#küreselleşme Etiketindeki Kitaplar
Kapitalizmin Marksist İktisadı
1980’lerde dünyayı sarmaya başlayan neoliberal politikaların hızlandırdığı küreselleşme, günümüz toplumlarının kapitalist niteliklerini çok daha açık biçimde ortaya çıkardı. Özellikle yaşanılan krizler, kapitalizmin yeniden sorgulanmasını gündeme getiriyor.
Hep Muhalif Olmak
“Tüm teknolojik ve ekonomik gelişmelere karşın, ayrıcalık ve hiyerarşilere dayalı, baskı mekanizmalarıyla korunan insan ilişkileri biçimlerinin sonu gelmedi, sadece yeni biçimler aldı. Hep muhalif olmalıyız, çünkü insan onuruna yakışan, ayrıcalıklar, hiyerarşiler ve bunları korumak için kaçınılmaz olarak kurulan ve korunan, her türden baskı sistemlerinden, onların yerküreyi talan eden siyasetlerinden yana olmak değil."
Kahve ile Nargile
Bir gün bu kopkoyu faşizmden sağ çıkarsam kendime ne söyleyeceğim? “Gördün mü bak, hepsi geçip gitti. ‘Hayır’ demedin, doğru, ama ‘Evet’ de demedin. Susmakla, direnişe katılmış bile sayılırsın. Üstelik belki de en onurlu, en etkili direniş biçimiydi seninki. Her yerde hep baskın olmak isteyen erki yok saymaktan daha güçlü bir karşı koyuş olabilir miydi?
Kentsel Değişim ve Festivalizm:
Küreselleşen İstanbul'da Bienal
Otuz yılı aşkın bir süredir İstanbul, festivalleri aracılığıyla dünyanın kültürel coğrafyasında kendisine bir yer arıyor. Ancak, festivallerin ve sanat bienalinin amacı, başka ülkelerin kültürlerini/sanatlarını geniş kitlelere tanıtıp kültürlerarası etkileşimi geliştirmekten ibaret değil.
Global İşletme, Yerel Emek
Türkiye'de İşçiler ve Modern Fabrika
Globalleşme sürecinin temel önemde bir paradoksu: Sermaye globalleşir, dünyanın her yerinde serbestçe dolanır ve birörnek uygulamaları yerleştirirken, emek ve emeğin örgütlenmesinin yerel koşullara tâbi kalması... Theo Nichols ve Nadir Suğur, ülkenin teknolojik olarak en gelişkin ve en büyükleri arasında yer alan yedi firmada/fabrikada yaptıkları araştırma bu paradoksun Türkiyede'ki görünümü hakkında ayrıntılı bir resim çiziyor.
Dünyanın Zenginliği, Ulusların Fakirliği
‘Küreselleşme’, bugün pek çok şeyi açıklamakta kullandığımız anahtar bir kavram. Birçok farklı olguyu bu kavramla açıklıyor, bir sürü olumsuz gelişmenin müsebbibi sayıyoruz; Seattle ve Washington’daki protesto gösterilerini destekliyoruz. Bizim için küreselleşme, zengin ülkelerdeki fakirliğin ve fakir ülke halklarının daha da fakirleşmesinin nedeni...Peki gerçekten tüm sıkıntılarımızın sorumluluğu küreselleşmede mi? Daniel Cohen, birçok dile çevrilen bu kitabında sorumluluğun küreselleşmede değil “yeni sanayi devrimi”nde olduğunu iddia ediyor.
Kapitalizmin Dünü ve Bugünü
1958’den bu yana defalarca basılan bu kitapta İngiliz iktisatçı Dobb 16. yüzyıldaki başlangıcından 19. yüzyıla, doruğuna varışına kadar kapitalist gelişmeyi izliyor. O günden bugüne modern emperyalizmin gelişimini ve sorunlarını, Marx ve Engels’in çözümlemelerini aşarak, hem onların çalışmaları ışığında hem de çağdaş iktisat teorilerini dikkate alarak inceliyor.
Üçüncü Dünya'nın Sonu mu?
Üçüncü Dünya kavramı dünyanın iki bloğa ayrıldığı günlerde doğdu, Soğuk Savaş yıllarında serpilip büyüdü, o günlerin jeopolitik durumu ve ideolojik değerleriyle gelişip olgunlaştı. 1980’lere gelindiğinde Üçüncü Dünya kavramı bir hayli yaşlanmış, eski anlamını yitirmişti; yerini günün modası “globalleşme”ye terk ediyordu.
Ulus-Devlet ve Küreselleşme Kıskacında
Demokrasi ve Hukuk Krizi
Küreselleşme, ulus-üstü bir bütünleşme süreci: Üniter devlet bir yandan ulus-altı düzeyde bölgeselleşirken diğer yandan ulus-üstü düzeyde bütünleşmeye doğru gidiyor. Devletler ve toplumlar arasındaki ilişkiler hızla gelişiyor, bağlantılar karmaşık hale geliyor. Böylece bölgeselleşme ve küreselleşme ilişkisi, üniter devletin biçim değiştirmesine yol açıyor.
Hegemonya, Post-Fordizm ve Küreselleşme Ekseninde Kapitalist Devlet
"Lenin bir keresinde Marksizm'in üç kaynağının olduğunu öne sürmüştü: Alman felsefesi, Fransız politikası ve İngiliz ekonomisi.(...)Buna karşılık, bana ait üç kaynağın ne olduğunu belirteyim: Fransız ya da İtalyan değil Alman politikası; İngiliz değil Fransız ekonomisi ve ne Fransız, ne de başka tür bir felsefe değil, Şili biyolojisi!
İletişimin Dünyasallaşması
Uluslararası iletişim, toprağı bir egemenliğin ve topluluğun temeli yapan çağdaş ulusçulukla birlikte doğmuştur. Evrenselci Aydınlanma çağı ve liberalizm, geleceğe inancın bir ideali olan iletişimin uluslararasılaşmasını sağlamıştır.
Mekân, Kültür, İktidar
Küreselleşen Kentlerde Yeni Kimlikler
Günümüzde büyük metropoller, küresel/yerel eksende yeniden şekillenen iktidar ilişkilerinin ana halkasını oluşturuyor. Küreselleşme diye adlandırılan çapraşık ve çok yönlü iktidar ilişkileri ağı büyük metropollerde düğümleniyor, kendini yeniden üretiyor, derinleşip yayılıyor. Elinizdeki kitapta yer alan çalışmalar, küreselleşmenin öteki yüzünü, aşağıdan, yerelin merceğinden görünenleri aktarıyor.
Memalik-i Osmaniye'den Avrupa Birliği'ne
Bu kitapta derlenen yazılar, yüzyıllık bir tarihi ve günümüzdeki gelişmeleri çeşitli yönleriyle ele alıyor. Ama hepsinin temelinde çok önemli bir tespit var: Dünya, ulus-devletlerin aşındığı, ulus-üstü oluşumların ağırlık kazandığı yeni bir döneme girmekte. Bu dönemde, Osmanlı İmparatorluğu gibi eski tür imparatorlukları ve ulus-devletlerin başarı ve başarısızlıklarını yeniden değerlendirip günümüzün yeni imparatorluklarının oluşum süreci için dersler çıkarmak mümkün.
Neoliberal Küreselleşme ve Kalkınma
Seçme Yazılar
Neoliberal Küreselleşme ve Kalkınma, yaşadığımız dönemin kaotik değişimlerini, piyasa temelli çözüm önerilerini ve bunlara rağmen günbegün derinleşen yoksulluğu iktisat temelinde inceliyor. Marx, Keynes ve Polanyi’yi irdelerken küreselleşen dünyada kalkınma iktisadının yerini sorguluyor.
Yeni Savaşlar
Son on-yirmi yılda çehresi adım adım değişen “savaş” kavramını ele alan Herfried Münkler, kapsamlı analizinde klasik devlet savaşlarının ortadan kalkışının panoramasını ortaya koyuyor. “Yeni savaşlar”ı eski savaş biçimleriyle karşılaştırarak bunların karakteristik özelliklerini de netleştiriyor.
Hukuk Devleti
Kökenleri ve Küreselleşme Çağındaki İşlevi
Hukuk Devleti: Kökenleri ve Küreselleşme Çağındaki İşlevi hukukun maddi içeriğinin, onu üreten ve uygulayanlardan bağımsız olarak düşünülemeyeceğini vurgulayan kapsamlı bir tartışma sunuyor.
Küreselleşme Sürecinde Türkiye Ekonomisi
Bölüşüm, Birikim ve Büyüme
Türkiye ekonomisi son otuz yıl boyunca sürekli bir kriz süreci içinde yaşamakta ve 1990´lardan itibaren `istikrarsızlık-kriz-büyüme-istikrarsızlık`sarmalında bir kısır döngü içinde itilmiş görülmektedir. Türk iktisat yazınınıda yapılan tartışmalar krizin ana nedenini genellikle sadece bir `kamu maliyesi` sorunu olarak görmekte ve krizi doğrudan doğrudan doğruya kamu ekonomisinin "büyüklüğüne" ve "beceriksizliğine" bağlanmaktadır.
Kriz, Kimlik ve Siyaset
Küreselleşme Yazıları
Sermayenin küreselleşmesi dünyanın geleceğini ne ölçüde değiştirecek veya küreselleşmenin yeni aktörleri kimler olacak? Yeni sermaye merkezlerinin ortaya çıkışı, yeni paylaşımlar nasıl gerçekleşecek veya küresel kapitalizmin alternatifi ne olacak?
Tamamlanmamış Devrim
Kadınların Yeni Rollerine Uymak
Sosyal eşitsizlikler ve yeni eşitsizlik biçimleri, sosyal refah devletinin aile politikalarındaki dönüşüm, eşlerin çocuk bakımı ve ev işi konularındaki tavırları, doğurganlık oranlarındaki düşüş, kadın istihdamındaki durum, nesiller arasındaki farklılıklar, yoksulluk gibi birçok konuyu günümüz dünyasında kadınların rolü çerçevesinde ele alan Tamamlanmamış Devrim yaşanan sorunlara farklı toplumların nasıl yanıtlar verdiklerini ortaya koyuyor.
Ekonominin Küreselleşmesi
Küresel ekonomi belki son yıllarda ortaya çıkmış bir kavram, ama ekonominin küreselleşmesi hiç de yeni değil. Dünyanın toprak altı ve toprak üstü kaynakları hem farklı farklı oldukları, hem de her yerde bulunmadıkları için eski tarihlerden itibaren ticaret yoluyla gezegen etrafında dolaşmaya başladılar. Bu dolaşım döngüsü kimi ulusların lehine olurken birçoğunun da aleyhine gerçekleşti.
Sosyal Politika Yazıları
Küreselleşme, özellikle zengin ülke devletlerinin yerleşmiş sosyal güvenlik programlarını sürdürebilme kapasitesini tehdit ediyor. 1945 sonrası dönemde fabrikalar işlerken ve insanlar hayat boyu sürdürecekleri işlerde çalışırken, gerek patronlar gerekse refah devletleri cömert bir sosyal güvenlik platformunun oluşmasını kabullenmişlerdi.
Türk Dış Politikası Cilt 2: 1980-2001
Kurtuluş Savaşından Bugüne Olgular, Belgeler, Yorumlar Cilt 2: 1980-2001
Uzman bir akademisyen grubu tarafından hazırlanan bu yapıt, bugüne değin yazılmış en hacimli ve ayrıntılı Türk Dış Politikası kitabıdır... Ama bu iki ciltlik çalışma yalnızca meslekten olanlara, uzmanlara hitap etmiyor. Çünkü onu anlamak için uluslararası ilişkiler eğitimi görmüş olmak gerekmiyor; meraklı bir okur olmak yeterli. Öncelikle, uzmanlık jargonunda kaçınarak, rahat bir dille kaleme alındı.
Küreselleşmenin Öteki Yüzü
Yoksulluk
Kavramlar, Nedenler, Politikalar ve Temel Eğilimler
İnsanlık, muazzam bir zenginlikle korkunç bir yoksulluğun olağanüstü kutuplaştığı bir zamanı yaşıyor. Çarpıcı açlık ve düşkünlük manzaralarına, sadece yoksulluğun gitgide derinleştiği ve kitleselleştiği “azgelişmiş” ülkelerde değil, gelişmiş ülkelerde de rastlanıyor. Buna karşılık yoksulluk konusu, neoliberal küreselleşme söyleminin baskısı altında, hayli uzun bir süre kayıtsızlıkla karşılandı.
Bir Temel Hak Olarak
Vatandaşlık Gelirine Doğru
“Çalışmayana ekmek yok”... sorgusuz sualsiz kabul edilecek bir gündelik hikmet gibi geliyor kulağa. Kapitalist sistemin zihinlerde “doğallaştırdığı” bir kabul... Oysa biliyoruz ki, çalışacak iş bulabilmek, tercihe bağlı değil; dolayısıyla çalışmamanın “tembellik” ya da “asalaklıkla” hiç ilgisi olmayan nedenleri var. Ayrıca, çalışamayacak durumda olanların da varlığı malûm.