#modernleşme etiketindeki kitaplar

Bir Zamanlar Kırklareli'de Yahudiler Yaşardı...
Bir Zamanlar Kırklareli'de Yahudiler Yaşardı...
Kırklarelili Adato Ailesi'nin Öyküsü

Erol Haker
Erol Haker bu araştırmasıyla hem bir ailenin hayatını hem de artık çok uzak bir geçmişte kalan bir yaşam tarzını gözlerimizin önüne seriyor. Yazar, aile mensuplarıyla yapılan mülakatlar üzerinden, beş kuşak boyunca Kırklareli’de yaşamış olan Adato ailesinin öyküsünü anlatıyor.
İki Buçuk Yaprak Çay
Doğu Karadeniz'de Devlet, Piyasa, Kimlik
İki Buçuk Yaprak Çay

Ildiko Beller - Hann, Chris Hann
Doğu Karadeniz ve Lazlar -belli kalıp tiplemeler ve medya eğlencesi dışında- kendi başına bir “konu” değildir pek. İki Buçuk Yaprak Çay, bu bölgeyi ve insanları, ayrı bir “dünya” olarak ele alıyor. Kapsamlı bir saha araştırmasına dayanan kitap, öncelikle Doğu Karadeniz’in son yüz yıllık tarihinde çayın oynadığı olağanüstü büyük rolü ortaya koyuyor.
"Diyarbekir Diyarım, Yitirmişem Yanarım"
"Diyarbekir Diyarım, Yitirmişem Yanarım"
Şeyhmus Diken
Diyarbakır, tarihi üç bin yıla dayanan bir kadim şehir. Defalarca işgal edilmiş, yıkılmış, tekrar kurulmuş... Son yüzyılda ise Diyarbakır, büyük siyasi olayların ve hükümet politikalarının yanısıra, modernliğin ve kapitalizmin bu coğrafyadaki ilerleyişiyle de altüst olmuş.
Ev (1946-1954)
Ev (1946-1954)
Gün Zileli
“Filistinli Ebu Suut el Haravi, ‘evinden kaçmaya zorlandığın için utanma’ diyor. Türkçede tam öyle değil ama birçok dilde ‘ev’, yaşanan yurdu da temsil ediyor. Gittikçe azalan aile fertlerinin birlikte yaşadığı aile ocağını terk edeli yaklaşık otuz beş yıl oluyor. Neredeyse on beş yıl geçecek, ‘yurt’ anlamındaki ‘ev’den kaçmak zorunda kalışımın üzerinden.
"İnsaniyetleri Benzer..."
Hatay'da Çoketnili Ortak Yaşam Kültürü
"İnsaniyetleri Benzer..."

Fulya Doğruel
Türkiye, etno-kültürel bileşimi bakımından bir “mozaik” ise eğer, onun en nadide parçalarından birinin Hatay olduğuna kuşku yok. Biraz romantizmle, Hataylılık kültüründen, kimliğinden söz edebiliriz. Farklı dinlerden ve etnik kökenlerden insanlar, Hatay’da birarada yaşıyorlar. Kimi gerilimlerle, ayrışmalarla...
Bukalemun Erkek
Bukalemun Erkek
Ayşe Saraçgil
Ataerkillik, gerek bilimsel dilde gerekse günlük dilde ‘uluorta’ kullanıldığı için anlam kaybına uğramış bir kavram. Kimi zaman fazla geniş kullanılıyor, kimi zaman fazla dar. Kimi zaman -“maçoluk” eşliğinde- küçümseyici, aşağılayıcı bir ifade olarak kullanılıyor, kimi zaman da ‘teknik’ bir terim olarak uzmanlık jargonuna sıkışıyor.
Orada Bir Köy Var Uzakta
Orada Bir Köy Var Uzakta
Erken Cumhuriyet Döneminde Köycü Söylem

M. Asım Karaömerlioğlu
Köy ve köylü romantizmi, Türkiye'de Cumhuriyet'in inşâ döneminin muteber temalarından biriydi. Asım Karaömerlioğlu, bu romantizmin arkasını kurcalıyor. Cumhuriyet elitinin, bir yandan sanayileşmenin ve kentleşmenin sonuçlarından duyduğu endişe sebebiyle köylüyü köyde tutmaya dönük yollar ararken; bir yandan da köylülerin özerk bir inisiyatif geliştirmesine mahal vermek istemediğini gösteriyor. Yazara yol gösteren kritik soru şu :"Uzun 20. yüzyılda", neden Türkiye'de köylülük özellikle uzun sürdü?
Cumhuriyetin Büluğ Çağı
Cumhuriyetin Büluğ Çağı
Levent Cantek
Türkiye’nin çokpartili hayata adım attığı 1945-1950 döneminde “açılıp saçılan”, sadece politika değildi. Cumhuriyetin kuruluş sürecinin, Tek Parti döneminin ve İkinci Dünya Savaşı’nın endişeli günlerinin biriktirdiği basınç azaldı, gündelik hayatta, toplumsal ilişkilerde bir canlanma yaşandı. Dünya biraz daha yakına geldi, “mevzular” çeşitlendi, popüler kültür olanca cazibesiyle serpilmeye başladı.
Henek
Henek
Berat Beran
Henek, sadece bir anı kitabı değil. Roman tadında mizahi bir anlatı ve neşeli bir Diyarbakır güzellemesi. Berat Beran bize kendisini, ailesini ve yakın çevresini anlatırken öyle esprili bir dil kullanıyor ki, külfetli şehir yaşamının, yoksulluğun, ataerkilliğin, merkezin dışına itilmişliğin, umarsızlığın acılaştırdığı hayatı iyimserlikle resmediyor.
Ziya Gökalp, Kemalizm ve Türkiye`de Korporatizm
Ziya Gökalp, Kemalizm ve Türkiye`de Korporatizm
Taha Parla
Ziya Gökalp yirminci yüzyılda Türkiye'nin yetiştirdiği en önemli sistematik düşünürdür. Çok sayıda etnik oluşumu içinde barındıran Osmanlı İmparatoruğu'ndan bir ulus-devlet olan Türkiye Cumhuriyeti'ne geçiş sürecine egemen olmuş derin bir bunalım ve değişim döneminde yaşamış ve yazmıştır.
Kızıltoprak Hatıraları
Kızıltoprak Hatıraları
Nezih Neyzi
Eski İstanbul’un köklü bir ailesinin, Kızıltoprak’taki köşklerinde odaklaşan hikayesi, “eski hayat”ın Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyeti’ne geçişteki değişim hikayesinin zengin ayrıntılarla dolu bir izdüşümü.
Ali Suavi ve Dönemi
Ali Suavi ve Dönemi
Hüseyin Çelik
Ali Suavî yakın tarihimizde adından en çok sözedilen şahsiyetlerden biri. 13 yıllık yazı hayatının 10 yılını Avrupa’da geçiren Suavî’nin bu dönemine ilişkin dokümanlara dayanan ilk çalışmayı gerçekleştiren Hüseyin Çelik, bizzat Ali Suavî’ye kulak vermekten çok Türkiye ve Batı arşivlerindeki belgeleri konuşturmaya önem verdiğini belirtiyor.
Şinasi
Şinasi
Ziyad Ebuzziya
Şiirde halka yönelmeyi hedeflemiş; hak, hukuk, adalet, medeniyet gibi kavramları şiirle buluşturmayı denemiş, ülkesinde bağımsız gazeteciliğin öncüsü olmuş, ilk yerli tiyatro oyununa imza atmış gerçek bir yenilikçi üzerine, İbrahim Şinasi üzerine kapsamlı bir inceleme.
Şâir Nigâr Hanım
Şâir Nigâr Hanım
Nazan Bekiroğlu
Şâir Nigâr binti Osman. Yani, Osman kızı Nigâr. Tanzimat sonrası edebiyatımızın “ilk kadın şâiri” unvanına sahip Nigâr Hanım’ın çoğu zaman hüzünle gölgelenen parıltılı hayatı, eserleri ve edebi kişiliği... Yedi dil bilen şâir Nigâr Hanım, eğitimi ve engin kültürü, öncülerinden biri olduğu “Batılı Türk kadını” imajı ile Avrupa’da da bir hayli ünlüydü.
İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı
İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı
İlber Ortaylı
Osmanlı modernleşmesi otokratik bir modernleşmedir. İç ve dış gelişmeler, hayatın son kırk yılında imparatorluğu, bu otokratik modernleşmeden anayasal bir monarşiye kadar sürükledi. İmparatorluk genç cumhuriyete parlamentarizm, siyasal parti, basın gibi siyasal kuramları miras olarak bıraktı. Cumhuriyet ilk anda eğitim sistemini, üniversiteyi, yönetim örgütünü, mali sistemini imparatorluktan miras aldı.
Türk Dininin Sosyolojik İmkanı
Türk Dininin Sosyolojik İmkanı
İslam Protestanlığı ve Alevilik

Yasin Aktay
Türkiye’de dine nizam verme, dini bir siyasal projeye bağlı olarak biçimlendirme çabaları, her zaman bir “hassas konu” idi. Yasin Aktay’ın kitabı, İslâm’la ilgili yığınla tartışma ve yayın arasında ihmale uğrayan bu hassas konuya giriyor: Türkiye’de devletin ya da resmî ideolojinin “din projesi”nin mahiyetini tartışıyor. Türkiye’de devlet geleneğininin yöneldiği modernleşme güzergâhında izlediği din siyasetini "Protestanlık"la tanımlıyor.
Mimarlık Sevgilim
Mimarlık Sevgilim
Şevki Vanlı
Cumhuriyet´in ilk yılları... Orta Anadolu, savaş sonrasında İstanbul, yatılı oluk günleri, sonrası İtalya´da mimarlık eğitimi... Ve yüzyılın karmaşık ikinci yarısında Ankara... Farklı ortamlarda çelişkili olaylar yaşadı ve anlatmak istedi. Mimarlıkta projeci eylemini seçti, aynı konuda yazdı.
Gerçeğin Ardından
Gerçeğin Ardından
Bir Antropoloğun Gözünden İki İslam Ülkesinin Son Kırk Yılı

Clifford Geertz
Clifford Geertz, İslâmiyet üzerine yaptığı incelemeler vesilesiyle Anglo-Sakson akademi dünyasında çok tanınmış bir isim. Antropolojinin üstadlarından sayılıyor. Gerçeğin Ardından, Geertz’in, İslâmiyet’in çeşitli yerelliklerde nasıl yaşandığını, tecrübe edildiğini, dönüştüğünü ele aldığı pek çok mukayeseli çalışmasından farklı bir eser. Bir bakıma, bütün bu çalışmalardan süzülen bir muhasebe.
Modern Türkiye'de Siyasi Düşünce Cilt 7/ Liberalizm (Ciltli)
Modern Türkiye'de Siyasi Düşünce Cilt 7/ Liberalizm (Ciltli)
İletişim Yayınları'nın sosyal bilimler alanında büyük ilgi gören ansiklopedik-kitap dizisi Modern Türkiye'de Siyasî Düşünce'nin yedinci kitabı olan Liberalizm, okurlarımızın ilgisine sunuldu. Editörlüğünü Murat Yılmaz'ın yaptığı bu ciltte 50'nin üzerinde yazı var ve 40'ın üzerinde yazar katkıda bulunuyor.
İzler
İzler
Ernst Bloch
Modern düşünürler arasında Ernst Bloch’u müstesna kılan özelliklerden biri, sosyal teorinin dalları arasındaki sınırları aşmakla kalmayıp, sosyal teoriyle edebiyat arasındaki sınırları da silmesi... Dahası, eski hikmet diline yaklaşması... İlk eserlerinden biri olan İzler, Bloch’un bu özelliğinin en belirginleştiği kitaplarından biridir.
Antep
"Ta Ezelden Taşkındır..."
Antep

Mehmet Nuri Gültekin (Der.)
Büyük yazar Orhan Kemal, “Antep” denince aklına her şeyden önce kırmızı ve yeşilin geldiğini yazmış: “Toprağı kıpkırmızı, üstündeki bitki yemyeşil…” Onunla beraber tabii fıstık gelirmiş aklına… siyah üzüm… cartlak kebabı, sarımsak kebabı… rakı, şarap… Ve tabii “Gazi” adını getiren “kahramanlık”… Çağrışımları, imgeleri, mitleri bol, renkli bir yer Antep. Mehmet Nuri Gültekin’in hazırladığı elinizdeki derleme, Antep’in çok renkli, çok cepheli kimliğinin hakkını veriyor.
Mülkten Ülkeye
Mülkten Ülkeye
Türkiye’de Taşra İdaresinin Dönüşümü (1839-1929)

Cenk Reyhan, Nizam Önen
Türkiye’nin devlet yapısında merkeziyetçilik meselesi uzun süredir tartışma gündeminde. Bu merkeziyetçi yönetim yapısı nasıl biçimlendi? Bu bir “gelenek” midir? Yukarıdan aşağı bir modernizm hamlesinin “yapay” bir sonucu mudur? Cenk Reyhan ve Nizam Önen, 1839’dan 1929’a uzanan kritik geçiş döneminde Türkiye’de taşra idaresinin dönüşümünü ele alan çalışmalarında, bu soruların yüzeysel ve kolaycı olmayan cevaplarını arıyorlar.
Osmanlı Demokrat Fırkası (Fırka-i İbad)
II. Meşrutiyet Döneminin Demokratları
Osmanlı Demokrat Fırkası (Fırka-i İbad)

Gökhan Kaya
Kahvehaneden akademiye hemen her yerde, Türkiye’de demokrasi fikrinin ve kültürünün zayıflığından, köksüzlüğünden çok yakınılır. Bu köksüzlüğün kökü de, ülkenin belli başlı siyasal akımlarının ortaya çıktığı II. Meşrutiyet döneminde aranır. Gökhan Kaya, tam da o dönemde demokrasiyi şiar edinmiş bir partiye dikkatimizi çekiyor: Fırka-i İbad, Osmanlı Demokrat Fırkası.
Çin İşi Japon İşi
Çin İşi Japon İşi
Cinsiyet ve Cinsellik Üzerine Antropolojik Değiniler

Tayfun Atay
“‘Erkeklik’ en çok erkeği ezer.” Tayfun Atay’ın kitabındaki ilk yazısının başlığı, erkeklik meselesinin özünü söylüyor aslında! “Maçoluğun dayanılmaz ağırlığı” altında erkek erkeğin kurdu oluyor. Erkeklik rolünün dayatmalarının yol açtığı kasılmalar, erkekleri ebedi ergenlere dönüştürüyor.