Kara Kitap
Galip, çocukluk aşkı, arkadaşı, amcasının kızı, sevgilisi ve kayıp karısı Rüya’yı karlı bir kış günü İstanbul’da aramaya başlar. Okuyucu, bir esrarlı alemin işaretleriyle dolu İstanbul’da Galip’in araştırmalarını ve karşılaştığı kişileri izlerken, bir yandan da bu araştırmaları değişik işaretler ve tuhaf hikayelerle tamamlayan köşe yazarı Celal’in satırlarıyla karşılaşır. Bu araştırma Galip’i hem Rüya’ya hem de hayatımızın içine gömüldüğü kayıp esrara doğru çekecektir. |
|
|

Ne denebilir ki bu muhteşem kitap hakkında? Böyle bir kitabın yazılabildiğine onu okurken bile inanmakta zorlandım. Türk edebiyatına olduğu kadar dünya edebiyatına çok şey kazandırmış olağanüstü yazarımızın esrarın kalbine gönderdiği kahramanı Galip'in peşinden tasavvufi bir arayışa çıkmak ve orada kendimizi yeniden bulmak... Bir okuyucu daha ne ister?
Mustafa Rıdvan Daşlık |
|
Hayatta hiç bir şeyin tesadüf olmadığını, görebildiğimiz duyabildiğimiz her şeyin bize bir mesajı olduğunu anlatan, hissettiren kitap.
Serkan Ünal |
|
Bu ülkede, hala, aklı başında insanların olduğu bize hatırlatan Kara Kitap'ı, umudunu kaybetmeyen herkese şiddetle tavsiye ediyorum...
özgür bulut |
|
İçerdiği sonsuzluk imgesiyle kendini sonsuza taşıyan, İstanbul'un tarihindeki gizemi insanın içindeki gizemle bütünleştirmesi ve kahramanın içselleşmesiyle tamamen kendi olmuş bir kitap. Orhan Pamuk'un nöbeli hakketmediğini söyleyenleri utandıracak bir eser. Orhan Pamuk'u tebrik ediyorum.
Buket Yücel Altan |
|
biz ne tuhaf okurlarız,burası ne tuhaf ülke,ne güzel yazmışsın üstad,birikimin ne kadar önemli olduğunu ,bir kitabın nasıl tahlil edilmesi gerektiği konularında yetkinliğini en etkili şekilde göstermiş bir kitap tanıdım.ben bu kitabı hiç duraksamadan fakat yavaş yavaş okudum....
ONUR AKOVALI |
|
"Kendi sesimi asıl bulduğum roman, 1985'te yazmaya başladığım Kara Kitap'tır."
"Hem uzun uzun tasarlayarak, hem de tam ne yaptığımı bilmeden, el yordamıyla, kör gibi ilerleye ilerleye yazdım bu kitabı. Hala da nasıl yazmış olduğuma şaşarım."
"Ben kitaplarımı, böyle bir kitap yazılsa da okusam duygusuyla yazıyorum."
Semih Süren |
|
Bütün hayatınızı koyacağınız bu tür kitaplar, sonunda o kitaba bağlanmış hayatınız gibi, yavaş yavaş sizi istedikleri yere götürürler. Bu yeni yer, bu tuhaf ülke, elbette geçmişimiz, hatıralarımız ve hayallerimizden yapılmıştır, ve Kara Kitap’ı yazdığım günlerde, gece yarıları, sabahlara kadar durmadan sigara içerek yazdığım saatlerde hissettiğim gibi korkular, belirsizlikler, yenilgi ve yalnızlık işaretleriyle kaynaşır. Oraya ilk siz varmışsınızdır; ilk makul teselliniz de bu olur. Gene de inatçılığınız ve çaresizliğiniz kurtarmıştır sizi, akılcı sanatçı kişiliğiniz değil. Yetenek denen şeyden daha çok güvendiğim inatçılık ve sabrıma rağmen bazen kitabın hiçbir yere gitmediğini, yazdığım bütün o sayfaların ne beni, ne okuyucuyu kitabın kendi karmaşıklığından başka hiçbir yere götürmediğini korkuyla hisseder, derin bir maneviyat bozukluğuna kapılırdım. Yazdıkça Kara Kitap bana derin bir kişisel amaç ve anlam arayışıyla, yüzeysel bir amaçsızlık, büyük bir şey yazma isteğiyle muğlaklık ve belirsizlik arasında gidip geliyormuşum gibi gözükürdü. Yalnızlık zamanlarımda beni en çok bu gerilimin kötü sonuçları, hayatımın beş yılını değersiz bir kitaba vermek, sonunda başarısızlığa uğramak korkuturdu. Şimdi bu tür korkuların benim gibi ancak huzursuzluk ve gerilimle kıvranarak yazabilenler için ilaç olduğunu düşünüyorum.
Semih Süren |
|
Kara Kitap Türkçe yazılmış en değerli kitaptır. Beş kez elimden attıktan sonra hastalıklı bir şekilde aşık oldum ona. Onu okumanın ve yazmanın derin lezzetini hissedebilmek için harf harf (Yeni Hayat'taki yan karakter gibi) deftere geçiriyorum. Orhan Bey'in yerinde olsam Kara Kitap' ezberlemeden ölmezdim.
Semih Süren |
|
|
|