Çağdaş Türkiye Edebiyatı
Aylak Adam
Gerçek sevgiyi arayan, böylece korkuluksuz köprüden yuvarlanmamaya çalışan Aylak Adam, sinemalar, ressam atölyelerinde, meyhanelerde, bir türlü iletişim kuramadığı kalabalıkların arasında... Kitaplar, içki... yine içki... Sınırları aşılamayan dar çevrede dönenen sıkıntılar, mutluluğa yaklaşıp uzaklaşmalar... Temel sorun iletişimsizlik.
Talât Paşa'nın Anıları
Küçük bir posta memurluğundan, İttihat ve Terakki’nin sivil kanat liderliğine... Türkiye, tarihinin en çalkantılı ve bunalımlı dönemini, onun iktidarda bulunduğu yıllarda yaşadı.
Sanat ve Siyaset Hatıralarım
Resimden edebiyata, tiyatrodan sinemaya, mimari ve şehircilikten sanat tarihçiliğine geniş bir alanda ürünler veren Arseven’in anıları. Cumhuriyet’in Osmanlı’dan devraldığı bürokrat kadronun seçkin temsilcilerinden olan bu öncü aydın, derlenen anılarının ilk bölümünde Türk resim sanatına yaptığı katkıları aktarıyor.
The Selamınaleyküm-Yes Problem
“...ne bileyim, bazen işimi tuhaf ve komik bulduğum oluyor mesela... Yani, bu yaşa geldik, hala böyle mikiler çiziyoruz falan gibi. Ama bazen de işimin ciddiyeti beni kara kara düşündürüyor doğrusu. Bazen karikatürcü olmanın yalnızlığı, ne kadar toplumsal, kitlesel bir şey gibi gözükse de toplum dışılığı... "
Kitap
İletişim Yayınları 10. Yıl Armağanı
Olduğu Gibi
Rus Biçimi Sosyalizm
Çıkardığı Tan gazetesinin bir provokasyon sonucu yakılmasının ardından yurtdışına çıkan ve uzun yıllar Sovyetler Birliği’nde yaşayan Sertel’in, başta Azerbaycan, Asya cumhuriyetlerine ilişkin ilginç gözlemleri.
Öbür Dünya Bilgisi
Özen Yula’nın hikayelerini adres tutanları tanıyoruz, çünkü yıllardır Yeşilçam filmlerinden, ’68 nostaljisi muhabbetlerinden, kadın dergisi tipi feminizmlerden, ‘kahır mektupları’ndan v.b. biliyoruz. Tanımıyoruz, çünkü yazarken değiştiriyor onları. Bir kaleydoskoptan, bir çiçek dürbününden bakar gibi bakıyor hepsine ya da el çabukluğu marifet, bu bildiğimiz malzemeden beklenmedik yüzler, durumlar türeyiveriyor.
Hiçlikte Randevu
Ailesiyle yabancı bir ülkenin ıssız bir yöresinde sıkıntıları, krizleri ve uçsuz bucaksız denizle, dalgalarla başbaşa kalan bir Fransız genç kızın günlüklerini aktarıyor Kriton Dinçmen. Cécile’in serüvenini kendi ağzından dinlerken bir uzmanın size her adımda yardımcı olduğunu fark edeceksiniz.
Nostaljisi Kandilli
“...Evet, karikatür genç bir şey. Genç derken, tanımlayalım tabiî, kime, neye genç diyorum. Ben maddî ve manevî yatırımını yapmamış, bu yüzden de sürüp giden düzene eklemlenmemiş insanlara genç diyorum. Gençler topluma dışarıdan bakabiliyorlar, kendilerini henüz kafese girmiş biri gibi görmediklerinden rahatça gülüp dalgalarını geçebiliyorlar.
Kızıltoprak Hatıraları
Eski İstanbul’un köklü bir ailesinin, Kızıltoprak’taki köşklerinde odaklaşan hikayesi, “eski hayat”ın Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyeti’ne geçişteki değişim hikayesinin zengin ayrıntılarla dolu bir izdüşümü.
Matbuat Hatıralarım
Türk düşünce hayatının başlıbaşına kurum olan öncü -ve uzun ömürlü- dergilerinden Servet-i Fünun’un kurucu ve yayıncısı Ahmet İhsan Tokgöz’ün 1888 ile 1914 dönemine ait anıları.
Ihlamur Ağacı
İletişim Yayınları’nın bütün eserlerini yayımlamaya giriştiği Vüs’at O. Bener’in, Küçük Dizi’ye “güç katması” için bu diziye alınan, ilk kez 1962’de yayımlanmış ve Türk Dil Kurumu Tiyatro Armağanı’nı almış bir oyunu. Oynanmak üzere olduğu kadar okunmak üzere de yazılmış bir oyun.
Üniversiteli Mahmut
İlban Ertem’in bu çizgi romanı, taşradan İstanbul’a gelen bir gencin başından geçenler, geçebilecekler. İlban’ın çizgileri konuyla ilgili hemen hemen bütün klişeleri, olayları, kişileri, durumları kapsıyor. Bunun için de bir çizgi albümünde şimdiye kadar görmediğimiz tarz ve espride bir ‘köyden geldim şehire’ denemesi. Sıcak bir çizgi-kitap.
Çocukluğumun Savaş Yılları Anıları
Hem uygulamacı hem öğretmen mühendis ve kemancı Adnan Ergeneli’nin, çocuk yaşta tanık olduğu 1. Dünya Savaşı ve Milli Mücadele yıllarına dair anıları. ‘Uyanık’ bir çocuğun keskin gözlemci bakış açısından, savaş döneminde İstanbul’un ve çeşitli Anadolu şehirlerinin manzarası, Osmanlı-Türk elitlerinin “babasının arkadaşları” olarak en yalın halleri.
Yüzyetmişaltı Yıl
Yüz yıllık tarihi edebîliği harcamadan, “tarih anlatıyor” konumuna düşmeden yoğurabilen bir bellek dökümü. Bulanık bir bellek dökümü. Susmamacasına. Unuttukları, hatırladıkları, hatırlamak istemedikleriyle. Paşalar, şairler, Boğaziçi, muasır medeniyet, hürriyet, sudan çıkmış balıklar, cariyeler, kafesler, Beyoğlu, Osmanlı nişanları... Dil aracılığıyla melodiler kurmayı deneyen bir yazarın “keyif verici madde” sayılması gereken bir eseri. Üzerinde önemle durulması gereken bir metin.
Symphonia Kakophonica
Aleladelikleriyle, sıradanlıkla perdelenmiş örtülü uyumsuzluklarıyla bu ülkenin insanları; o insanları dışlayan, öğütücü ve tüketici yaşam kalıplarıyla bu ülke; ama her şeye rağmen o insanlar!... Paramparça bir bütünlük, birbirine uymazların birlikteliği, toplumumuzun kakofonik senfonisi.
Mithat and Mirsat
“Başlangıçta Muhlis Bey vardı”... Latif’in Behiç Pek’le birlikte yarattığı, 1980’ler boyunca Türkiye’nin en popüler çizgi kahramanı olan, ismi sıralara, tişörtlere yazılan Muhlis Bey. Muhlis Bey Mithat’ı yanına çırak olarak aldı. “Yavllum Mittat”, epey ünlenip bazı anlaşmazlıklar da çıkınca, ayrılıp kendi işini kurdu; “ustta” oldu.
Tek Kişilik Ölüm
Tüm korku filmlerinin yok edici yaratıklarını bir kente dolduran insanlar, şimdiye dek görülmemiş bir yontu tarzı bulan, intihar eden kasabalılar, eski bir tapınağı ararken aynı zamanda varoluşuyla kumar masasına oturan kaşif ve gezgin, öldüğü daha çabuk farkedilsin diye ille de o koltuğa oturup ayaklarını uzatan Y. ile, Nuray Tekin, uzun süreceği belli bir koşuya başlıyor... `Ne yapıyorsun deseler `öykü oluyorum` derdim... sorsalar `akşam oluyorum` derdim...`
Boyut Farkı
Türkiye’de fantastik çizgi öyküye/romana ilk cesaret edenlerden biri, Nuri Kurtcebe. Boyut Farkı albümü, soyut anlatımlarıyla, uzaylı ve hiçbir yerli garip yaratıklarıyla, fantastik öykülerinin kimi zaman fonunda kimi zaman göbeğinde göz kırpan tanıdık manzaralarla, Nuri Kurtcebe’nin en uçuk çalışmalarından bir demet.
Macbeth
Shakespeare’in Macbeth’inden memleketimizin ve milletimizin şartlarına mahsus bir uyarlama. Netice -ister istemez- bir alaturka skandal. Yazar, fiîlinin “ithal ikameci tutkulara” yorulmamasını istiyor: “Cüretkarlığımın sebebi, milletimizin çoktan hak etmiş olduğu halde kendi öz Macbeth’ine kavuşamayışından duyduğum soylu huzursuzluktur.”
Vicdan
Bünyesinde olgunlaştıkları mizah dergilerinin sınırlarını zorlayarak yeni çizgi roman çığırını açan kuşağın ilk akla gelen isimlerinden biri. Vicdan da “yeni” tip çizgi roman kahramanlarından... Bir sokak kedisi. İstanbullu.
Merdivenaltı
Onları `korkularını yenme`nin bir yolu olarak `kendisi için` yazdığını, yazıp bitirmesiyle de onlarla ilişiğini kestiğini söyleyen Yeşim Dorman Müderrisoğlu`nun hikaye kitabının adı, bu `ilişik kesme`nin izini taşıyor: `Merdivenaltı`na süpürülmüş hikayeler.