Manzaralı Bir Oda
Çeviri
Sevil Cerit

ISBN
9789750500329

1. baskı - Nisan 2002
267 sayfa
21,00 TL




Manzaralı Bir Oda

E. M. Forster

E. M. Forster, 1908 yılında tamamladığı Manzaralı Bir Oda adlı eserinde, tenis maçlarını, piyano resitallerini, çay partilerini fon olarak kullanır ama esas hedefi İngiliz toplumunu ve sınıf ilişkilerini eleştirmektir.
Aile-toplum-kilise üçgeninde özgürleşmeye çalışan Lucy´nin karşısına şimdi de erkekler çıkmıştır.Hem onlara âşık olmak hem de özgür bir ruh olmak mümkün müdür?

Lucy ile kuzeni Miss Bartlett, Bertolini Pansiyon´da manzaralı bir odaları olsun isterler. Oysa Lucy´nin pencereden manzarayı seyretmek yerine o manzaranın içinde olmaya ihtiyacı vardır. Lucy dışarıda hüküm süren hayatın içinde yerini almak ister, aşka ve özgür bir ruh olmaya ihtiyacı vardır. Aile-toplum-kilise üçgeninde özgürleşmeye çalışan Lucy´nin karşısına şimdi de erkekler çıkmıştır. Hem onlara âşık olmak hem de özgür bir ruh olmak mümkün müdür?
E. M. Forster, 1908 yılında tamamladığı Manzaralı Bir Oda adlı eserinde, tenis maçlarını, piyano resitallerini, çay partilerini fon olarak kullanır ama esas hedefi İngiliz toplumunu ve sınıf ilişkilerini eleştirmektir.


Kitabın Adı
Manzaralı Bir Oda
ISBN
9789750500329
Orijinal Adı
A Room with a View
Fiyat
21,00 TL
Yayın No
İletişim - 794
Dizi No
Dünya Edebiyatı - 168
Alan
Çağdaş Dünya Edebiyatı
Sayfa Sayısı
267 sayfa
En
130 mm
Boy
195 mm
Ağırlık
206 gr
Baskı
1. baskı - Nisan 2002
Yazar
E. M. Forster
Çeviren
Sevil Cerit
Editör
Sulhiye Gültekingil
Kapak
Suat Aysu
Uygulama
Hüsnü Abbas
Düzelti
Serap Yeğen
Baskı
Sena Ofset
Cilt
Sena Ofset

E. M. Forster

Ailesinin Londra’da Dorset Meydanı’ndaki evinde 1879’un ilk sabahı dünyaya geldi. Edwar Morgan Llewellyn Forster adlı bir mimar ile Alice Clara “Lily” Whichelo’nun tek çocuğuydu. Babasını erken yaşta kaybeden Forster, Tonbridge Okulu’nda öğrenim gördükten sonra King’s College, Cambridge’e kabul edildi ve burada önce klasik filoloji, daha sonra tarih eğitimi gördü. Kolejiyle hayat boyu bağını koparmayan Forster, olgunluk döneminde fahri öğretim üyeliği alacak ve dersler verecekti. Okul günlerinde Leonard Woolf, Lytton Strachey ve John Maynard Keynes gibi Bloomsbury Grubu üyeleriyle arkadaşlık kurdu; yazarlık kariyeri boyunca da bu grubun uzak çevresinde yer almayı sürdürdü. Altı romanından dördü Birinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesinden önce yayımlanmıştır: Meleklerin Uğramadığı Yer (1905), The Longest Journey (En Uzun Yolculuk, 1907), Manzaralı Bir Oda (1908) ve Howards End (1910). Savaş yıllarında İskenderiye’de Kızıl Haç yararına görev yapan Forster, savaş sonrasında daha önce de ziyaret ettiği Hindistan’a giderek Dewas Mihracesi’nin yanında özel kalemlik yaptı. On yıl arayla yaptığı iki Hindistan seyahati sonrasında Hindistan’a Bir Geçit romanını bitirmiş ve 1924 yılında yayımlamıştır. Edebiyat çevrelerinin ve halkın övgülerle karşıladığı roman aynı zamanda Femina-Vie Heureuse ve James Tait Black Memorial Ödülü’nü de kazanmıştır. Bu başarılarına rağmen Forster’ın yazarlık ve üretkenlik konusunda ciddi şüpheleri devam etmiş ve hayat boyu yakasını bırakmamıştır. Kişisel hayatını gizli tutan ve günlüğüne “Böyle davranmaya devam edersem iyiden iyiye tuhaflaşacak ve sevimsizleşeceğim,” diye yazan Forster’ın savaştan önce kaleme aldığı homoseksüel öğeler taşıyan romanı Maurice de yazarın ölümünden sonrasına değin yayımlanmamıştır. Buna rağmen Forster üretken bir edebiyat eleştirmeniydi; çeşitli süreli yayınlara incelemeler ve denemeler yazmış, Cambridge’de edebiyat üzerine verdiği bir dizi dersi Roman Sanatı (1927) adıyla kitaplaştırmıştır. Aldığı fahri doktoradan sonra hayatının geri kalanını Cambridge’de geçirdi. Forster’ın diğer eserleri arasında Cennet Dolmuşu (1911) ve The Eternal Moment (Ebedi An, 1928) adlı iki öykü derlemesi, iki deneme kitabı, iki biyografi, İskenderiye üzerine yazdığı iki kitap bulunur. 1949 yılında kendisine layık görülen şövalyelik unvanını reddetse de, 1969 yılında liyakat nişanını aldı. 1970 yılında 91 yaşında hayatını kaybetti. Külleri bir gül bahçesine döküldü. Eserlerinde Victoria devrinin sınıfçı ve ahlâkçı tutumunu ve sömürgeciliği eleştiren Forster, özel hayatında olduğu gibi edebiyatında da çelişkileri ve belirsizlikleri benimsemiştir. Zadie Smith onun hakkında şunları söyler: “Austen okurlarından hoşgörü ister. Forster’ın istediği ise daha yapışkan, daha yüz kızartıcı bir şeydir: sevgi.”