Üç Hikâye
Çeviri
Berna Akkıyal, Can Belge

ISBN
9789750509360

1. baskı - Ağustos 2011
114 sayfa
12,50 TL




Üç Hikâye

Gustave Flaubert

Üç Hikâye, şüphe, aşk ve yalnızlık etrafında şekillenmiş öykülerden oluşmuştur. Bir taraftan kutsal metinlere göndermeler yapan eser, diğer taraftan okuru gündelik hayatın acı gerçekleriyle karşılaştırmaktadır.
“Basit Bir Yürek” yalnızlığı karşısında Katolik inançlarına sarılan hizmetçi kız Félicité’nin hikâyesini anlatır.

Üç Hikâye, şüphe, aşk ve yalnızlık etrafında şekillenmiş öykülerden oluşmuştur. Bir taraftan kutsal metinlere göndermeler yapan eser, diğer taraftan okuru gündelik hayatın acı gerçekleriyle karşılaştırmaktadır. 

“Basit Bir Yürek” yalnızlığı karşısında Katolik inançlarına sarılan hizmetçi kız Félicité’nin hikâyesini anlatır. “Konuksever Aziz Julien Efsanesi”nde ise kaderi doğumunda belirlenen Julien; sonu anne ve babasının ölümüne kadar varacak bir av tutkusuna kapılmıştır. Kutsal kitaplarda “Yahya’nın Vaftizi” olarak anılan anlatının bir yeniden yorumu ve kitabın üçüncü hikâyesi olan “Herodias”ta yine kadercilik ve zulüm hâkimdir.
 
Her bir hikâye, Ortaçağ atmosferinin detaylarıyla örülmüş ve efsanelerinin ayrıntılarıyla resmedilmiştir. Üç Hikâye, Flaubert’in romanlarından izler taşımasının yanı sıra yazarın dehasını yansıtan bir parlaklığa ve yaratıcılığa sahiptir. 
 
Flaubert, edebiyat tarihinde, yazarlarca en çok hayranlık duyulan yazarların başında gelir. […] kalabalık bir yazarlar ordusu Flaubert’le fazlasıyla ilgilenmiş, onun hakkında yazmış, ona gizli-açık derin bir sevgi duymuş ve gizli-açık onunla kendini özdeşleştirmiştir. 
ORHAN PAMUK


Kitaptan bir bölüm okumak için tıklayın.
Kitabın Adı
Üç Hikâye
ISBN
9789750509360
Orijinal Adı
Trois Contes
Fiyat
12,50 TL
Yayın No
İletişim - 1641
Dizi No
İletişim Klasikleri - 55
Alan
Klasik Dünya Edebiyatı
Sayfa Sayısı
114 sayfa
En
130 mm
Boy
195 mm
Ağırlık
107 gr
Baskı
1. baskı - Ağustos 2011
Yazar
Gustave Flaubert
Çeviren
Berna Akkıyal, Can Belge
Dizi Editörü
Orhan Pamuk
Editör
Belce Ünüvar, Müge Karahan
Kapak
Suat Aysu
Kapak Resmi
Nicolas-Bernard Lepicie
Uygulama
Nurgül Şimşek
Baskı ve Cilt
Sena Ofset

Gustave Flaubert

12 Aralık 1821’de Anne Justine Caroline Fleuriot ile Hôtel-Dieu Hastanesi’nin başcerrahı Achille-Cléophas Flaubert’in ortanca çocuğu olarak Rouen’da doğdu. Hastane lojmanının yetersiz koşullarında mutsuz bir çocukluk geçirdi. Rouen Koleji’nde okuduğu yıllarda (1832-1840) edebiyata ilgi duymaya başladı ve 1834’te arkadaşı Ernest Chevalier ile birlikte Art et Progrès (Sanat ve İlerleme) adında bir dergi çıkarmaya başladı. Paris’te hukuk okuduğu dönemde Flaubert yoğun bir şekilde yazdı. Bir Delinin Anıları (1838), Smarh (1839) ve Kasım (1842) bu dönemin ürünleridir. 1836 yılında, Trouville’de, o sırada yirmi altı yaşında olan Elisa Schlésinger ile tanıştı ve hayatı boyunca –uzaktan da olsa– ona âşık kaldı. Schlésinger, Flaubert’in daha sonra kaleme alacağı Duygusal Eğitim’deki Marie Arnoux karakterinin de temel ilham kaynağıdır. 1844’te, Flaubert ilk sara krizini geçirdi. Babasının derslerini bırakmasında ısrar etmesi üzerine, Rouen yakınlarındaki Croisset’ye, aile evine döndü. 1845’te Duygusal Eğitim’in ilk taslağını bitirdi ve ailesiyle beraber çıktığı bir İtalya seyahatinde, Cenova’da görüp derinden etkilendiği bir Brueghel tablosunun verdiği ilhamla Ermiş Antonius ve Şeytan’ı yazmaya başladı. 1846’da birkaç hafta arayla babası ve kızkardeşinı kaybetti ve yeğeninin bakımını üstlendi. Babasından kalan yüklü miras sayesinde tüm zamanını yazı yazarak geçirmeye karar verdi. Aynı yıl on yıl süresince çalkantılı bir ilişki yaşayacağı Louise Colet ile tanıştı. Flaubert daha sonra Maxime du Camp ile birlikte yaklaşık iki senelik bir Yakın Doğu seyahatine çıktı. Croisset’ye dönüşünden üç ay sonra, 1851 Eylülü’nde Madam Bovary’yi yazmaya başladı. Kitabı 1856 baharında bitirecekti. Flaubert’in bu dönemdeki mektuplaşmaları, özellikle de uzatmalı sevgilisi Louise Colet ile olanlar hayli ilginçtir ve rahatlıkla Flaubert’in eserleri arasında sayılabilir. Colet ile aralarındaki fırtınalı ilişki, aralıklarla 1846’dan 1854’e kadar sürdü. Flaubert’e 1857’de Madam Bovary’nin “gayrıahlâkiliği” suçlamasıyla dava açıldı. Dava toplumda büyük yankı uyandırdı ve romanın geniş kitlelerce tanınmasını sağladı. Flaubert dava sonunda hakkındaki suçlamalardan aklandı. 1857’nin sonlarına doğru, başlardaki adı “Kartaca” olan Salambo’yu yazmaya koyuldu. Son taslağını 1864-1869 yılları arasında yazdığı Duygusal Eğitim’le beraber “modern”, “burjuva” konularına geri döndü. Yeni “gerçekçi” ekolün öncüsü olarak kabul edilmeye başlanan Flaubert, Croisset’de ve Paris’te dönemin pek çok önemli edebiyatçısıyla bir araya geliyordu. Bunların başlıcaları Théophile Gautier, Goncourt Kardeşler, George Sand, Turgenyev, Emile Zola ve Guy de Maupassant’dı. Bitiremeyeceği son projesi Bouvard ve Pécuchet’yi yazmaya 1874’te başladı. Para sıkıntısı yüzünden, projeye iki senelik bir ara verip 1877’de yayımlanacak olan Üç Hikâye’yi kaleme aldı. Flaubert, 8 Mayıs 1880 günü, beyin kanaması sonucu, Croisset’de öldü. Cenazesi Emile Zola, Alphonse Daudet, Guy de Maupassant gibi yazarların katıldığı törenle Rouen Mezarlığı’na defnedildi.