jöntürk Modernizmi ve "Alman Ruhu"
1908-1918 Dönemi Türk-Alman İlişkileri ve Eğitim
Jöntürk modernizmi, İttihatçılık döneminde, ‘âcilci’ diyebileceğimiz bir yönelime girmişti. Bununla beraber, çok etnili Osmanlı İmparatorluğu’nu millî devlete dönüştürme yönelimi vardı. Her iki yönelim, “gecikmiş emperyalist” Almanya’nın Türkiye’ye dönük “barışçı nüfuz” siyasetiyle buluştu. Almanya, bu nüfuzunu, Türkiye’nin modernleşmesine ve millîleşmesine "rehberlik" etme misyonuyla ilerletmeye çalıştı.
Memalik-i Osmaniye'den Avrupa Birliği'ne
Bu kitapta derlenen yazılar, yüzyıllık bir tarihi ve günümüzdeki gelişmeleri çeşitli yönleriyle ele alıyor. Ama hepsinin temelinde çok önemli bir tespit var: Dünya, ulus-devletlerin aşındığı, ulus-üstü oluşumların ağırlık kazandığı yeni bir döneme girmekte. Bu dönemde, Osmanlı İmparatorluğu gibi eski tür imparatorlukları ve ulus-devletlerin başarı ve başarısızlıklarını yeniden değerlendirip günümüzün yeni imparatorluklarının oluşum süreci için dersler çıkarmak mümkün.