Çağdaş Türkiye Edebiyatı
Siyah Hatıralar Denizi
Genç Bir Müfettiş , gizemli vakalarla uğraşan iki bilim adamının intiharını araştırmak üzere karlarla kaplı karanlık bir kente gelir ve iki yüz yıllık bir otele yerleşir. Amacı raporunu hazırlayıp bir an önce evine dönmektir, ama bir süre sonra açıklanması imkansız olaylara şahit olmaya başlar.
Balat'tan Bat-Yam'a
Balat'tan Bat-Yam'a kadar uzanan kâh mutlu kâh hüzünlü bir yaşam öyküsü... Bir Yahudi ailenin çocuğu olarak 1916 yılında Hasköy'de dünyaya gelen ve yıllarca yaşadığı İstanbul'dan çok sevdiği Suadiye semtine benzettiği için Bat-Yam'a göç eden Eli Şaul'un ilginç günlüğü.
Turuncu Kayık
Refika gazetecidir ve Yeniköy`deki bir ikiz yalıda defalarca reenkarne olduğuna inanır. İşi gereği karıştırdığı yabancı dergilerin birinde, Reenkarnasyon`dan Geçmiş Ruhlar`a özel bir kliniğin mevcudiyetini öğrenir ve oraya gider. Dönüşünde, kliniğin adresini, ruhu `düdüklü tencere` gibi öten yakın bir meslektaşına verir...
Aşk Romanları Yazan Adam
`Romanı okumaya ve Orhan Cemil`in yazdıklarını yaşamaya devam ettim. Her bölümden sonra, yaşadıklarımın etkisi henüz üzerimden silinmeden oturup bir bölüm de ben yazıyordum. Böylece giderek, iç konuşmalarla zenginleştirilmiş ve onun kahramanlarından esinlenerek yarattığım karakterlerin rol aldığı yeni ve farklı bir roman biçimleniyordu."
Zelzele
Behiç Ak’ın yeni albümü 17 Ağustos Körfez Depremi’nden sonra “bizzat” yerinde görülmüş, duyulmuş, gözlenmiş, hatta yaşanmış olaylardan yola çıkılarak çizilen “acı ama, gerçek” karikatürleri biraraya getiriyor.
Seni Seziyorum / Kitab-ı Mukadder
“Hepimizin hayatının toplamı nihayetinde bir hikâyeden ibarettir... İyiler hikâyelerini diğerleriyle bölüşür, vasatlar hikâyelerini yalnızca kendileri yaşar, kötüler hikâyeyi inkar eder...” Bir “ilk” kitap olan Seni Seziyorum ya da nam-ı diğer Kitab-ı Mukadder hepsi birbirine ustaca bağlanmış on hikâyeden oluşuyor. Zaman ve coğrafyayla sınırlı olmayan hikâyeler, kahramanlarının aksine hiç de “mütevazı” değil!
Kaf Dağı'nın Ötesi
Lütfü Köselioğlu, yitip gitmekte olan –vallahi “korunmaya alınması” gereken!- bir insan türünü temsil ediyor: “Dürüst bürokrat.” Ve yine nesli tükenen bir başka insan türünü: Karşısına gelen insanları çektirttiği filmlere bakarak değil yüzlerine, hallerine bakarak değerlendiren, elinde ne imkân varsa onunla sağaltmaya çalışan bir “hekim”.
Tehlikeli İlişkiler
Tehlikeli İlişkiler, Ramize Erer’in çizgilerinden yapılmış özenli bir derleme. Kadınla erkeğin “tehlikeli” birlikteliği üzerine, felsefesi yerinde, mevzusu derin, balonları dopdolu çizgiler... Hayatın kapsama alanından hüzünlü matrak, düz çapraşık, heyecanlı yeknesak ilişkiler, çarpıcı enstantaneler.
Yıldızların Tembelliği
Behiç Ak’ı ‘çoğunluk’ Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan karikatür bandından, ‘azınlık’ ise çocuk kitaplarından ve tiyatro oyunlarından tanıyor; belki çok azımız da onun belgesel sinemacılığının farkında (Türk Sinemasında Sansürün Tarihi adlı belgesel filmi Ankara Film Festivali’nde en iyi belgesel film ödülüne layık bulunmuştu). Yıldızların Tembelliği onun, -içinde çizgi olmayan- ‘büyükler’e yazılmış ilk öykü kitabı.
Columbus`un Kadınları
Müge İplikçi ödüllü öykülerinin yer aldığı ilk kitabı Perende’den sonra yazdığı öykülerini Columbus’un Kadınları’nda topladı. Kitapta yer alan öykülerin ortak teması kadınlar... Ülkesinden binlerce kilometre uzaklıktaki kadınlar. İnsan doğduğu, büyüdüğü topraklardan uzaklaşırsa nasıl değişir? Ülkesinde görmezden geldiği bir nazarlığı odasının en görünen yerine asar!
Son Vapuru Kaçıranlar
Sait Hurşid’in hatıraları, Osmanlı’nın o büyük coğrafyasının parçalanışında, dört bir yana savrulanların değişik perspektiflerden anlattıkları “mare nostrum” hikâyelerinden birisi. Ama galiba, öznesi şimdiye değin okuduğumuz “mare nostrum” hikâyelerinden biraz farklı. Alıştığımız hikâyeler, kuşaklardır yaşadığı Anadolu’da birden yabancı ve azınlık durumuna düşen gayrımüslimlerin trajedileriyle ilgili.
Şehrin Aynaları
İlk romanı Pinhan’la edebiyatseverlerin haklı ilgisine mazhar olan Elif Şafak’tan yine tarihsel dokulu bir roman. Isabel, Antonio, Miguel ve Andres... engizisyon zulmünün paramparça ettiği, kendilerini, birbirlerini kaybeden, arayan, sırların peşinde koşan insanlar... İspanya’da başlayan Aynalar Şehri’nde (İstanbul’da) süren Seferadlar’ın hikayesi... Tabii bir de, Engizisyon yargıcı, büyük vaiz Alonso Perez de Herrera’nın öyküsü.
Haberci Çocuk Cinayetleri
Yılda taş çatlasa üç cinayetin işlendiği şehirde haberci çocuklar birbiri ardınca öldürülmektedir. Peki ama kim, neden, nasıl?.. Kahramanımız, bu sorulara cevap ararken Mösyü Jacob, Bay Kurtbilgini, Profesör Domanya, mutsuz güzel Esme gibi “tip”lere kulak verecektir ve... İnanılmaz tesadüflerle dolu düşsel bir polisiye, Türkçe’de örneğine pek rastlanmayan “mekansız-milliyetsiz” edebiyatın başarılı örneklerinden.
Herkes Aşağı İnsin/Orası Öyküleri 2
Aslında bu bir çizgi albüm değil. Balonlarda yer alan metinlere bakarsak bir anlamda öykü kitabı diyebiliriz. Ya da her biri kısa metrajlı filme konu olabilecek yoğunlukta onlarca ayrı öyküden oluşan, sahne planlarının titizlikle resmedildiği senaryo metinleri.
Ben Almanyalıyım
Alman Parlamentosu'ndaki İlk Türk Asıllı Milletvekili
Onların hikâyesi 1960’larda başlamıştı. Önce evin erkekleri, sonra kadınlar, çocuklar göç etti. Artık ikinci vatanlarıydı “orası”. Aradan geçen 30 küsur yıl sonra, aileler genişledi, ilk yerleşenlerin çocukları doğma büyüme Almanyalı şimdi. Altmışlı yılların başında Almanya’ya göç başladığında kimse ortaya çıkacak sorunların bu kadar uzun süreceğini ve kalıcı olacağını tahmin etmemişti.
İpin Ucu
İpin Ucu, bütün eserlerini yayımladığımız Türkçe edebiyatın en özgün yazarlarından Vus’at O.Bener’in bir oyunu. 1980 Abdi İpekçi Ödüllü bu oyun, düşünsel özgürlük ile dünya-toplum düzeni içinde yaşama zorunluluğunun getirdiği tutsaklık arasında bir çırpınışın öyküsü; düşünsel yeteneği ile yaşamın gerçeğini ve anlamını belirlemeye çalışan bir insanın onurlu başkaldırısı.
Amerika
Bir köy: Dünyanın Amerika olmayan, “Akdeniz olan” bölümündeki bir adanın ortasında... Bir köyün hayatı: Köylüler, kuzular, boğalar, çobanlar, dayak yiyen kadınlar, “peder”ler, keşişler; Dino Usta’nın ayırdığınca “din”sizler ve “dinsizler”... Değişim: Köye “Batı kültürü”nün gelişi, turistik tesis inşaatları, uluslararası ekonomik sisteme entegrasyon...Ama Denis’in Amerika’sı.
Son Kullanma Tarihi Geçmiş Aşklar
Bazen bir fotoğraf karesine anca sığabilen küçük bir anın, bazen de koca bir dönemin öyküsü... Bazense bir resmin çağrıştırdığı imgeler... Ayda Erbal, İstanbul’dan New York’a, ‘40’ların Demokrat Partili’si Nasuhi Bey’den New York’ta bir fahişeye, değişik mekânlarda, değişik insanlarda küçük anların veya uzun dönemlerin izini sürüyor, imgelerin peşinde koşuyor.
Refakatçi
Kız çocuğu 12 yaşında, bir resim dehası olarak kabul ediliyor, büyük bir holdingin tek varisi... Kahramanımız, bir gemi yolculuğu boyunca bu çocuğun refakatçiliğini yapacaktır; para karşılığında tabii. Gemi hareket eder, “iş”le beraber gerilim ve oyun da başlar. Üstelik oyuna hesapta olmayan aktörler de katılır.
Öteki Renkler
Öteki Renkler yazarın çocukluk anılarından mutluluk saatlerine, romanlarını nasıl yazdığından gezi notlarına, sevdiği yazarlar ve kitaplar hakkında eleştirilerinden kişisel itiraflarına, şikâyetlerine, siyasi öfkelerine, kültür ve gündelik hayat konusundaki heyecanlarına uzanıyor ve Orhan Pamuk’un yalnız romanda değil, düzyazıda da ne kadar usta olduğunu kanıtlıyor.
Kara Tren
Bu küçücük kitap, Vüs’at O. Bener’in “özyaşamöyküsel” anlatı dizisinin, Trilogya’sının üçüncü kitabı. İlk iki kitap, Siyah-Beyaz ve Mızıkalı Yürüyüş idi. Kara Tren’de, diğer iki kitap gibi, kronolojik bir kurguya dayanmıyor, yazarın özyaşamöyküsünü tastamam faş etmiyor. Ama bir yandan da, doğrudan doğruya yaşam-öyküsünden, yaşamöyküsünün bu kitaba yansıyan kesitlerinden kaynaklanan bir çarpıcılık, bir özel kıyıcılık var, bu kitapta.
Mazi Cenneti 1
Yeraldığı bütün meclislerde sohbetlerin ilgi odağı olan, sıkı sıkıya kavradığı çantasında hep günışığına çıkmamış birtakım belgeler saklayan, memleketimizin “şüera ve üdeba taifesinin” yaşantılarını en ince ayrıntılarına kadar bilen Taha Toros, yaşayan kuşakların sadece isimlerini hatırlayabildiği pek çok özgün simayı esprili diliyle karşımıza getiriyor.
Perende
Perende bir ilk kitap, Müge İplikçi de genç bir yazar. Ama “durum” göründüğü gibi değil... Yazarımız, edebiyat dergilerinde yayımlanan öyküleriyle Haldun Taner Öykü Ödülü ve Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülü’nü kazanmış ve daha önce ustalığını kanıtlamıştı. Öykülerini biraraya getirdiği Perende’de, bir “hiçliği” anlatıyor, daha doğrusu onu tanımlamaya çalışıyor.
Anarşik Rehavet
Bugüne dek daha çok film eleştirmeni olarak tanınan Mehmet Açar, “gizli gizli” yazdığı, mütevazı edebiyat dergilerinde yayımlanan öykülerini bu kitapta topladı ve “kitaplı” bir yazar olarak ilk kez “vizyon”a giriyor. Açar’ın kitabında neler mi var?.. Aşk var, cinayet var, hayal var... Cressville: Hüsran gezegeninde bir falcılar kenti...