Çocukluk, İlkgençlik, Gençlik
Çeviri
Mazlum Beyhan

ISBN
9789750516344

1. baskı - Kasım 2014
459 sayfa
27,50 TL




Çocukluk, İlkgençlik, Gençlik

Lev Nikolayeviç Tolstoy

Tolstoy Çocukluk, İlkgençlik, Gençlik’te kendi hayatından hareketle, varlıklı bir ailenin oğlu olan Nikolenka’nın iç dünyasını keşfe çıkıyor.

Tolstoy’un yirmili yaşlarında yazdığı Çocukluk, İlkgençlik, Gençlik yazarın yayımlanan ilk eseri ve en otobiyografik kitabıdır 

Tolstoy Çocukluk, İlkgençlik, Gençlik’te kendi hayatından hareketle, varlıklı bir ailenin oğlu olan Nikolenka’nın iç dünyasını keşfe çıkıyor. Küçük yaştan itibaren büyüyüp gelişmesine tanık olduğumuz kahramanın özel öğretmeniyle, sevgili annesiyle, soğuk ve mesafeli babasıyla, kardeşleriyle ilişkisini okurken, geri planda kişiliğinin nasıl şekillenip ortaya çıktığını görüyoruz. Arkadaşlarıyla geçirdiği zamanlardan, hayallerinden, imkân ve engellerinden söz ederken, Nikolenka gerçekte dünyayı anlama çabasını paylaşıyor. Genç bir yazarın ilk romanı olmasına rağmen karakter çizimlerindeki titizlik ve detay zenginliği, anlatımdaki duygu yoğunluğu Çocukluk, İlkgençlik,Gençlik’e sıra dışı bir başarı kazandırmıştır.


“Bir duygunun kendine has niteliğini ve tadını dile getirmede,bugüne kadar Tolstoy’u geçebilen hiçbir yazar olmamıştır.”
ISAIAH BERLIN

Kitaptan bir bölüm okumak için tıklayın.
Kitabın Adı
Çocukluk, İlkgençlik, Gençlik
ISBN
9789750516344
Fiyat
27,50 TL
Kapak
Aleksey Korzukhin, “Ayrılık Günü”, 1872
Yayın No
İletişim - 1152
Dizi No
İletişim Klasikleri - 27
Alan
Klasik Dünya Edebiyatı
Sayfa Sayısı
459 sayfa
En
130 mm
Boy
195 mm
Ağırlık
377 gr
Baskı
1. baskı - Kasım 2014
Yazar
Lev Nikolayeviç Tolstoy
Çeviren
Mazlum Beyhan
Önsöz
Edward Wasiolek
Önsözü Çeviren
Emrah Serdan
Sonsöz
Vasilli Shchukin
Sonsözü Çeviren
Emrah Serdan
Dizi Yayın Yönetmeni
Murat Belge
Yayına Hazırlayan
Emrah Serdan, Güneş Akkor, Bahar Siber
Kapak
Suat Aysu
Uygulama
Hüsnü Abbas
Düzelti
Aslıhan Hatunoğlu
Baskı ve Cilt
Sena Ofset

Lev Nikolayeviç Tolstoy

9 Eylül 1828’de Moskova yakınlarında bulunan Tula’daki Yasnaya Polyana Malikanesi’nde zengin bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. İki yaşında annesini, dokuz yaşında babasını kaybetti ve akrabaları tarafından yetiştirildi. 1844’te Kazan Üniversitesi’ne girdi fakat resmî eğitime duyduğu tepkiyle 1847’de Yasnaya Polyana’ya geri dönerek kendi kendisini yetiştirmeye karar verdi. 1852’de orduya katıldı ve burada boş zamanlarında yazmaya başladı. 1857’ye kadar Çocukluk, İlkgençlik ve Gençlik adlarında üç ciltlik otobiyografik romanını tamamladı. 1854’te Kırım Savaşı’na katılan Tolstoy, buradaki tecrübelerinden yola çıkarak Sivastopol’u kaleme aldı. 1857’de Fransa, İtalya ve İsviçre’yi kapsayan ilk Avrupa seyahatine çıktı ve eğitim kurumlarıyla ilgili bilgi topladı. Rusya’ya dönüşünde köylü çocuklar için bir okul açtı. 1859’da Aile Mutluluğu adlı romanını yazdı. 1860’ta tekrar Avrupa gezisine çıktı ve Almanya, Fransa, İngiltere ve İtalya’da eğitim kurumlarıyla ilgili araştırmasını derinleştirdi. Bu dönemde kendine ait ahlâk felsefesi de biçimlenmeye başlamıştı. 1862’de Sofya Andreyevna Behrs’le evlendi. 1863’te yazmaya başladığı ve başyapıtı olarak kabul edilen Savaş ve Barış’ı 1869’da tamamladı. Romanın başarısından cesaretle, 1873 ila 1877 arasında ikinci büyük romanı Anna Karenina’yı yazdı. 1880’den itibaren devlete ve kiliseye ağır eleştiriler yönelteceği kitaplar yazmaya başladı ve Tolstoyculuk düşüncesinin yapıtaşlarını oluşturdu. 1886’da İvan İlyiç’in Ölümü’nü, 1889’da Kroyçer Sonat’ı yayımladı. 1895’te Efendi ile Uşağı’nı yazdı. Aynı yıl Kilise’ye ağır eleştiriler yönelttiği son büyük romanı Diriliş’i yazmaya başladı; 1899’da yayımlanan roman, Rus Ortodoks Kilisesi’nden aforoz edilmesine sebep oldu. Son romanı Hacı Murat’ı 1896’da yazmaya başladı; 1904’te tamamlayacağı eser, ancak ölümünden sonra yayımlanacaktı. Tolstoy 1900’den sonra zamanının çoğunu din, toplum, ahlâk, sanat konularındaki görüşlerini anlatan yazılar yazmaya ayırdı. Bu dönemde, yazar kimliğinin yanı sıra ruhani ve ahlâki bir lider olarak da ün saldı. Hayatı ile fikirleri arasında tutarlılık sağlamak amacıyla, giderek daha sade bir yaşam sürmeye başladı. Önce içkiyi ve tütünü bırakıp köylüler gibi giyinmeye başladı, ardından ölümünden sonra mal varlığını köylülere bırakmaya karar verdi. Mülkiyet konusundaki radikal fikirleri nedeniyle ailesiyle, özellikle de karısıyla arası açıldı. Bu anlaşmazlık, son yıllarını gitgide artan bir psikolojik sıkıntı içinde geçirmesine sebep oldu. 1910 sonbaharında içinde bulunduğu şartlara daha fazla dayanamayarak küçük kızını ve doktorunu yanına alıp evi terk etti ve bir süre sonra, 20 Kasım’da Astapovo’da zatürreeden öldü. Cenazesi iki gün sonra, binlerce kişinin katıldığı bir törenle Yasnaya Polyana’da defnedildi.