Ýkinci Dünya Savaþý’nýn arifesinde Virginia Woolf, savaþý önlemek için yardým toplayan bir cemiyetten mektup alýr. Nazik bir beyefendi, Woolf’a savaþýn nasýl önlenebileceðiyle ilgili pratik önerilerde bulunur, Woolf’u kendisini barýþý korumaya adamýþ bir topluluða üye olmaya ve baðýþ yapmaya davet eder. Bu nazik ve aslýnda çok da düþünmeden kabul edilebilecek iyi niyetli davete, Woolf cevap olarak üç makale yazar ve savaþý önlemek adýna basit bir baðýþla aslýnda neler yapýlabileceðini anlatýr. Üç Gine’de bir araya gelen bu makalelerde, Woolf kadýnlarýn tarihsel dýþlanýþýnýn, onlara faþizme ve savaþ çýðýrtkanlýðýna karþý çýkacak politik ve kültürel bir kimlik inþa etme þansý verdiðini söyler.
Woolf’un temel amacý sadece cinsiyetler ya da ýrklar arasýnda özgürlüðü ve eþitliði saðlamak deðil, bir insanlýk medeniyeti kurmak. Bildiklerimizin hepsinden daha iyi, daha emin, daha saðlam bir insanlýk medeniyeti... Eðer insan ruhunun ve aklýnýn bu dünyada korkusuzca var olmasýný istiyorsak, bu geniþ hedefe doðru ilerlememiz gerektiðini öðütlüyor bize. Virginia Woolf’un en tutkulu ilgi alanýndaki en keskin görüþlerinin muhteþem bir özeti niteliðindeki bu çalýþma, ayný zamanda bir tartýþma edebiyatý klasiði.
Kitaptan bir parça okumak için týkayýn.