#kültür Etiketindeki Kitaplar
Güçlük Nerede?
Orhan Şaik Gökyay’ın çeşitli dergi ve yıllıklarda yayımlanmış makalelerini kronolojik olarak biraraya getirerek yayıma hazırladığımız üç ciltlik Seçme Makaleler elinizdeki kitapla tamamlanıyor. Daha önce yayımladığımız Eski, Yeni ve Ötesi ile Kim Etti Sana Bu Kârı Teklif’te olduğu gibi Güçlük Nerede? kitabında da; dil, edebiyat, folklor, tarih ve edebiyat tarihi araştırmalarıyla düşünce ve kültür dünyamıza büyük katkılarda bulunmuş olan Orhan Şaik Gökyay’ın konulara hâkim, kaynaklara dayalı, derin dil ve tarih bilgisiyle yüklü, titizlikle, adeta oya işler gibi işlenmiş makalelerini, bilgisizliğe, laf ebeliğine karşı giriştiği amansız polemikleri okuyacak, “destûrsuz bağa girenler”i nasıl hırpaladığını gözleyeceksiniz.
Sovyet Sonrası Karmaşa
Kazakistan´da Şiddet ve Mülksüzleşme
Doksanlı yıllar boyunca insanlara, hayatlarını devam ettirebilmek için tek ve alternatifsiz bir sisteme mecbur oldukları anlatıldı. Kapitalizm ve onun iktisadî-siyasî mekanizmaları en akılcı, insan tabiatına en uygun seçenek olarak sunuldu; piyasanın hayatı en adilane bir şekilde düzenleyen mübadele biçimi olduğu tartışmasız kabul edilsin istendi.
Hatay'da Çoketnili Ortak Yaşam Kültürü
"İnsaniyetleri Benzer..."
Türkiye, etno-kültürel bileşimi bakımından bir “mozaik” ise eğer, onun en nadide parçalarından birinin Hatay olduğuna kuşku yok. Biraz romantizmle, Hataylılık kültüründen, kimliğinden söz edebiliriz. Farklı dinlerden ve etnik kökenlerden insanlar, Hatay’da birarada yaşıyorlar. Kimi gerilimlerle, ayrışmalarla...
Meyve Ağacından Hikayeler
“Bizleri sevmeyen insanların birbirlerini de sevemeyeceğine inanırız biz ağaçlar. Bir anne nasıl karşılık beklemeden, koşulsuz severse bebeğini, biz de sizi öyle seviyoruz. Bizimle ilgilenmeseniz de meyvelerimizle sizi doyurmayı sürdüreceğiz. Yine de bize iyi davranmanızı diliyoruz.
30 Sene Evvel İstanbul
1900'lü Yılların Başlarında Şehir Hayatı
Bir İstanbul âşığı olan Sermet Muhtar Alus, eski İstanbul hayatını bütün ayrıntılarıyla yazdığı eserlerinde kaybolup giden bu şehrin insanlarını, cadde ve sokaklarını, binalarını, köşk ve yalılarını, mesire ve bayram yerlerini, geleneklerini, tiyatrolarını, eğlencelerini anlatır. Paşalar, bürokratlar, hekimler, ressamlar, sanatçılar, esnaflar, semt sakinleri, tulûatçılar, kantocular, mollalar,öğretmenler, kibar beyefendiler, kabadayılar, Rumlar, Ermeniler, Yahudiler, Çingeneler...
Yemek İçin Yaşamak
Yiyeceklerle Dünya Tarihi
“Büyük basın patronu Lord Northcliffe, muhabirlerine kamuoyunun ilgisini çekecek dört konu olduğunu söylemişti: suç, aşk, para ve yemek. Bunların yalnızca sonuncusu temel ve evrenseldir. Suç, en kötü düzenlenmiş toplumlarda bile, azınlığın ilgi alanıdır. Parasız bir ekonomiyi yahut aşksız üremeyi hayal edebiliriz ama yiyeceksiz hayatı edemeyiz.
Hasan Ünal Nalbantoğlu’na Armağan
Symbolae In Honorem
Hasan Ünal Nalbantoğlu, hep öğrencileriyle bir “söyleşi”nin parçası olmuş bir öğretmen ve bir entelektüel. Beşeri ve sosyal bilimlerden doğa bilimleri ve mimarlığa uzanan bir yelpazede, çeşitli ilgilere dair zihin açıcı sohbetlerinden ve metinlerinden kaç kuşak yararlandı, yararlanıyor! Sohbetler-ve-metinler diyoruz, çünkü Nalbantoğlu’nun dersleri, söyleşileri ve yazdıkları hep birbiriyle diyalog halinde, birbirini doğuran etkinliklerdir.
Hurafeler ve Mitler
Halk İslamında Senkretizm
Farklı dinlere mensup insanlar, yüzyıllardır bir arada yaşadılar, yaşamaya devam ediyorlar. Bu inançlar arasında sürekli geçişler, birbirini etkilemeler söz konusu. Her dinin şehitleri, azizleri, evliyaları, kutsal mekânları; ibadet özellikleri etrafındaki diğer inançları etkiledi ve onlardan etkilendi.
İstanbul'da Bir Sene
19. yüzyılın ikinci yarısında sözlü halk kültürü ve halk mizahı üzerine pek çok eser vermiş olan Mehmed Tevfik’in yazıları, o dönemin İstanbul’unda halkın gündelik hayat tarzına ışık tutuyor. Bir folklorbilimci bakışıyla, “Tandırbaşı”ndan, “Helva Sohbeti”nden, “Kağıthane”den, “Ramazan Geceleri”nden, “İstanbul Akşamcıları”ndan manzaralar.
İstanbul'da Bir Ramazan
1920 Ramazan’ı, evet, Direklerarası, eski Ramazan eğlenceleri, Darülbedayi... Ama yalnızca bunlar değil, siyasî meseleler, 1. Dünya Savaşı’nın yolaçtığı ahlakî çöküntü, “mey’us gençlik”... Cenab Şahabeddin’in 20 Mayıs - 18 Haziran 1920 arasında Alemdar gazetesinde yayımlanmış yazılarından oluşan derlemede bir Ramazan, bir dönem ve “üslup lezzeti” var.
İstanbul'dan Çizgiler
İstanbul’dan Çizgiler, Orhan Kemal’in bibliyografyasında yer almayan tek kitabı, ve de basıldığını göremediği ilk kitabı; ayrıca ünlü yazarın yazdığı son kitabı. Bu kadar ilginç istatistiklere sahip bu şirin kitabı daha ilginç kılan başka bir özellik de, 1964 kışında yazılmaya başlanıp tam 5 yıl sonra, 1969’da bitmiş olması.
Bir Zamanlar Anadolu`da
Modernleşmenin o acımasız, o hızlı “değişim” gücüne yüzyıllar boyunca onlarca uygarlığa ev sahipliği yapmış Anadolu da dayanamıyor. Geleneksel doku bozuluyor, yerini “yeni” olana bırakıp tarih oluyor. Romanları, şiirleri ve gazete yazılarıyla tanıdığımız Tahir Abacı, bu hızlı değişim sürecinden “arta kalan”, kendini az da olsa kurtaran Anadolu’yu anlatıyor.
İzmir Yahudileri
19.-20. yüzyıl
İzmir Yahudileri yayınına yeni başladığımız “İzmir Dizisi”nin ilk kitabı. Paris Tıp Fakültesi’nin seçkin bir profesörü olan Henri Nahum’a ait bu titiz çalışma, II. Abdülhamit’in tahta çıkışından II. Dünya Savaşı’na kadar geçen 60 yıllık sürede bir şehri, İzmir’i ve bir dönem şehre damgasını vuran bir cemaati, Yahudi cemaatinin tarihini aydınlatıyor.
Eski Günlerde
Eski Günlerde’deki yazılar, 1939-1940 yılları arasında Akşam gazetesinde tefrika edilmişti. Sermet Muhtar bizi önce İstanbul’un “eski ramazanları”na götürüyor, adları gibi tadları da yadigâr “meşhur yemekler”imizle donatılmış sofralarına misafir ediyor, eski İstanbul sinemalarında gezdiriyor... Bu hoş nostaljik gezide daha neler yok ki!
André Malraux
20. Yüzyılda Politik Angajman
“20. yüzyılın son ahlakçısı, 21. yüzyılın ilk filozofu” André Malraux, bugün hâlâ bu denli ilgimizi çekiyorsa, bunun nedeni yalnızca büyük tarihsel olayların birçoğuna aktif olarak katılmış ya da yakından tanık olmuş olması, dönemin siyasi kahramanlarının, edebiyat yelpazesinde Victor Hugo’yla Sartre’ın yanında bulunmuş olması değil, aynı zamanda, bizi yaratan asrın yüzüne ve belirsizliklerine bürünmesidir.
Yunanistan'da Türk Kahvesi
Kahvenin Yunanistan’daki kültürünü, mekanlarını, pişirme ve içme “racon”larını, tiryakilerini; nargile, tavla, lokum gibi yoldaşlarını anlatan bir kitap. Ama dahası var: Çağdaş Yunan ırkçılığına yönelik “ince” bir eleştiri metni; “karşı sahil”den bir dert ortağı... “Gayrıresmî” konulardaki kitaplarıyla tanınan, ülkesindeki milliyetçi-şovenist rüzgarlarla, ırkçı söylemlerle cebelleşen Petropoulos’tan hem köpüklü hem köpüksüz, hem “sade” hem şekerli sayfalar.
Mutfaklardan Taşan Öyküler
Tijen İnaltong bu sefer karşımıza farklı bir hikâyeyle çıkmak ve her yaşamın bir öyküsü olduğunu anlatmak istedi. Kimi mutfağımızı dünyaya tanıtmış, kimi Anadolu’nun unutulmuş tariflerini derlemiş, kimi atasından gördüğü yöntemlerle üretim yapmayı sürdüren, kimi ise hiçbir zaman mutfaktan çıkamamış, alnından akan teri silip yaşamın içine dalamamış elli beş kişinin mutfak öyküsü var bu kitapta.
Çözüm: Kültür Turizmi
Turizm ve Kültür Politikaları
Turizm, özellikle son elli yıldır Türkiye ekonomisinin önemli girdilerinden birisi olarak değerlendiriliyor. Doğal ve tarihî güzellikleriyle Türkiye’nin turizmde dünyanın önde gelen ülkeleri içinde olduğu söylenip duruyor. Peki turizm istatistikleri gerçekleri yansıtıyor mu?
Adabıyla Rakı ve Çilingir Sofrası
“Adabı, erkanı var/ Zamanı mekanı var,/ Kimin ki iz’anı var,/ Ona şifadır rakı./... Had bilmezsen eğer ki,/ Öyle rüzva eder ki, Başa beladır rakı.” Bu topraklarda yaşamış, yaşayan birçok kültürün sentezi gibi olan rakının ‘şahsiyeti’ üzerine.
Beyoğlu
Türkiye’de yaşayan hemen herkesin, görmese bile adını bildiği Beyoğlu, dünü, bugünü ve yarınıyla anlatılıyor. Kitap, kısa sürede tükenen ilk baskısına ilave olarak, “Beyoğlu argosu sözlüğü” ve 16 sayfalık özel albümle zenginleştirildi.
İstanbul'da Gündelik Hayat
Nüfus, cemaatler, tarikat faaliyetleri, esnaf gelenekleri, eğlence kültürüyle Osmanlı dünyasının merkezi İstanbul ve İstanbul’da yaşayanların, İstanbullu olanların kimlik arayışları... Yeniçeriler’in, Mevlevî dervişlerinin, Beyoğlu levantenlerinin ve diğerlerinin kültürle, şehirlerle, mekanlarla alışverişleri; hayatlarına çizdikleri çizgilerle paylaşım alanı dışında bıraktıkları.
Kahvenin Öyküsü
Henüz cezveye girmemiş ve de pişmemişti ki, iki Arap tarafından gizlice İstanbul’a getirildi. Ve kahvenin ilginç öyküsü böyle başladı. Önce yasaklandı, hatta cezalandırıldı içenler; ama yeraltına indi, illegal tüttü bu kez cezveler. Bir ara “Kahve içen erkeğin karısı boş düşe!” diye fetvalar bile verildi. Bakıldı ki bu tiryakiliğin önüne geçilemiyor, yasallaştırıldı saray ve şeriat erkanınca; böylece özgürlüğe kavuştu tiryakiler.
Sigaranın Saltanatı
Sigaranın tıp tarihinde pek iç açıcı sayılmayacak bir yeri olabilir ama uygarlık tarihinde de bir yeri yok mu? Sigara, tiryakiler için hala bir keyif olma özelliğini korurken, hayatı dumanlı çizgilerle ikiye bölen bir gerilim malzemesine de dönüşüyor; belki biraz da haksızlığa uğruyor.
Yeryüzünün Yüzleri
Farklı kültürler, farklı yaşam biçimleri, insanlığın farklı coğrafyalarda farklı biçimlenişi. İçkinin Meksika'da kaktüsten (tekila), Vietnam'da pirinçten yapılışı, Tayland'da güzelleşmek için boynuna halka geçiren kadınlar, Myyanmar'da İnle Gölü'nde bambudan yapılmış adada domates yetiştiren insanlar, Hindistan Amritzar'da Altın Tapınak 'ta, gün boyunca okunan kutsal kitap,Guatemala'da içi boş tahta bir heykel olan yerel tanrıları Machimo'ya, gün boyu sigara ve içki içirerek onu hoşnut tutmaya çalışan insanlar.