Spor

Bursaspor
Beşinci Şampiyon
Bursaspor

Memet Zencirkıran
Türk futbolu esasta üç başrol oyuncusunun kendi arasındaki rekabetin, birtakım figüranlarla zenginleştirilerek sunulduğu bir filmdir. Seksenli yıllarda Trabzonspor bu senaryoya isyan etti ve üç İstanbul kulübü dışında şampiyon olan ilk takım oldu. Bununla da kalmadı, şampiyonluk kupasını altı kez Trabzon’a götürerek “dördüncü büyük” unvanını aldı. Dolayısıyla seksenlerden beri Türk futbolunda bir “dört büyükler” karakteri mevcut. Yaklaşık 25 senedir süren bu yeni düzene baş kaldıran ilk takım Bursaspor.
Adamın Abdalı Kaleci Olur
Adamın Abdalı Kaleci Olur
Fatih Uraz
İngiliz futbol kültüründe kalecilerin (bir de sol açıkların!) hafif deli olduğuna inanılır. “Adamın aptalı kaleci olur,” diye bir söz de var. Öyle ya, kim gönüllü yapar bu mesleği? Bir anlık bahtsızlığın ya da tümüyle çaresiz bir golün, sayısız mükemmel kurtarışla kazanılmış alkışları anında unutturuvermesini kim sineye çeker?
Mağlubu Anlatmak
Mağlubu Anlatmak
Seçme Yazılar 3

İslam Çupi, Yavuz Yıldırım (Der.), Barış Karacasu (Der.)
İslam Çupi’nin 1957’den 1981’de başlayan Milliyet dönemine dek yazdığı yazılardan leziz bir güldeste... Her biri drama tadındaki maç hikâyeleri, dönemin spor yıldızlarının ve parlayan takımlarının portreleri, dünya futboluna dair gözlemler... Futbol ve spor ortamı hakkında taşlamalar... Ve tabii eski İstanbul sahneleri.
Adana Futbolu
Sıcağıyla, Acısıyla
Adana Futbolu

Mustafa Uçar (Der.), Yavuz Yıldırım (Der.)
Adana takımları futbolun en üst katından uzun yıllardır uzaklar. İzmirlilerin yokluğu kadar çarpıcı bir eksik bu. Adana Demirspor, üç büyük şehir dışındaki en köklü kulüplerden biri, tam teşekküllü bir spor yurdu ve gerçekten bir “camia”.
"Bizim İçin Oyna"
"Bizim İçin Oyna"
Türkiye’de Futbol Ve Siyaset

Mehmet Ali Gökaçtı
Her vesileyle “siyaset bulaştırmayalım” antları verilse de, futbol politikanın kayıtsız kalamadığı bir toplumsal olgu. Kitlelerin sempatisini avlamanın, onlara  “mesaj vermenin” en popüler mecralarından biri… Türkiye’de de futbol ortamı hep politik gelişmelerle iç içe biçimlendi. Genel olarak doğrudan devletin güdümü ve genel politik iklimin belirleyeciliği atında...
Piknikte Dömivole
Piknikte Dömivole
Erdinç Sivritepe’ye Armağan

Barış Karacasu (Der.), Şener Yelkenci (Der.)
“Manyaklar, kafayı takmışlar hatta sıyırmışlar...” diye tanımlıyor elinizdeki derlemenin editörleri, kitaba katkıda bulunan yazarları. (Daha doğrusu, gazaplarından korkmasalar öyle tanımlayacaklarını söylüyorlar.) Futbolla düşüp kalkan ama bunu ortalama futbolseverden hayli farklı biçimde yapan, takıntılı insanlar.
Çünkü Biz Ankaragüçlüyüz!..
Çünkü Biz Ankaragüçlüyüz!..
Anılar • Denemeler • Söyleşiler

Ziya Adnan
“...kimileri vardır, stada fazla uzak olmayan bir erketede toplanırlar maç günleri, zaferleri ve hüzünleri tribünlerde hep beraber paylaşırlar... Tribün çocuklarıdır onlar ve bu kitap onlar için yazılmıştır. Kendi şehirlerinin değerlerine sahip çıkanlar için yazılmıştır, hiç bitmeyen umutların sahipleri için yazılmıştır... Ve geçmişe özlem duyanlar için yazılmıştır...”
Tribün Cemaatinin Öfkesi
Tribün Cemaatinin Öfkesi
Ticarileşen Türkiye Futbolunda Şiddet

Artun Ünsal
Artun Ünsal, Türkiye futbolundaki şiddeti, çok geniş bir bakış açısından ele alıyor. Her şeyden önce, bu oyunun ve onun toplumsal ortamının bünyesinde barındırdığı şiddet potansiyelini gözardı etmeden... ve konuyu polisiye bakış açısına sıkıştırmadan. Sorunun ciddiyetini bilerek, ama “ihtiyatlı iyimserliği” yitirmeden.
"Olaylar, Sağbekin Lahana Dolmasını Yemesiyle Başladı"
"Olaylar, Sağbekin Lahana Dolmasını Yemesiyle Başladı"
Seçme Yazılar 2

İslam Çupi, Barış Karacasu (Der.), Kıvanç Koçak (Der.)
İslam Çupi, Milliyet’te yazmaya başladığı 1981 Eylül’ündeki ilk yazısında, “23 yıl sonra çok mu geç?” başlığı altında şunları yazmıştı: “23 yıl önce geldiğim sokağa 23 yıl sonra tekrar düşmüşüm. Kafasını asfalta dökmüş, moralini sıfır kilometreye getirmiş, üzerimdeki tek pantolon ve gömleği taşınmaz ağırlık kılmış bir adamcık olarak..
Futbol ! Bir Aşk...
Futbol ! Bir Aşk...
Halit Kıvanç
Konu Türkiye’de futbolun tarihi ve kültürü ise; onun adı akla gelebilecek ilk adres olmalı. Halit Kıvanç, bir futbol aşığı... Tam 60 yıldır futbol yazıyor, 50 yıldır anlatıyor ve 40 yıldır ekranlarda seyircisiyle buluşuyor... Dünya Kupası’nın öyküsünü onun sesinden dinlemeyen kuşak yok. Türkiye futbol tarihini onun gibi yazan da yok sanki! Belki onun kadar seyreden, onun kadar seven, onun kadar önemseyen de... Futbolu seviyorsanız, bu kitabı seveceksiniz. Sevmiyorsanız da seveceksiniz. Kimse böyle bir "tarihe" kayıtsız kalamaz çünkü!
Hatice'ye Mektuplar
Hatice'ye Mektuplar
Yiğiter Uluğ
Futbol âlemimizin üzerindeki gri bulut: “Büyüklük” hırsının insanı bezdiren abartıları… “Öff-sane” haline gelmiş “efsaneler”... Hakiki sevgiden uzak “taraftarlar”... “Hatice’ye değil neticeye bak” ideolojisi ve bayraktarları, kısacası.
Tae Han Min Guk
Tae Han Min Guk
2002 Dünya Kupası Mektupları

Mehmet Demirkol
Mehmet Demirkol, 30 Mayıs günü akşam saatlerinde Atatürk Havalimanı’ndan Tokyo aktarmalı olarak Seul’e gider. Hayatında ilk kez bir uçak yolculuğunda uyur. Çünkü huzurludur, yirmi küsur yıldır hayalini gördüğü Dünya Kupası’na gitmektedir. Ve ertesi gün Dünya Kupası’nın heyecanıyla kucaklaşır. Neredeyse her gün bir şehre yolculuk eder, bir maç seyreder.
Futbolun Ölümü
Futbolun Ölümü
Seçme Yazılar 1

İslam Çupi, Barış Karacasu (Der.), Kıvanç Koçak (Der.)
İslam Çupi’nin Milliyet gazetesinde “Pazar’ın Ertesi” sütununda yazdığı, meslek hayatının son on yılının, deyim yerindeyse olgunluk döneminin yazıları yer alıyor bu kitapta. Karamsar yazılar bunlar. Çupi, futbolun bir “çim savaşına” dönmesinden duyduğu rahatsızlığı, kendine özgü güçlü tasvirlerle anlatıyor. Yeni dönem topçularının, becerisi sınırlı aletlere dönüştüğünü düşünüyor.
Dünya Kupası
Dünya Kupası
Coupe du Monde, World Cup, Weltmeisterschaft, Dünya Kupası, dünyanın kupası... Futbol dünyasının en büyük seyir arenası, `seçme eserler` albümü... Tadı damakta, limitsiz, `her gün` ziyadesiyle futbol keyfi. Böyle bir şölene kim kayıtsız kalabilir ki? Elinizdeki kitap, karnavala kayıtsız kalamayanların Dünya Kupası hakkındaki görüşlerinin derlenmesinden oluştu.
Bu Maçı Alıcaz
Türkiye'de Futbol
Bu Maçı Alıcaz

Can Kozanoğlu
Transfer hikayelerinden sürgünle sonuçlanan mağlubiyetlere, çocukluk umutlarından emeklilik yıllarına, futbolcu kimdir, “hoca” kimdir? Bir insan niçin hakem olur? Sonra tribünler, taraftar kimliği, “alaturka holiganlar”... Talat Paşa’dan bugüne devlet-kulüp ilişkileri, iktidar-futbol ilişkileri; asker-sivil futbol darbeleri; “militarist futbol”dan “polis devleti” futboluna geçiş.
İşte Böyle Bir Şey
İşte Böyle Bir Şey
Hakan Dilek
Futbol dünyasının zalim bir pırıltısı var; şöhretleri tez eskiten, iyi zamanlarını geride bırakanları derhal terkeden... “Efsane” olarak kayda geçen birkaç talihlinin dışındakiler, vefasızlığın, unutuşun karanlığına gömülürler. Futbolun gitgide silinmekte olan romantizminin yazarı Hakan Dilek, bu kadere karşı koyan bir futbolsever... “
Taraftarın Senle
Taraftarın Senle
Murat Toklucu
Futbolun en “canlı” unsurlarından biri: Taraftar. Tezahüratlarda, “zor” kazanılan maçlarda, takımın en “sıkıntılı” günlerinde, yağmurda, çamurda, deplasmanda her zaman hazır ve nâzır… Şimdilerde “yenilenen” bir profile sahip olsa da hep tribünde en çılgın haliyle ya da gözyaşlarıyla resmedilen hep o Taraftar…
Kesin Ofsayt
Kesin Ofsayt
Televizyon futbolu ve futbol medyası

Ümit Kıvanç
Futbol yorumculuğu, nicedir, en gözde halk felsefesi tahtında oturuyor. Milyonlar televizyondaki “futbol geyiklerinin” esiri. Futbol medyasının klişelerle, dargörüşlülükle, basbayağı palavrayla yüklü budalalaştırıcı söyleminin, bu ülkedeki kollektif mantık ve muhakeme yetmezliğinin, “zihniyet bozukluklarımızın”, kocaman bir aynası olduğunu...