#kapitalizm Etiketindeki Kitaplar
Hegemonya, Post-Fordizm ve Küreselleşme Ekseninde Kapitalist Devlet
"Lenin bir keresinde Marksizm'in üç kaynağının olduğunu öne sürmüştü: Alman felsefesi, Fransız politikası ve İngiliz ekonomisi.(...)Buna karşılık, bana ait üç kaynağın ne olduğunu belirteyim: Fransız ya da İtalyan değil Alman politikası; İngiliz değil Fransız ekonomisi ve ne Fransız, ne de başka tür bir felsefe değil, Şili biyolojisi!
Klasik Sosyoloji
Modern dünyanın anlaşılması için klasik sosyoloji mirasının önemi nedir? Bryan S. Turner, Klasik Sosyoloji’de bu sorunun cevabını etraflı bir şekilde ortaya koyan, ayrıntılı bir miras araştırması gerçekleştiriyor.
Dilenciler
Türkiye’de Yoksulluk ve Dilenme Kültürü
Yüz çevrilen, “görülmeyen”, en fazla “sosyal bir yara” deyip geçilen bir olgu hakkında, öncü bir çalışma.
Türkiye'de Yeni Kapitalizm
Siyaset, Din ve İş Dünyası
Türkiye’de Yeni Kapitalizm siyaset, din ve iş dünyası arasındaki ilişkilerin kapitalist küreselleşme süreci içinde geçirdiği değişimi,Türkiye’de iş hayatının ekonomik, siyasi ve kültürel bağlamındaki yansımalarıyla inceliyor.
İktisadı Değiştirmek
Neoklasik İktisada Eleştirel Bir Yaklaşım
İktisatta temel ve hâkim yaklaşım durumundaki “neoklasik iktisat”, ortaya çıktığı andan itibaren kapitalizmin mütemmim cüzü olarak, sistemi tekrar ve tekrar üretiyor. “Görünmez bir el”in her zaman doğal düzeni sağladığı, piyasaları dengeye getireceği, bireysel çıkarlarını gözeten insanların toplumun refahını da sağlayacağı, fiyat mekanizmasının düzgün işlediği fikri, öteden beri iktisatçıların analizlerine temel oluşturuyor.
Faşizm ve Diktatörlük
Poulantzas, Faşizm ve Diktatörlük’te III. Enternasyonal’in özellikle faşizm karşısında düştüğü saf ekonomizmi eleştirir. Poulantzas’ın dikkat çektiği nokta iktidar, kapitalist devlet tarzının aldığı biçimler, bu biçimler altında şekillenen rejimler, bu rejimler içindeki devlet personeli (bürokrasi) ve elitlerin egemen sınıflarla kurdukları ilişkilerin çok katmanlı doğasıdır.
Kapitalizmin İçinde, Kapitalizme Karşı ve Kapitalizmin Ötesinde
San Fransisco Dersleri
Bu küçük kitap, dünyayı değiştirme mücadelesi için iyimser bir ufuk çiziyor. Kapitalizmin ve sermayenin “lüzumsuzluğunu” bilmenin büyük güveniyle… İnsan haysiyetinin çiğnenmesine isyan ederek… Sistemde çatlaklar açarak… Peşin “biliyoruz”larla değil, sorgulayarak ilerlenecek bir yol… Zapatista hareketinin özgün yorumcusu olarak da bilinen John Holloway’in fikirlerini öğrencilere ve eylemcilere anlattığı, onların sorularını yanıtladığı, heyecanlı bir teorik-politik gezinti.
Para İle Akraba
Kentsel Türkiye'de Kadın Emeği
Para ile Akraba, Amerikalı doçent Jenny B. White’in Türkiye’de yaptığı bir “alan çalışması”nın eseri. Türkiye’de örneklerine sıkça rastlamadığımız bu çalışma, İstanbul’un gecekondu mahallelerindeki ucuz ve feda edilebilir kadın emeği ile bu emeğin yarattığı küçük çaplı üretimi ve de ortaya çıkardığı sosyal ve ekonomik ilişkileri inceliyor.
Milliyetçilikler ve Faşizmler
Fransa, İtalya ve Almanya Örnekleri
Büyük burjuvazinin bir reaksiyonu mu, küçük burjuvazinin isyanı mı? Çökmekte olan kapitalizmin ifadesi mi, kapitalizmin modernleşmesinin bir aracı mı? Başlı başına bir ideolojisi olan, ancak bunun kavranmasıyla anlaşılabilecek bir düşünce akımı mı? Milliyetçiliğin bir türü mü yoksa açık ve net şekilde “ırkçılık” mı? Milliyetçilikle bağlantısının boyutları hangi ölçülerde?
"Boşuna mı Okuduk?"
Türkiye’de Beyaz Yakalı İşsizliği
“Diploma = iş” denklemi gitgide geçersizleşiyor. Genç işsizliği ve ‘okumuşların’ işsizliği, dünyada da Türkiye’de de istisnai olmaktan çıktı. Zamanımız kapitalizminde işsizliğin yapısal niteliği aşikâr hale gelirken, tahsilli, kalifiye çalışanlar yani “beyaz yakalılar” da güvencesizleşme sürecinin kurbanı oluyor, imtiyazlarını kaybediyorlar.
Hegemonya ve Sosyalist Strateji
Radikal Demokratik Bir Politikaya Doğru
İlk kez 1985’te yayımlanan Hegemonya ve Sosyalist Strateji, sosyalist düşün dünyasındaki güncel açılımların merkezinde yer alan eserlerden biri. 2001 tarihli ikinci baskıya yazdıkları yeni önsözde Laclau ve Mouffe, 1980’lerden 2000’lere uzanan değişimler silsilesini incelerken, sosyalizmin bitmek bilmez krizlerinin tarihsel izini sürüyor.
Türkiye'de Refah Devleti ve Kadın
Neoliberal iktisadi rejim bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de sosyal politikaları altüst etti. Siyasal ve kültürel muhafazakârlıkla elele veren neoliberalizmin tesis ettiği kendine özgü refah rejimi üzerine çok tartışıldı, tartışılıyor. Bu kitap, konuya toplumsal cinsiyet ve kadın açısından yaklaşıyor.
Marx'ın Sosyolojisi
Jean-Pierre Durand bu eserde Marx’ta var olan sosyolojiyi ayrıntılı bir şekilde ele alıyor.
Son Sömürge: Kadınlar
Kapitalizm, yalnızca emeğin sömürülmesi üzerine bina edilmemiştir; emeğin niteliğini değiştirmiş, onu kendisine tâbi kılmış, bu tâbiyet ilişkisini hoyrat bir biçimde sürekli yeniden biçimlendirmiştir de. Sadece kadın emeğinin değil, doğanın da erkek bir akıl tarafından dönüştürülmesiyle belirlenmiş bir biçimleniştir bu...Son Sömürge: Kadınlar, kapitalizmin proletaryayı nasıl yeni bir kimliğe dönüştürdüğünün de çarpıcı bir betimlemesini sunuyor; Üçüncü Dünya kadınlarının yalnızca dünya ekonomisine entegre edilmiş pasif mağdurlardan ibaret olmadığını, aynı zamanda direnişin gayet yaratıcı biçimlerini nasıl geliştirdiğini de gösteriyor.
Eşitsizliğin Bedeli
Bugünün Bölünmüş Toplumu Geleceğimizi Nasıl Tehlikeye Atıyor?
Dünyanın en etkili birkaç iktisatçısı arasında gösterilen ve 2001’de Nobel İktisat Ödülü’nü kazanan Joseph Stiglitz, Eşitsizliğin Bedeli’nde gelir eşitsizliği konusuna önemli bir katkı yapıyor. ABD’de ortaya çıkan 2008 Krizi’ni ve dünya geneline hâkim olan Büyük Durgunluk’u sade bir dille ve derinlemesine açıklayan Stiglitz, kendi deyimiyle, yüzde 1’lik kesimin devleti, yargıyı ve demokratik süreci ele geçirerek yüzde 99’un üzerinde nasıl egemenlik kurduğunu kapsamlı şekilde ele alıyor.
Pragmatizm
Dünya tarihini oldukça etkilemiş ancak pek bilinmeyen veya yanlış ve eksik anlaşılan (hatta savunucuları arasında dahi farklı yaklaşımlar ortaya çıkmış) bir felsefi kuramı daha yakından incelemek isteyenler için kurucusundan temel bir eser…
Para Pul Oldu
Osmanlı´da Kâğıt Para, Maliye ve Toplum
Osmanlı İmparatorluğu’nda kâğıt paranın (kaime) kullanımı imparatorluğun yaşadığı uzun modernleşme sürecinde dikkat çekici bir deneyimdir. Kapitalizmin kendi “imkânları” ile gelişmediği bir “piyasada”, kâğıt paranın devletin câri giderlerini finanse edeceği bir araca dönüşmesi ise kaçınılmazdır.
Türkiye'nin Büyük Dönüşümü
Ayşe Buğra'ya Armağan
"Hep özgürlükle eşitliğin birlikte var olduğu bir toplumun iyi bir toplum olduğunu düşündüm." Ayşe Buğra’nın bu temel kaygı etrafında şekillenen sosyal bilim hocalığının ilham verdiği bir kitap bu. Piyasa toplumuna, emek süreçlerine, sosyal politikalara, hep eşitlik ve özgürlüğün hakkını verme kaygısıyla bakan kapsamlı bir derleme.
Üçüncü Sanayi Devrimi
Yanal Güç, Enerjiyi, Ekonomiyi ve Dünyayı Nasıl Dönüştürüyor
Üçüncü Sanayi Devrimi gerçeğinin bilindik ekonomi teorisini epey değiştireceğini, kapitalizmi adeta baştan tanımlayacağını öngören Rifkin daha yeşil bir geleceğin imkânlarını ortaya koyuyor.
Kapitalizm, Yoksulluk ve Türkiye'de Sosyal Politika
Ayşe Buğra bu kitapta, Türkiye’deki sosyal politika tarihinin ve tartışmalarının eleştirel bir analizine yöneliyor.
Sınıftan Sınıfa
Fabrika Dışında Çalışma Manzaraları
İşçi/emekçi kavramı, hâlâ öncelikle fabrikayı, atölyeyi, kısacası modern endüstriye özgü üretim ve çalışma ilişkilerini çağrıştırıyor. Büyük sanayi üretiminin yerini yeni teknolojilere bırakıyor olmasının, işçi sınıfını önemsizleştirdiği hatta sona erdirdiği yanılsaması, biraz da bu çağrışımdan destek alıyor. Oysa, tek varlığı emek gücü olanların sayısı artmakta.
Osmanlı-Türkiye İktisadî Tarihi 1500-1914
Osmanlı-Türkiye İktisadî Tarihi 1500-1914’te Şevket Pamuk, bu tarihin aslî unsurları olan insanları taraf oldukları iktisadî ilişkiler içine yerleştirerek imparatorluğun iktisadî tarihini öne çıkarıyor. Sıradan insanların varoluş koşullarını, direnişlerini, devletle başetme pratiklerini izliyor. Osmanlı toplumsal düzenini, toprak rejimini, belirli bir toplumsal kültürün iktisadî yapıları nasıl algılayıp, kendi gündelik hayatı içinde nasıl konumlandırdığını inceliyor. Geniş bir coğrafyaya yayılan imparatorluğun dört yüz yıllık bir zaman dilimi içerisindeki hareketli toplumsal hayatını akıcı bir dille anlatıyor.
Bir Temel Hak Olarak
Vatandaşlık Gelirine Doğru
“Çalışmayana ekmek yok”... sorgusuz sualsiz kabul edilecek bir gündelik hikmet gibi geliyor kulağa. Kapitalist sistemin zihinlerde “doğallaştırdığı” bir kabul... Oysa biliyoruz ki, çalışacak iş bulabilmek, tercihe bağlı değil; dolayısıyla çalışmamanın “tembellik” ya da “asalaklıkla” hiç ilgisi olmayan nedenleri var. Ayrıca, çalışamayacak durumda olanların da varlığı malûm.