#bizans Etiketindeki Kitaplar
Konstantinopolis 1054-1261
Uzun yıllar boyunca Doğu Roma İmparatorluğu’nun kutsal şehri olan Konstantinopolis dünyanın da başkenti sayılabilirdi. Özellikle hâkimiyeti altında topladığı Bulgarlar, Sırplar, Ruslar için erişilmez bir kentti. Batılı seyyahlar da Konstantinopolis’in görkemi karşısında düştükleri hayranlığı gizlemiyorlardı.
Prens Adaları
Kınalı, Burgaz, Heybeli, Büyükada, Yassıada, Sivriada... Her adanın ismi, yakın tarihten bir şeyler çağrıştırıyor. Oysa Adalar’ın tarihi ve “tarih”le ilişkisi çok eskilere uzanıyor. Tezleriyle Hıristiyan dünyasında tartışmalar yaratmış Gustave Schlumberger’in 1884’teki İstanbul gezisinde derlediği tarih, doğa ve gündelik hayat notlarından oluşan Prens Adaları, o uzak tarihi deşmeye çalışıyor.
Saltanat Şehri İstanbul
Saltanat Şehri İstanbul, yirmi altı yüzyılı aşan tarihi içinde büyük medeniyetlere ev sahipliği yapan İstanbul üzerine yazılmış en önemli eserlerden biri. John Freely, şehrin o upuzun tarihini, söylencelere dayanan ilk kuruluşundan bugüne kadar kesintisiz olarak aktarıyor. Koloni olarak kurulduktan on yüzyıl sonra yeniden inşa edilerek Doğu Roma İmparatorluğu’na başkentlik yapan, ardından Roma kültüründen Bizans kültürüne geçişin eşiği olan şehir uzun yüzyıllar Hıristiyan dünyasının merkezi olmuştu.
Konstantinopolis'te Haçlılar
Haçlı Seferleri “manevî selamet” arayışıyla Doğu’nun zenginliklerine duyulan “dünyevî açlığın” ilginç bir karışımıydı. “İsa’nın utancını temizlemeye” çağrılan ve bu dünyada servet, öte dünyada da cennet vaadiyle gözleri kamaşmış kalabalıklar Haç’ın ardına takılıyor, paralar toplanıyor, gemiler kaldırılıyor, uzaklığı ve bilinmezliğiyle bütün zenginlik düşlerini kamçılayan Doğu’nun gizemli topraklarına doğru yelken açılıyordu.
Şehir Düştü
Tarihsel bir dönüm önemindeki bir olayın, İstanbul’un fethinin, görgü tanığı bir tarihçinin kaleminden anlatımı. Kaçınılmaz olan, zaten başlı başına bilgi değeri de taşıyan öznellikleriyle, nesnel ve olgusal bir gözlem. Yüzyıllar ötesinden gelen bu kitap, aynı zamanda Ortaçağ’ın savaş ve enformasyon teknolojisi hakkında fikir edinmeyi sağlıyor.
Kostantiniye ve Ayasofya Efsaneleri
İstanbul’un fethinden sonra Türkler’in şehrin kuruluşuna ve kentin simgesel merkezi sayılan Ayasofya’ya ilişkin geliştirdikleri, Bizans, Arap ve Helen metinlerinden örülü efsaneler... Yerasimos, bu efsanelerin ve onlara yansıyan “Ayasofya’yı aşma” güdüsünün, Osmanlı imparatorluk projesinin ideolojisi ile ilişkisini tahlil ediyor. Kostantiniye ve Ayasofya efsaneleri, Bizans-Osmanlı sürekliliği tartışmasının yansıdığı önemli bir kaynak.
Anadolu Selçukluları
Bir Hanedanın Evrimi
Anadolu (Rum) Selçuklularının ideoloji ve zihniyet tarihinin izine düşen bu kitap, bugüne kadar tarihin bu bölümü için yapılmış yorumlardan ve gözlemlerden farklı bir değerlendirme ortaya koyuyor. Anadolu Selçuklu sultanlarının göçebe beylerden Pers-İslâm hükümdarlarına dönüşmelerini inceliyor. Özellikle, “cihat” kavramının, Anadolu Selçukluları için, politikalarına şekil verecek kadar önemli olup olmadığını masaya yatırıyor. Bunu yaparken Bizans ve Anadolu Selçuklu kaynaklarını, günümüze ulaşan sikkeleri ve kitabeleri kullanan Mecit, kitap boyunca Anadolu Selçuklularının başarısının askerî değil, ideolojik olduğunu gösteriyor.
Bizans İmparatorluğu'nun Kısa Tarihi
Dionysios Stathakopoulos’un bu eseri, Bizans İmparatorluğu’nun bir kitaba sığdırılabilmesi güç serüvenini, yalnızca tek bir değişkene indirgemeden, etkileşimli bir kavrayışla, çevresiyle ilişkisini hesaba katan ve onu kapalı, izole bir tarih anlatısına hapsetmeyen bir titizlikle ele alıyor.