Çağdaş Türkiye Edebiyatı

Bakmak
Bakmak
Sevgi Soysal
Sevgi Soysal'ın ilk kitabı Tutkulu Perçem, 1962 yılında yayımlandı. Teyzesi Rosel'in kişiliğinden yola çıkarak yazdığı Tante Rosa (1968), farklı üslubuyla edebiyat çevrelerini şaşırttı. Kadın-erkek ilişkilerini ve evlilik temasını işlediği ilk romanı Yürümek'le (1970) TRT Sanat Ödülleri Yarışması Başarı Ödülü'nü kazandı. Hapishanede yazdığı Yenişehir'de Bir Öğle Vakti adlı romanıyla 1974 yılında Orhan Kemal Roman Armağanı'nı kazandı.
Tutkulu Perçem
Tutkulu Perçem
Sevgi Soysal
Tutkulu Perçem, gerçekliğin sıkıcı ve bunaltıcı kurgusuna düpedüz “dil” çıkartarak başkaldıran, önüne çıkan her şeye bir tekme atar gibi yaparken aslında hepsine takılan, düşecekken yazıya tutunup yürüyen ve çaktırmadan giden Sevgi Soysal’ın yola çıkış öyküsüdür.
Vur Ulan Vur
Vur Ulan Vur
Linç Öyküleri

Levent Cantek (Der.), Tanıl Bora (Der.)
Vur Ulan Vur’da linç saldırılarının neredeyse yarı-resmî kurbanı olan Kürtlerle ilgili öyküler de var, mağduru “müphem” öyküler de..
Çanlar
Çanlar
Gün Zileli
Gün Zileli, Bolşevik Devrimi’nden Gezi Parkı’na, şimdiki zaman direnişlerine, isyanla ve yaşam iştahıyla geçen bir ömrü anlatıyor. Dirençli, sokağı çağıran, gencecik.
Varoş
Varoş
Mustafa Yurthan
Mustafa Yurthan, yeni yazar. Varoş ilk roman… Dünya dönüyor, ay usul usul yükseliyor, kitaplar böyle yazıyor.
Ormanda Ölüm Yokmuş
Ormanda Ölüm Yokmuş
Latife Tekin
“Latife Tekin’e sözcüklerle başlanır. Şiirle okunur. Sessizlikle anlaşılır.” Haydar Ergülen
Emanet Şehir
Emanet Şehir
Levent Cantek, Berat Pekmezci
Emanet Şehir, bir Ankara hikâyesi, bir yalancının, başarısız bir yazarın, Şekip’in grafik romanı. Levent Cantek’in senaryosu ve Berat Pekmezci’nin çizgileriyle.
Barış Adlı Çocuk
Barış Adlı Çocuk
Sevgi Soysal
Yabancılaştırmayı, yabancılaştırılmayı, insancadan kopmanın etkin ve edilgin biçimlerini, insancaya dönme özleminin ve savaşımının çıkar ve çıkmaz yollarını; hem tek tek öykülerin içerisinde, hem de bunların bütünselliğinde kavranan bir diyalektikle sergiler Soysal bu öykülerde…
Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu
Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu
Sevgi Soysal
Oya Baydar, Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu için yazdığı önsözde şunları söylüyor: Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu’nu, otuz iki yıl sonra Sevgi’nin gözüyle ve yüreğiyle hatırlarken, anı yazma işi üzerine yeniden düşündüm. Neden bazı anı kitapları soğuk, ruhsuz, öğretmen edalıdırlar da bazıları sıcacıktır, insanı yüreğinden kavrar, sürükler?
Unutma Bahçesi
Unutma Bahçesi
Latife Tekin
“Yeni bir dil oluşturduğu Unutma Bahçesi’nde, ikircikli bir anlatı kuruyor Latife Tekin. Ve romanlarının göç güzergâhının sürdüğünü ima edercesine çarpıcı bir belirsizlikte karar kılıyor.” Jale Parla
Lucky
Lucky
Sezgin Kaymaz
Sezgin Kaymaz'ın, kendi okurunu edinmesini sağlayan ve yeni kuşak yazarlarda fazla rastlanmayan hasletleri var. İnsanları, özellikle kaderin sillesini yemiş olanları, aşağıdakileri, kaybedenleri iyi tanıyor. Romantikleştirmeden, groteskleştirmeden resmediyor onları.Yazarımız hikâye anlatmayı ve kurgulamayı da seviyor Allah için!
Ben Tek Siz Hepiniz
Ben Tek Siz Hepiniz
Hakan Bıçakcı
Beni beklerken, her zaman olduğundan daha güzel, daha savunmasız, daha cazip, daha derindi. Kendi eksikliğimi onun anlamlı yüzünden okumak... Ya gelmezsem kaygısıyla gerilen hatları, büyüleyici bir tereddütle etrafına bakınması, milyarlarca insanın yaşadığı koskoca dünyada sadece beni bekliyor olması... İşte bu baş döndürücü görüntü karşısında huzur içinde ölebilirdim.
Seyrek Yağmur
Seyrek Yağmur
Barış Bıçakçı
Rıfat, zamanımızın bir kahramanı gibi, bir niteliksiz adam gibi, bir aylak adam, bir lüzumsuz adam gibi, bir “R.” gibi, geziyor hayatın içinde. Hayat, arada Rıfat’ın dükkânına da uğruyor
Biz Bu Dağın Çiçeğiydik…
Biz Bu Dağın Çiçeğiydik…
Evrim Alataş
“Kimseye yaranamamak diye bir şey hakikaten varmış. (…) Bir yerde başka tepkiler, öbür yerde başka. Ne İsa ne Musa dedikleri bu olsa gerek. İki halk ve tamamen kopmuş iki dil. Gir bakalım araya, nereye buyur edileceksin? İyi bir şey mi yaptın, kötü bir şey mi? Sahi sen bunu niye yaptın? Kürt sineması nereye düşer abilerim ablalarım, emek nereye...”
Evlerimiz Poyraza Bakar
Evlerimiz Poyraza Bakar
Ethem Baran
Evlerimiz Poyraza Bakar ince bir yaz hırkasıyla gidilen çay bahçelerinin, bozkırda tek tük yükselen kavak ağaçlarının, öğle ezanı okunurken durgunlaşan kasabaların hikâyeleri. Ethem Baran, usul usul anlattığı taşrasını özenle istifliyor. Ustaca ve bozkır kokan.
Devrim Bize Güldü Geçti
Devrim Bize Güldü Geçti
Turgut Ulucan
Devrim Bize Güldü Geçti, Akpınar köylüsünün “darbe” ve “komünizm” ile imtihanının neşe yüklü buruk hikâyesi.
Yağmur Dinecek Kimse Bilmeyecek
Yağmur Dinecek Kimse Bilmeyecek
Harun Candan
Harun Candan yeni romanı Yağmur Dinecek Kimse Bilmeyecek’te, cinai yollara kıvrılan bir ilişkiyi, ustalıkla, neşeyle işliyor; usul usul ilerleyen bir tutku, doludizgin bir kaçış entrikası anlatıyor…
Epope Tatavla
Epope Tatavla
Ekin Can Göksoy
Ekin Can Göksoy, hayal ve gerçeğin iç içe geçtiği dumanaltı bir zihnin tahayyülleriyle sarılı bir tarihi anlatıyor, acılı ve gürültülü.
Bitirgen
Bitirgen
Figen Şakacı
Bitirgen bir büyüme hikâyesi. Küçük bir kız çocuğu, ergenlik arifesinde neler yaşadığını anlatıyor. Nasıl aklettiğini, nasıl dayak yediğini, nasıl direndiğini, küfrettiğini, kabullenmediğini, anlamaya çalıştığını mırıldanıyor.
Sinek Kadar Kocam Olsun Başımda Bulunsun
Sinek Kadar Kocam Olsun Başımda Bulunsun
Hatice Meryem
“A kızım, sinek kadar kocan olsun, başında bulunsun; sinek kadar olsun ama olsun...” Nasıldır mesela... Bir ayyaşın karısı olmak... bir apartman kapıcısının karısı... bir tornacının... bir cücenin... bir imamın... bir kuryenin... bir marangozun karısı... gardiyanın karısı... kasabın karısı... çok genç bir adamın karısı...
Ukde
Ukde
Akif Kurtuluş
Ukde kısacık, büyük bir roman. Ermenileri, Türkleri, kadınları, katilleri, hainleri, eski defterleri deşeleyen kederli bir ses.
Hodorçur
Hodorçur
Vatanını Arayan Bir Gezginin Seyahati

Raffaele Gianighian
Hodorçur, Raffaele Gianighian’ın 1915 Ermeni Soykırımı sırasında yaşadıklarının birinci ağızdan aktarımı.
Trenler Çıldırırsa
Trenler Çıldırırsa
Orhan Berent
Tren tutkunlarının, meşum kadınların, dolambaçlı işler çeviren erkeklerin paralel ilerleyen yollarına makaslar ekleyerek, hepsini aynı istasyonda buluşturuyor Orhan Berent.
Gölgesizler
Gölgesizler
Hasan Ali Toptaş
Cennet’in oğlu kendini kendi varlığında yok etmişken, gerçekten kadının dediği gibi bir kez daha yok olmuşsa durum kötüydü. Bu işin sonu yavaş yavaş köyün tamamen yok olmasına dek gidebilirdi. Belki köy zaten yoktu da bunu kimse anlayamıyordu henüz; köylülerin hepsi alışmıştı yokun varlığına...