Çağdaş Türkiye Edebiyatı

Yüzyetmişaltı Yıl
Yüzyetmişaltı Yıl
Mehmet Fehmi İmre
Yüz yıllık tarihi edebîliği harcamadan, “tarih anlatıyor” konumuna düşmeden yoğurabilen bir bellek dökümü. Bulanık bir bellek dökümü. Susmamacasına. Unuttukları, hatırladıkları, hatırlamak istemedikleriyle. Paşalar, şairler, Boğaziçi, muasır medeniyet, hürriyet, sudan çıkmış balıklar, cariyeler, kafesler, Beyoğlu, Osmanlı nişanları... Dil aracılığıyla melodiler kurmayı deneyen bir yazarın “keyif verici madde” sayılması gereken bir eseri. Üzerinde önemle durulması gereken bir metin.
Symphonia Kakophonica
Symphonia Kakophonica
Kriton Dinçmen
Aleladelikleriyle, sıradanlıkla perdelenmiş örtülü uyumsuzluklarıyla bu ülkenin insanları; o insanları dışlayan, öğütücü ve tüketici yaşam kalıplarıyla bu ülke; ama her şeye rağmen o insanlar!... Paramparça bir bütünlük, birbirine uymazların birlikteliği, toplumumuzun kakofonik senfonisi.
Mithat and Mirsat
Mithat and Mirsat
Latif Demirci
“Başlangıçta Muhlis Bey vardı”... Latif’in Behiç Pek’le birlikte yarattığı, 1980’ler boyunca Türkiye’nin en popüler çizgi kahramanı olan, ismi sıralara, tişörtlere yazılan Muhlis Bey. Muhlis Bey Mithat’ı yanına çırak olarak aldı. “Yavllum Mittat”, epey ünlenip bazı anlaşmazlıklar da çıkınca, ayrılıp kendi işini kurdu; “ustta” oldu.
Tek Kişilik Ölüm
Tek Kişilik Ölüm
Nuray Tekin
Tüm korku filmlerinin yok edici yaratıklarını bir kente dolduran insanlar, şimdiye dek görülmemiş bir yontu tarzı bulan, intihar eden kasabalılar, eski bir tapınağı ararken aynı zamanda varoluşuyla kumar masasına oturan kaşif ve gezgin, öldüğü daha çabuk farkedilsin diye ille de o koltuğa oturup ayaklarını uzatan Y. ile, Nuray Tekin, uzun süreceği belli bir koşuya başlıyor... `Ne yapıyorsun deseler `öykü oluyorum` derdim... sorsalar `akşam oluyorum` derdim...`
Boyut Farkı
Boyut Farkı
Nuri Kurtcebe
Türkiye’de fantastik çizgi öyküye/romana ilk cesaret edenlerden biri, Nuri Kurtcebe. Boyut Farkı albümü, soyut anlatımlarıyla, uzaylı ve hiçbir yerli garip yaratıklarıyla, fantastik öykülerinin kimi zaman fonunda kimi zaman göbeğinde göz kırpan tanıdık manzaralarla, Nuri Kurtcebe’nin en uçuk çalışmalarından bir demet.
Macbeth
Macbeth
Ümit Kıvanç
Shakespeare’in Macbeth’inden memleketimizin ve milletimizin şartlarına mahsus bir uyarlama. Netice -ister istemez- bir alaturka skandal. Yazar, fiîlinin “ithal ikameci tutkulara” yorulmamasını istiyor: “Cüretkarlığımın sebebi, milletimizin çoktan hak etmiş olduğu halde kendi öz Macbeth’ine kavuşamayışından duyduğum soylu huzursuzluktur.”
Vicdan
Vicdan
İlban Ertem
Bünyesinde olgunlaştıkları mizah dergilerinin sınırlarını zorlayarak yeni çizgi roman çığırını açan kuşağın ilk akla gelen isimlerinden biri. Vicdan da “yeni” tip çizgi roman kahramanlarından... Bir sokak kedisi. İstanbullu.
Merdivenaltı
Merdivenaltı
Yeşim Müderrisoğlu
Onları `korkularını yenme`nin bir yolu olarak `kendisi için` yazdığını, yazıp bitirmesiyle de onlarla ilişiğini kestiğini söyleyen Yeşim Dorman Müderrisoğlu`nun hikaye kitabının adı, bu `ilişik kesme`nin izini taşıyor: `Merdivenaltı`na süpürülmüş hikayeler.
Eyvah! Mezun Oldum
Eyvah! Mezun Oldum
Erdal Belenlioğlu, Latif Demirci
Açıkça ve hakikaten, küçük memurların, işçilerin, emekli, dul ve yetimlerin, seyyar-cıların, konducuların, mahalle delikanlılarının, “gayrımeşru alem”in ufaklarının ve öğrencilerin tarafını tutan, muzip ve acı, keskin gözlemci ve her şeye rağmen hayata sarılma coşkusunu öne çıkaran çizgi öyküler.
Enver Paşa'nın Anıları
Enver Paşa'nın Anıları
1881-1908

İttihat ve Terakki’nin ve 1. Dünya Savaşı’nda Osmanlı İmparatorluğu’nun yönetimindeki en yetkili kişilerden (birincisi değilse) biri olan Enver Paşa’nın anıları. İktidarının doruğuna giden yolun ilk basamaklarını çıkmakta bulunduğu 1908 öncesi yıllarla sınırlı da olsa, Enver Paşa’dan kalan tek hatırat - ve ilk kez - yayımlanıyor.
Ben Frankfurt'ta Şöförken
Ben Frankfurt'ta Şöförken
Aydın Engin
Türkiye’deki başarılı tiyatroculuk ve gazetecilik kariyerine, 12 Eylül’den sonra siyasi mülteci olarak yaşamını sürdürmek zorunda kaldığı Almanya’da geçim uğruna taksi şoförlüğünü ekleyen Aydın Engin’in taksicilik anıları. Otuz yılı bulmasına rağmen hala tamamıyla kurumlaşmayan, dolayısıyla “macera” boyutu bitmeyen “Almancılığa”, Doğulu insana ve ve Batılı insana dair, hicivle yüklü gözlemler.
Hatıralarım
Meşrutiyet`ten Cumhuriyet`e
Hatıralarım

Hüseyin Kazım Kadri
II. Meşrutiyet döneminin önemli siyaset ve fikir adamlarından biriydi. Yakın çevresinde Tevfik Fikret, Mehmet Âkif, Hüseyin Cahit, Abdullah Cevdet, Ziya Gökalp, Fatih Gökmen gibi, dönemin değişik fikir akımlarına mensup kişiler vardı. Büyük Türk Lügatı başta olmak üzere vazgeçilmez eserler yazdı. Bir o kadarını da geriye bıraktı.
Anayurt Oteli
Anayurt Oteli
Yusuf Atılgan
İnsanlar arasındaki iletişimsizliğin korkunç sonuçlarıyla somutlanışı. “Sıradan insanlar”ın kavranması zor iç dünyaları. Çağımız insanının bireysellikten toplumsallığa, yöresellikten evrenselliğe uzanan kimlik arayışı.
Ten ve Gölge
Ten ve Gölge
Hulki Aktunç
Usta hikayeci Aktunç’tan gerçeği algılama ve yansıtma biçimi çok farklı, dili ve üslubu iyice süzülmüş ondokuz hikaye. Yakın tarihimizin odak noktalarını tek tek her bireyde, her ortamda ve anlatım biçiminde yakalayabilen ürünler.
Geceyi Tanıdım Erostratus
Geceyi Tanıdım Erostratus
Nazlı Eray
Gündelik gerçeklikten yola çıkılarak yazılmış, ama fantastik öğelerle bezenmiş metinler. Yaşananla tasarlanan, gerçekle düş arasındaki sınırı anlatan, hayatı yakınmadan algılayan, birbirini tamamlayan hikayeler.
Gece
Gece
Bilge Karasu
Her gün birçok insanın can verdiği, pek çoğunun yaralandığı, benliğimizde derin iz bırakan baskı ve yıldırma dönemi. Yılgının ve kıyımın maşası olan insancıklar: Gecenin işçileri. “Gece”nin “yalanı bir düzen haline getirme” çabasındaki sahipleri. Yakın geçmişte yaşadığımız kargaşayı alışılmış çerçevenin dışında ele alan, okuru şaşırtan ve ürküten bir eser.
Türkiye'nin Kalbi, Kabul Günleri
Türkiye'nin Kalbi, Kabul Günleri
Gazete Yazıları

Sevgi Soysal, İpek Şahbenderoğlu (Der.)
Türkiye’nin Kalbi, Kabul Günleri 12 Mart 1971 askerî müdahalesini izleyen günlerde, Sevgi Soysal’ın farklı gazetelerde yayımladığı köşe yazılarını bir araya getiriyor. Bu yazılar 12 Mart’ı yoğun kişisel tecrübelerle yaşayan yazarın döneme dair ilk izlenimleri olarak görülebilir.