Çağdaş Dünya Edebiyatı
Kazanova
Daha önce Özel Bir Acı’dan tanıdığımız Andrew Miller bu ikinci romanında, Kazanova karakterini bilinenin aksine, karşılık görmeyen, tutkusuna yenik bir erkek olarak resmediyor. Yazar, adı aşkla özdeşleşmiş kahramanının heyecan dolu hikâyesini anlatırken, film kareleri canlılığında tasvirleriyle, okuru onsekizinci yüzyıl Londrası’nda göz kamaştırıcı bir yolculuğa çağırıyor
Pakistan-Hindistan Öyküleri
Urdu (Pakistan-Hindistan) edebiyatının önde gelen yazarlarının öykülerine yer verdiğimiz bu seçkide, birçok etnik köken, dil, din ve kültürün iç içe yaşadığı bu iki ülkenin kültür yapısı ve sosyal yaşamından kesitler bulacaksınız.
Kore Öyküleri
Önceleri Kore halkına Batı tipi modernleşmenin temellerini aşılamayı görev edinen bir “öğüt edebiyatı” niteliğindeki çağdaş Kore edebiyatı, zamanla iki eğilim arasında kaldı; bir yandan geleneksel toplumun çürümesini ve Japon sömürgeciliğini eleştiren gerçekçilik, öte yandan Kore'yi saflığı ve güzelliği içinde koruyan toprağa dönüş.
Babam
Hayatinda bir müzeye adımını atmışlığı yoktu, Paris-Normandie’den başka bir şey okumaz, yemek yerken Opinel marka çakısını kullanırdı. Eski işçiydi. Küçük bir esnaf olmuştu. Okul sayesinde kızının kendisinden daha iyi durumda olacağını umut ediyordu.
Yumurta Dansı
Her şey Hazel Sugden’ın, kocası tarafından yürütülen bilimsel araştırmanın deneklerinden biri olduğunu keşfetmesiyle başlar. “Mutlak Sanrı Hali”ni sürekli yaşayan bir anne, feminizm ile misyonerlik arasında gidip gelen bir abla, Kusursuz Bebek projesinin hatalı ürünü olan bir çocuk ve sekiz yıllık evliliklerini haplar ve salgı kayıtlarından oluşan sıkı bir perhize çeviren jinekolog bir eş.
Sarajevo Marlboro
Saraybosna´da çekilen eziyetleri ve yaşanan zulmü anlatan pek çok kitap yazıldı, bunların arasında Miljenko Jergovic´in kitabının özel bir yeri var. Jerfovic bir şair; ayrıca, Müslümanlarla dayanışmayı sürdürmek için Saraybosna´da kalmayı tercih eden bir Hırvat.
Sonbahar Kuarteti
Edwin, Norman, Letty ve Marcia, tek bağları her gün gittikleri ve yakında emekli olacakları için ayrılacakları bir ofis olan, altmışlarına gelmiş dört “yalnız” Londralı’dır. Şehir hayatının keşmekeşinde kendine özgü kapalı birer dünya yaratmış, yaşlılığın zorluklarını kendince göğüslemeye çalışan dört küçük “ada”.
Ölümlü Makineler
Ölümlü Makineler, bilimkurgu türünün duayeni Stanislaw Lem’in robotlar, başka bir deyişle “demir melekler” üzerine yazdığı on dört öyküden oluşuyor. “Robot Masalları” adlı derlemeyi oluşturan ilk on bir öykü, elektroşövalyelerin elektroatları üzerinde kılıç oynattıkları, “bir damla protoplazması bile olmayan bir dünyayı” konu edinir.
Karantina
Günümüzden iki bin yıl önce kutsal topraklar. Dört yolcu oruç tutmak ve Tanrı’dan şefaat dilemek amacıyla Yahudiye Çölü’ne gitmektedirler. Yakıcı çöl güneşinin altında, kızgın kayalıkların arasında kötülükle ve tacir Musa’yla karşılaşırlar. Karısına göre iblisin ta kendisi olan, sadist, mütecaviz Musa, bu münzevi kafilesi üzerinde hâkimiyetini kurmakta gecikmez.
Yönelişler
Fransız romanının dünya edebiyatına armağan ettiği “Yeni Roman” akımının en önemli temsilcilerinden biri olan Nathalie Sarraute’un Yönelişler’i, ünlü yazarın bütün eserlerinin başına konabilecek bir “uvertür” niteliğindedir; daha sonra yazacağı ve öncülük ettiği bu yenilikçi akımın klasikleri arasında yerini alacak olan eserlerinin özünü, genel havasını, başlıca temalarını ve tekniğini müjdeler.
Sevdiklerimin Kelleleri
Elinizdeki kitap `erkeklerle ve hayatla dalga geçen` iki kız arkadaşın maceralarını anlatıyor. Onatlı yaşındayken aynı sınıfa düşen Maja ve Cora´nın, farklı aile yapılarından gelmelerine karşın çok önemli bir ortak noktaları vardır: mutsuz çocukluklarından ve ailelerinden kurtulma isteği.
Kaybolan
Polonya göçmeni bir Alman ailesi, İkinci Dünya Savaşı sonunda savaş sırasında kaybettikleri çocuklarını aramaktadırlar. Anne kendini tamamen bu işe adar... Babası ise; bir yandan çocuğunu ararken, diğer yandan `Prusya Terbiyesi` ne uygun olarak işine vermiştir kendini. Aile, yılmadan kimsesiz çocuklar için kurulmuş bürokrasi çarkıyla boğuşarak, oğulları olması muhtemel bir çocukla veraset bağları olduğunu kanıtlamaya çalışırlar.
Vişnenin Cinsiyeti
İngiltere tarihinin en kanlı dönemlerinden biri: Sekiz yıl süren bir iç savaş, Cromwell öncülüğünde yobazların şiddet dolu ayaklanması, ayaklanmanın daha beter bir şiddetle bastırılması, ardından veba salgını, Londra’yı yerle bir eden büyük yangın.
Dal ve Budak
Cinsel kimliklerin yer değiştirmesi çağımızın en çok ilgi gören, araştırmalara ve kurgulara konu olan temalarından biri. Çağdaş İngiliz edebiyatının “yaramaz” çocuğu Will Self, Dal ve Budak’ta iki uzun öyküyle erkek olan kadının ve kadın olan erkeğin ruh hallerini, bireysel ve toplumsal kimliklerindeki travmatik değişimleri ince bir mizahla yansıtırken, kurulu düzenin getirdiği kurumsallaşmış değerlerin benliklerimize ne denli işlediğini, cinsel kimliklerimizin en sıradan olaylarda bile dünyaya bakışımızı nasıl etkilediğini başarılı bir kurguyla bizlere aktarıyor.
Uzanmış Çıplak
Lev Korovin, yüzyılın başında Chagall, Soutine, Picasso ve Modigliani gibi, bilmediği bir özgürlüğü keşfetmek için Paris`e gelmiş Rus bir ressamdır. Büyük savaş patladığında, gönüllü olarak orduya katılır. Savaş alanında ölü sanılarak bırakılmışken, on bir saat boyunca can çekişen bir arkadaşının kulağına tanımadığı bir kadının adını heceleyişini dinler.
Kafa Örtüsü
Toplumun Kenarından Kanaka Sprak
Feridun Zaimoğlu, günümüz Almanca edebiyatında ve Almanya`nın popüler kültüründe bir fenomen, bir idol. Üçüncü kuşak Türkiyeli göçmenlerin, rap ve hiphop altkültürüyle haşır neşir olanların, çoğulkültürcülerin, daha doğrusu kimlik takıntısıyla kavgalı çevrelerin kült ismi.
Dünya'da Barış
Yeryüzüne hâkim olan süper güçler, en sonunda savaşmanın boşunalığını ve anlamsızlığını kavramış, silahlanma yolunda harcanan milyonları daha yararlı (ve daha kârlı) alanlara yönlendirmeye karar vermişlerdir. Ne var ki, yönetenlerin savaşma ve imha güdüleri tümüyle yok olmamıştır.
Kürtaj
Yıllardan beri, hayatımın bu olayının etrafında dolanıp duruyorum. Bir romanda kürtaj hikayesi okumak, sanki sözcüklerin anında şiddetli duygulara dönüşüyormuş gibi beni imgeleri ve düşünceleri olmayan bir heyecana sürüklüyor. (...) Devam edip etmeyeceğimden emin olmaksızın,bu hikayeye başlayalı bir hafta oluyor.
Tek Meyve Portakal Değildir
Jeanette Winterson’un Whitbread ödüllü ilk kitabı, ülkemizde haklı bir ün ve sadık bir okuyucu kitlesi kazanan yazarın hayranlarını memnun edecek bir özelliğe sahip; Winterson bu kitabında fantastik bir kurguyla kendi yaşamından kesitler veriyor.
Genç Törless
Robert Musil, 20. yüzyılın en büyük romancılarından biri kabul edilir; adı genellikle Kafka, Proust ve Joyce`la birlikte anılır. Musil, ilk romanı Genç Törless`le uluslararası ün kazanmış, özgün romancı kişiliğiyle dikkat çekmiştir. Yazarın belki de en belirgin özelliği, `modern` insanı bütün yönleriyle derinlemesine kavramak, açıklamak istemesi, okuru duygusallığa itmekten kaçınan bir tutum sergilemesidir.
Buz Üstünde Piknik
Viktor, çekmeceleri tamamlanmamış sayısız kısa hikâye ile dolu, kendi halinde bir yazardır. Hayalini kurduğu edebi başarıya ulaşmak şöyle dursun, yazdıklarından kazandığı para mütevazı hayatını sürdürmesine bile zar zor yetmektedir.
Yokuştaki Salyangoz
Yokuştaki Salyangoz, biri cehaletin diğeri bürokrasinin hüküm sürdüğü bir dünyada insanca bir yaşamın ve bilginin hasretini çeken iki entelektüelin öyküsü. İki kahraman roman boyunca hiç karşılaşmazlar; ama Kandid’i bitmeyen arayışının başına, Pepper’i ise iktidar koltuğuna getiren yazgıları aynı tutku tarafından belirlenir: Karanlık ve gizemli orman.
Düşmüş Melek
İsveç’in en önemli çağdaş yazarlarından Per Olov Enquist’in bu kitabını belli bir kategoriye dahil etmek kolay değil. Enquist kitabı roman tekniğiyle yazmış, ama kullandığı dile yoğun bir şiirsellik hâkim; ayrıca kitabın bölümleri (Ön şarkı, Düşmüş Meleğin şarkısı, Coda) bir oratoryo etkisi yaratıyor.
Miguel Sokağı
Miguel Sokağı, ünlü yazar V.S. Naipaul’un Gerillalar, Taklitçiler ve Nehrin Dönemeci’nden sonra Türkçe’ye çevrilen dördüncü romanı. Doğduğu ve ilk gençliğini geçirdiği kenti anlattığı bu kitabında Naipaul, diğer kitaplarında görmeye alışmadığımız lirik bir dil kullanıyor ve diyaloglara daha çok yer veriyor.