Türkçe Edebiyat

Labirent
Labirent
Burhan Sönmez
İntihar etmek isteyen genç bir müzisyen, gözünü hastanede açar. Hiçbir şey anımsamaz, şarkılarını bile. Toplumsal bellek ile kişisel belleğin birbirine karıştığı, her şeyin ölü bir tarihin parçası haline geldiği yerde, kuşku duymadığı tek gerçek vardır: Kaburgası kırık bedeni. Kendisine benzeyen bir kentte, unutmanın lanet mi yoksa lütuf mu olduğunu bilmeden, çıkış arar. Saatler, aynalar, deniz fenerleri. Labirent, yüzeyde hüzünle akan, derinde keskin akıntılara kapılan bir yeni çağ romanı.
Kalbin Böcüü
Kalbin Böcüü
Atilla Atalay
Bi keresinde Oğuz Abi söylediydi, “Herşeyi yazıp çizdikten sonra bir çeki taşı kalır insanın içinde,” dediydi. “Çeki taşı” nedir bilmiyorum. Ama tüm o komikliklerden sonra, insanın içine oturan, ağır ve kıpırdatılamaz acıklı bişeylerin kaldığı doğrudur.
Ankara, Mon Amour!
Ankara, Mon Amour!
Şükran Yiğit
Ankara, Mon Amour! / üst üste asılınca ertesi gün daha iyi ısıtan paltoların / cepli basma elbiselerin / dualarla ekilen simit ağaçlarının / üç tam bir paso’nun / troleybüs hızında giden bir hayatın / Zümrüt Pastanesi’nin ve Alemdar Sineması’nın / sabahtan öğlene bir yağmurla değişiveren dünyaların / ikindi sessizliklerinin / ... Bize vaat edilenler de bunlar değil miydi zaten?
Bize İki Çay Söyle
Bize İki Çay Söyle
Elif Key
Elif Key anların, olayların, sıradan gibi görünen başkalıkların fotoğraflarını çekip kalemini oynatıyor.
Amat
Amat
İhsan Oktay Anar
Kıyıda ise üç direkli, iki güverteli ve 58 toplu bir kalyon, o karanlıkta usturmaçalarını puta edip iskeleye palamar vermişti. Yelkenlerin sarılı olduğu serenler hisa edilmiş ve tez zamanda yola çıkacağını ilân için mizana direğine mavi bayrak çekilmişti.
Baharda Yine Geliriz
Baharda Yine Geliriz
Barış Bıçakçı
Şehri ve insanları tanımak için mütevazı bir rehber.
Üç Hikâye
Üç Hikâye
İlban Ertem
Üç Hikâye, Ertem’in dünyasından üç ayrı güzel çizgili tefrika. Geceye karşı ışıl ışıl... Bodrum’dan Pera’ya, oradan metropole, medya cangılına... Rüzgârın dinlediği bir aşk hikâyesinden “bitti o sevdalar” dedirten kirliliklere… Tekinsiz bir İstanbul.
Serseri Standartları Sempozyumu
Serseri Standartları Sempozyumu
Vecdi Çıracıoğlu
Serseri Standartları Sempozyumu yerleşik ütopya anlayışını altüst eden, Bilge Serserilerin kendi “yokülke”lerini yarattığı bir “tuhaf roman”.
Wansa
Wansa
Irak Öyküleri

Tecelli Sercan Sırma
Irak Öyküleri’nde kadim bir coğrafyanın gelenek ve göreneklerinden, dinî inanışlarından beslenerek bir halkın acı ve isyanla özdeşleşen hikâyelerini aktarıyor Tecelli. Wansa adlı Yezidi kızın imkânsız aşkını ve onurlu direnişini, Bağdat’taki kadınların parasızlık yüzünden başvurdukları yöntemleri, Halepçe katliamını, canlı bombaları, kimyasal silahları anlatırken gerçeğin edebiyat aracılığıyla aktarımının başarılı örneklerini sunuyor.
Bozlak
Bozlak
Emirhan Dağkan G.
Emirhan Dağkan G., bir ölüyle doğrulanan parçalanmışlığın hikâyesini, cayır cayır süren bir sessizliği anlatıyor.
İyiyi ve Kötüyü Bilme Ağacı
İyiyi ve Kötüyü Bilme Ağacı
Tecelli Sercan Sırma
İyiyi ve Kötüyü Bilme Ağacı, Birinci Dünya Savaşı esnasında Erbil’e yerleşmeye karar veren bir İskoç askerin hatıratından kurgulanan gerçek hayat hikâyesi… Aşkın ve savaşın, iyiliğin ve kötülüğün,dostluğun ve husumetin romanı…
Gökkuşağına İki Bilet
Gökkuşağına İki Bilet
Attilâ Şenkon
Attilâ Şenkon, bir çocukluk şarkısı anlatıyor, babaya mektup, bir gündüz rüyası... Gökkuşağına İki Bilet, şefkatle geçmişe bakıyor. Hayat dediğin hatırlamak.
Ah Mercimeğim
Ah Mercimeğim
Mustafa Çiftci
Ah Mercimeğim, en olmayacağı olur eden sebatkârlığın hikâyeleri. Aşkın ve tutunmanın halleri… Mustafa Çiftci’nin yeryüzüne iyilikle bakan masalsı dünyasından… Taşranın ağrıları, heves ve rüyaları…
Çay Güzeli
Çay Güzeli
İsmail Saymaz
İsmail Saymaz, Ovit Dağı’nı aşmaya çalışanların, aşıp da hayata iyi kötü tutunanların izini sürmeye çağırıyor bizi. Çay Güzeli, siyah beyaz fotoğraflarda başka renklerin de olduğunu gösteren hikâyeler.
Arı Fısıltıları
Arı Fısıltıları
Menekşe Toprak
Menekşe Toprak, yaşamın beyhudeliğini maharetle anlatırken arıların fısıltısına kulak kesiliyor. Duygun, öfkeli ve aşk dolu…
Cadı
Cadı
Oylum Yılmaz
Oylum Yılmaz, gidişi, gelişi ve kendisinden arta kalanı, istenmeyen bir kadını anlatıyor. Dünya, hatırlanmayan masallarla bir bir eksiliyor.
Cümbüşçü Karıncalar
Cümbüşçü Karıncalar
Pınar Selek
Cümbüşçü Karıncalar göçlerle, sürgünlerle başkalaşan bir Avrupa kentindeki yeryüzü karıncalarının romanı; umudu ve mutluluğu pay etme kavgası.
En Eski Yüz
En Eski Yüz
Pelin Buzluk
Pelin Buzluk, şehrin en koyu gecesinin öykülerini yazıyor En Eski Yüz’de. Kuruyan, gelip geçen. Doğan güne karşı. Hayat, izbe bir meyhanede tek başına bir kadın…
Korkma Ben Varım
Korkma Ben Varım
Murat Menteş
“Öldürdüğüm insanlarla iyi arkadaş olacağımızı düşünmüşümdür hep.” Dublörün Dilemması’nın yazarından komik, hızlı, şoke edici bir roman daha.
Dönüşsüz Yolculuklar Kitabı
Dönüşsüz Yolculuklar Kitabı
Ethem Baran
Ethem Baran, uzağı olmayan şehirlerden hikâyeler anlatıyor... Sessiz ve güzel şeyler, hatıralar, unutulanlar... Sahici ve romantik.
Gerçek Hayat
Gerçek Hayat
Oylum Yılmaz
Gerçek Hayat, içi içine sığmayan aşkın, karaltının içindeki umudun yeni sesli romanı… Gerçeği yaşanmaz olunca hayaline sarılıyor herkes.
Olaylar Boksörün Pazı Sarmasını Yemesiyle Başladı
Olaylar Boksörün Pazı Sarmasını Yemesiyle Başladı
Giray Kemer
Yirmili yaşlarda bir boksör, hafif aksak, hafif flaneur. Kirli, gürültülü şehir, yorgun ve tekdüze... Gardını düşürmeyeceksin şu hayatta... Salatanın üzerinde bolca zeytinyağı gezdirmeli, altı bire kapı almalı... Çift forvetle maça çıkmalı, Maltepe’den Güvenpark’a yürümeli... Müziksiz olmuyor, bir şeyler çalmalı, Led Zeppelin filan... Sol direk, sağ kroşe.
Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde...
Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde...
Mahir Ünsal Eriş
“Abim Atatürk’ü çok severdi, bense Allah’ı. Babam, annemi ve Galatasaray’ı severdi, annem de Ringo’yu. Babam yorgun bir adamdı. Gündüz vardiyasındayken her gün, çalıştığı taşocağında sanki onca kayayı sırtına vurup ordan oraya sürüklemiş gibi, kalan son canıyla eve gelir, çoğunlukla da tek kanallı televizyonun bitmek bilmeyen ana haber bülteni sona ermeden uyuyakalırdı, akvaryumun karşısındaki ikili koltukta.”
Dumankara
Dumankara
Hayat Bir Yangındı

Levent Cantek
Türkiye’de çizgi roman, mizah dergileri dışında üretilmiyor dense yeridir. Çizgi roman albümleri daha önce tefrika edilmiş yayınlardan derlendiği için bağımsız kitap tasarılarına ise handiyse hiç rastlanmıyor. Dumankara, Hayat Bir Yangındı, bu bakımdan yepyeni ve benzeri olmayan bir kolektif çalışmanın ürünü.