#insan hakları Etiketindeki Kitaplar
Adil Yargılanma Hakkı
İnsan Hakları Evrensel Bildirisi’nde, “Herkes... hakkındaki bir suç isnadının karara bağlanmasında... adil ve aleni olarak tam bir eşitlikle yargılanma hakkına sahiptir” ve “hakkında bir suç isnadı bulunan kimse... aleni bir yargılanma sonunda hukuka göre suçluluğu kanıtlanıncaya kadar suçsuz sayılır” hükmü temel bir hak olarak yer alır.
Ardımdaki Yıllar
“Ardımda kalan yıllar, Türkiye’de demokrasi, hürriyet, insan hakları ve sosyal adalet için sürekli bir savaş veren iki insanla, annem ve babam, Sabiha ve Zekeriya Sertel’le beraber geçti. Polis devletinin baskısı yüzünden, onlarla beraber 1950’de yurtdışına çıkmak zorunda kaldıktan sonra, Doğu ve Batı Avrupa’nın değişik ülkelerinde yaşadım, değişik üniversitelerde okudum, değişik sosyal rejimler, yaşantılar gördüm. Kısacası çok gezdim, çok gördüm, gördüklerim üzerinde düşündüm.”
Kara Kitap: Çekoslovakya 1968
Çekoslovak Bilimler Akademisi Tarih Kurumu 1968 Eylül’ünde Sovyet Hükümeti Çekoslovakya’nın işgalini meşrulaştırmayı amaçlayan bir Beyaz Kitap yayımladı. Henüz işten el çektirilmemiş olan Çekoslovak Bilimler Akademisi Tarih Kurumu bunu hemen bir Kara Kitap’la cevapladı. Günlüklerden, gazete haberlerinden, resmî belgelerden yararlanılarak hazırlanan bu kitap, işgalin ilk altı gününü saat saat anlatıyor. 20. yüzyılın en önemli siyasî olaylarından birinin “içerden” sergilenmesi.
Sonsuza Kadar Yaşayacak mıyız?
İnsanın ve Teknolojinin Geleceği Üzerine Konuşmalar
16.-17. Yüzyılda dünyada bir insanın ömür beklentisi 35 yaştan fazla değildi. 18. Yüzyıldan sonra, bilimde ve hayat koşullarında sağlanan gelişmeler sayesinde beklenen yaşam süresi hızla artmaya başladı. 19. Yüzyıl ortasında Avrupa’nın gelişkin sanayi ülkelerinde ömür beklentisi 45’e yükseldi. Bugün dünyanın gelişkin ülkelerinde 80 yaşı geçti bu beklenti – yoksul Afrika ülkelerinde ise hâlâ 40’ın altında.
İnsancıl Bir Tıp İçin
“Hemen herkesin çocukluğunda hissetmiş olabileceği gibi çocuklar önce öğretmen, sonra da doktor olmak isterler. Bu iki meslek de çocukluğun hemen hiç çıkara yer olmayan doğal dünyasına yakın olduğu için istenir belki de. Sonraki yaşlarda araya erişkin dünyasının beklentileri karışır ve meslek tercihleri ‘aklın’ o bildik egemenliğine girer.”
Türk Yargısı ve Adaleti Üzerine Yazılar
Baskın Oran’ın 1990’lı yılların ortasından itibaren yazdığı yazıları bir araya getiren bu derleme, Türk Yargısı ve Adaleti’nin içler acısı halini tüm yönleriyle ortaya koyuyor. Birey’i Devlet’in kulu sayan zihniyeti, dönemin “farklı” kimliklerini (gayrimüslim, solcu, LGBT, İslamcı, kadın, Kürt…) inkâr eden zihniyeti masaya yatırırken, bir yanda “adalet”in fazlasıyla es geçildiği diğer yanda adaletsizliğin diz boyu olduğu bir anlayışın analizini yapıyor
Yurttaşını Arayan Demokrasi
“Siyasi mekanizması konusunda daha bilinçli, herkes için daha âdil ve daha yaşanılır bir demokrasi bir adım ötemizde duruyor. Bunu gerçekleştirmek bizim elimizde.” Marcel Gauchet
Klasik Siyasi Felsefe Metinleri
Rönesans’tan Fransız Devrimi’ne
Fransız felsefeci Blandine Kriegel bu çalışmasını Machiavelli, Fransisco de Vitoria, Jean Bodin, Hugo Grotius, Thomas Hobbes, Spinoza, John Locke, Jacques Bénigne Bossuet, Montesquieu, Jean-Jacques Rousseau, Voltaire ve Emmanuel Sièyes gibi klasik siyaset felsefesinin önde gelen düşünürlerinin metinlerinden ve hâlâ felsefi değere sahip İnsan Hakları Bildirisi’nden derledi
İnsancıl Hukuk Sözlüğü
1999 yılında Nobel Barış Ödülü’nü alan “Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü” tarafından tasarlanan ve örgütün hukuk sorumlusu Dr. Françoise Boucher-Saulnier tarafından hazırlanan bu kitap bir uzmanlık çalışması olarak nitelendirilemez.
Korku Tapınağı
Güçlükonak-Silopi-Lice-Tunceli
Korku Tapınağı’nda Diyarbakır’da kaybolanların, Lice’de zorla koruculaştırılanların, Güçlükonak’ta katledilen köylülerin, Yeşilyurt’ta dışkı yedirilenlerin, Silopi’de kaybedilen HADEP’lilerin, Derebaşı’nda öldürülen gençlerin, Tunceli’de en temel gıda gereksinimlerini bile karneyle karşılayan insanların çığlığını duyacaksınız.
Kahve ile Nargile
Bir gün bu kopkoyu faşizmden sağ çıkarsam kendime ne söyleyeceğim? “Gördün mü bak, hepsi geçip gitti. ‘Hayır’ demedin, doğru, ama ‘Evet’ de demedin. Susmakla, direnişe katılmış bile sayılırsın. Üstelik belki de en onurlu, en etkili direniş biçimiydi seninki. Her yerde hep baskın olmak isteyen erki yok saymaktan daha güçlü bir karşı koyuş olabilir miydi?
"Hekim Kendisini de Tedavinin Bir Parçası Olarak Sunar"
“Hekimler, her sabah adına ‘vizit’ denilen ayrı bir ritüel ile başlarlar güne. İyileşen hastaların yüzündeki gülümsemedir onları diri tutan... Hastane koridorları neredeyse ülkenin sosyolojisini yansıtan insan manzaraları ile doludur. Hastalıklardan çok insanların çaresizliği etkiler sizi...” Elinizdeki kitap, bu anlamda “vizit izlenimleri” olarak da düşünülebilir...
Ölüm Bizim İçin Değil
“Devrim” yılları. Varoluşunu, öngördüğü gelecek tahayyülüyle gerçekleştiren, mevcudiyetini “yaşanacak güzel bir dünya” ihtimaline feda etmiş bir kuşağın hikâyesi. Sol muhalefetin devrim yürüyüşü, kitlelerin bir araya gelişi, Türkiye’nin kırılmanın eşiğinde dolaştığı karışıklık yılları…
Türkiyeli Gayrimüslimler Üzerine Yazılar
1980’li yıllardan itibaren gayrimüslimler konusuyla ilgilenmeye başlayan Baskın Oran, o zamandan günümüze kadar uzanan bu yazılar derlemesinde konuyla ilgili “devlet refleksi” denilen ve insanı/vatandaşı ezberci kalıplar içine hapseden düşünce yapısıyla hesaplaşıyor. Oran, Fener Patrikhanesi’nin durumundan bitmek tükenmek bilmeyen “nefret söylemi”ne, Ermeni meselesinden “Sevr Paranoyası”na, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarından gayrimüslim vakıflarının hukuki durumuna, Süryaniler’den Türkiye’de doğup büyüyüp vatan hasreti çeken insanlara uzanan bir yelpazedeki yazılarla gayrimüslimlere karşı ülkede var olan sorunlu algıyı gözler önüne seriyor.
Gizli Kulaklar Ülkesi
Telefon meselesi: Bugüne kadar çok “dinleme” oldu, operasyonlar devam etmekte ve her an herkes dinlenebilir... Gazeteci Faruk Bildirici’nin Gizli Kulaklar Ülkesi adlı çalışması, böyle orta boy bir cümlede özetlenebilir belki. Ama bu özete öyle ilginç vakalar, öyle şaşırtıcı bilgiler üzerinden ulaşılıyor ki, kitabın her sayfası ayrı bir anlam kazanıyor ve bu arada, açıkçası, insanın siniri bozulabiliyor. Kimi zaman dehşetten, hatta korkudan; kimi zaman da gülmekten.
Canip Yıldırım'la Söyleşi
Hevsel Bahçesinde Bir Dut Ağacı
Canip Yıldırım’ın hayat öyküsü, Cumhuriyet’ten bu yana Kürtlerin ve Türklerin yaşadığı tüm dönemlerin de çok canlı bir tanıklığı: İttihat Terakki dönemi, Ermeni katliamı, Cumhuriyet’in kuruluş yılları, Şeyh Sait hareketi, Ağrı Dağı isyanı, Dersim katliamı, tek parti dönemi, DP dönemi, 492lar davası yılları, 1960 askeri cuntası, TiP, KDP ve DDKO dönemleri, 12 Mart 1971 askeri cuntası.
İslâm'la Bir Yaşam
“Dar kafalı ulema tarafından kâfir ilan edilen ama çok derin bir imanı olan bu insanın, Ebu Zeyd’in kaderi, bazen Ortaçağ’ın dindar Müslümanlarının -ama aynı zamanda Hıristiyan dindarlarının da- kaderini hatırlatıyor.” Annemarie Schimmel Yaşayan önemli İslâm düşünürleri arasında sayılan Ebu Zeyd, ülkesi Mısır’da radikal ve fundamentalist İslâmcı hareketin baskılarına uğradı.
Parçalanmış Adalet
Türkiye’de Özel Ceza Yargısı
Parçalanmış Adalet, Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nin devamı gibi kurulan ve işleyen “özel yetkili ağır ceza-özel soruşturma” modelini ele alıyor, bu soruşturma ve yargılama yönteminin “adil yargılama” açısından oluşturduğu tehdidin çeşitli boyutlarına dikkat çekmeyi amaçlıyor.
Sovyetler'de Özgürlük
Uzun yıllar New Left Review’un yayın yönetmenliğini, New Statesman’ın yayın yönetmen yardımcılığını yapan Barnett, 1987’deki SSCB gezisinden sonra yazdığı kitabında, Sovyet vatandaşının Gorbaçov politikalarına bakışını, yaşayışını sıcak bir dille anlatıyor. Yazarına göre bu bir gezi izlenimleri kitabı değil “fikirlerin gezi kitabı”.
Ulus-Devlet ve Küreselleşme Kıskacında
Demokrasi ve Hukuk Krizi
Küreselleşme, ulus-üstü bir bütünleşme süreci: Üniter devlet bir yandan ulus-altı düzeyde bölgeselleşirken diğer yandan ulus-üstü düzeyde bütünleşmeye doğru gidiyor. Devletler ve toplumlar arasındaki ilişkiler hızla gelişiyor, bağlantılar karmaşık hale geliyor. Böylece bölgeselleşme ve küreselleşme ilişkisi, üniter devletin biçim değiştirmesine yol açıyor.
Ekmek ve Haysiyet Mücadelesi
Günümüz Türkiyesi’nde Üç İşçi Hareketinin Etnografisi
Alpkan Birelma’nın çalışması, işçi hareketine gerçekten bambaşka bir bakış getiriyor. Alışılagelen sendikacılık tarihinde, grev dökümlerinde, eylem günlüklerinde bulamayacağımız, ta içeriden bir gözlem… İşçileri harekete geçiren, onları sınıfsal bilinçlenmeye götüren gerçek saikleri, öfkeleri, hayalleri hesaba katan bir analiz.
Avrupa'da İnsan Hakları
Günümüzde insan hakları, hiçbir zaman olmadığı kadar kabul görüyor ve özellikle Avrupa’nın siyasi retoriğinde şiddetle destekleniyor; ancak somut gerçeklikte, Avrupa da dahil, her yerde ihlal ediliyor. Üzerinde mutabakata varılmış olan standartların istikrarlı bir biçimde uygulanmamasının yanında, yürütmede de aksaklıklar yaşanıyor. Cezaevlerinin aşırı kalabalık olduğu Avrupa ülkelerinin birçoğunda hukukun üstünlüğü ilkesi çiğneniyor ve ekonomik krizlerden en olumsuz etkilenenler, en kırılgan kesimler oluyor.
İfade Özgürlüğü
İlkeler ve Türkiye
Demokrasinin ve de bireysel özgürlüklerin vazgeçilmez unsuru olan düşündüklerini açıklama ve yayma hürriyetini, yani ifade özgürlüğünü, bir “turnusol kâğıdı” olarak değerlendirmek mümkün: Bir ülkede demokrasinin, kişi hak ve özgürlüklerinin ne kadar önemsendiği, en net bir şekilde, bu özgürlüklerle kurduğu ilişkilerde tezahür eder.
İsmail Beşikçi
İsmail Beşikçi, Türkiye’de “düşünce özgürlüğü” sorununun simgesidir. 1970’lerin başından bugüne dek kitaplarına, yazılarına sürekli dava açıldı, on yedi yıl hapiste yattı. İsmail Beşikçi, Türkiye’de Kürt sorununun “tabu” oluşunun da simgesidir. Kürt sorunuyla ilgili öncü çalışmaları, onun hep “mahkemelik” olmasına ve üniversitede barındırılmamasına yol açtı.